·160 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Aralık 2022 23:28 "Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı gene aynı şekilde fakat her şeyden habersiz yaşayıp gidecektim.Sen bana dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu,benim de bir ruhumun bulunduğunu öğrettin."
Sabahattin Ali'nin yazmış olduğu kitaplardan okumuş olduğum üçüncü kitaptır Kürk Mantolu Madonna.Ruhuma bir nakış gibi işleyen bu kitabı bitirdikten sonra kitap bende derin bir hüzün bıraktı.Bir iki dakika kendime gelemediğimi söylesem yalan söylemiş olmam.Kitabın konusu Rasim adli karakterin vaktinde çalışmış olduğu işinden çıkarılmasını,yakın arkadaşı Hamdi tarafından yeni bir işe başlamasını,bu işinde aynı ofiste calışmış olduğu sessiz sakin bir insan olan Raif Efendi'nin bu sessizliğinin nedenini anlamaya çalışmasını,Raif Efendi'nin artan hastalığı,rahatsızlığıyla beraber işe gelmemesinden ötürü Rasim tarafından işlerinin evine getirilmesini,bu gidiş gelişlerle beraber Raif Efendi'yi daha yakından tanımaya başlamasını,Raif Efendi'nin hastalığının ilerlemesiyle Rasim'den çalışma ofisindeki masanın çekmecesindeki defteri getirip yakıp atmasını,Rasim'in ondan izin isteyip defteri okuduktan sonra yakmasını,Rasim'in izni almasıyla defteri okumasını ve Raif Efendi'nin bu defterle beraber onun bu sessizliğe bürünmesinin arkasındaki hikâyeyi,onda derin iz bırakan bir kadın ile yaşamış olduğu aşk hikâyesini öğrenmesinden bahsetmektedir.
Raif Efendi'nin hikâyesini okuduktan sonra onun artık çevresini umursamamasını,karamsar bir ruh haline bürünmesini insan anlayışla karşılıyor doğrusu.Hayatının kadınıyla beraberken"Benim de bir ruhumun olduğunu öğrettin." dediğin kadınla bir olayla beraber arana mesafelerin,yılların girmesi ve bununla beraber sende ona dair bir şeyin kalmaması,onu hatırlatacak herhangi bir şeyin sende olmaması gerçekten acı bir şey.Bununla beraber aradan o kadar yılın geçmesine rağmen onu unutmaması,her daim kendi benliğinde yaşatması,aşkın ne kadar güçlü bir şey olduğunu gösteriyor insana...
İlerleyen olaylarla beraber bazı durumlarda "Ya neden öyle yaptın;neden şöyle yapmadın ?" dediğim de oldu.Bir de kitapta şöyle bir durum da var:Raif Efendi'nin yazmış olduğu defteri okurken sanki o defteri biz yazmışız da kendi yazmış olduğumuz defteri okuyormuşuz gibi bir havaya da sokuyor.
Kitabın üslubuna değinecek olursak kolaylıkla anlaşılabilecek,okuyucu sıkmayadan,sürükleyici bir üslubunun olduğunu söyleyebilirim.Cümlelerde geçen bazı eski kelimelerde takılsam da genel anlamda rahat,akıcı ve sürükleyici bir eser.
Bu kitabı e-kitap şeklinde;tablet üzerinden okuduğumdan ötürü bu e-kitap olayıyla ilgili bir şeyler söylemek istiyorum.Teknolojinin gelişmesi çeşitli alanlarla beraber kitap sektörünü de etkilemiştir.Artan kitap fiyatlarından ötürü bu yol ne kadar mantıklı gibi görünse de ben doğrusu kitap okumak için böyle bir yolu tavsiye etmek istemem.Bu tarz bir yolla kitap okumayı kimileri kendince uygun görse de bana pek uygun gelmediği sonucuna ulaştım bu kitabı e-kitap şeklinde okumakla beraber.Nedenleri ise:
1-Her ne kadar göz yormayacak programlar veyahut buna uygun araçlar (Örneğin Kindle gibi...) olmasına rağmen uzun süre ekrana bakmakla beraber gözler de bir müddet sonra yorulmaya başlıyor.
2-Kitap okumak sadece yazılardan ibaret kağıtları okumaktan ibaret bir şey değildir.O kitabı eline aldıktan sonra kitabın kokusunu içine çekmek,o kokuyu iliklerine kadar yaşatmak her kitap severin sevdiği şeylerden biridir.Ancak e-kitapta bunu hissiyatı yaşamak pek mümkün olmuyor.Kitapla bütünleşmek zor oluyor yani.
Bu gibi nedenlerden ötürü e-kitap şeklinde kitap okumayı tavsiye etmem ancak okuyabilenlere de saygı duyarım.