·413 syf.····Okunma: 10 Nisan 2022 15:37 Bu kitap uzun süredir okumak istediklerim listesindeydi. Sıra çok geç geldi ona . Şimdi değilde sanırım on yıl önce okumuş mu alaydım, beni etkilerdi diye düşünüyorum.
Kitap ile ilgili daha önce okumuş arkadaşlarımdan bir ön bilgim vardı . Sovyet Rusya dönemde yasakladığı ve ölen arkadaşının cenazesine giden bir adamın yol boyunca düşündükleri ile ilgiliydi . Kitabın ismi de burdan geliyordu.
Kitabı elime almadan önce kendi ölümümü düşündüm. Sanki ben ölmüşüm ve cenazeme katılıyorum da aklıma neler gelirdi düşündüm . Bir günüm bir asra nasıl bedel olurdu . Otuz yıllık ömrüm geldi gözümün önüne , hepsini hatırlamaya çalıştım . İlk kalp ağrısından, annem - kız kardeşimi kaybetmeme, ilk okumayı söktüğüm kelimeye ( ilk okuduğum kelime petrol ofisi idi :) ) , acılarıma, pişmanlıklarıma , kendime kızdıklarına , başarılarına , başarısızlıklarıma, hayalkırıklıklarıma, kırdıklarıma vs vs . Bu yönüyle çok iyi geldi bu kitap bana , bu değerlendirmeyi kendime yaptığım için.
Kitaptan beklentim , psikolojik yönü ağırlıklı olmasaydı . Ölüm karşısındaki hüznü tasvir edeceğini düşündüm . Okudukça öyle olmadığını anladım, aslında Yedigey’ in sadece hayatını anlatıyordu . Bu yönüyle ilk eksi notumu burdan aldı.
İkinci eksi notum ise Sovyet Rusya’ yı eleştirdiği için yasaklanmış olduğu için bende merak uyandırmasıydı . Açıkçası çok suya sabuna dokumamış yazar , Sovyet Rusya’ya ait öyle derin eleştiri görmedim .
Üçüncü ve en büyük eksisi yazarın tasvir , kelime haznesi, hayal gücü , olaylar arasında bağlantı kurması, dağınık tarzı, basit anlatım tarzıydı . Bu sebeple kitabı bitirene kadar süründüm . Mideme kramplar girdi bitirene kadar . Sovyet Rusya ile binlerce eleştiri yapılabilir . Pratikleri ile faşizm ile eş değer görülebilir . Ancak kelimesini kullanmak istemezdim ancak Sovyet Rusya’ nın sanat , edebiyat , tiyatro vs alanımda bünyesinde bulunan bugün bağımsız olan büyün ülkeleri etkilemiş ve bu konuda katkı sağlamış olmasıdır . Yazar da bunun esamesini görmedim . Bu bağlamda kitabın üzerinde 176 dile çevirili olduğu notu benim için yanıltıcı bir bilgi olmasıdır . 176 dile çevirilerek kadar zengin bir içerik ve üslup göremedim .
Yedigey’in ölen arkadaşının eşine göz dikmesi ve bunu Goethe ‘nin yetmişinde genç bir kadına aşık olması ile desteklemeye çalışması da beni ayrıca çok rahatsız etti . İki yanlış bir doğru etmez . Yazar Cemile kitabında da yengisine aşık olan bir kayınbiraderden bahsediyor . Yazarın sürekli yasak aşkı işlemesi ( ki toplumumsal ahlak normlarım yoktur ) bende fantezilerinin olduğu hissini uyandırdı.
Kitabın sonunda beni etkileyen bir şey oldu . Cenazeyi gömme sırasında muhatap oldukları bir teğmenin anadilinden utanması -korkması sebebi ile
‘Görevimin başındayım Rusça konuşun lütfen ‘ demediydi . Dil ağrıyan dişe değer , dişim ağrıdı .
Aklıma 1980’ lerdeki ve dünyanın en kötü 5 cezaevleri arasında gösterilen Diyarbakır cezaevi geldi . Tek kelime Türkçe bilmeyen insanlara Kürtçe konuştukları için yapılan işkenceler . Duvarlında şu sloganlar yazılıydı ;
‘ Türkçe konuş , çok konuş ‘
‘ Burda Allah yok, peygamber tatile çıktı ‘
Yani benzer acılar hep uzaklarda yaşanmıyor .
Son olarak çevirmenin notuna göre kitabın asıl en vurucu yerlerinin çıkarıldığı bölümdür . Sovyet Rusya bu bölümleri sakıncalı bulduğu için yasaklamıştır . Kitabın devamı ‘ Cengizhan’a Küsen Bulut’tur ‘ . Çevirmene göre bu kitap da okunmadan kitap bitmiş sayılmaz . Şuan onu okuyacak kafada değilim ben, belki daha sonra .
Okuruna keyifli okumalar .