·408 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Nisan 2022 09:40 Yazarın tek kitabı Uğultulu Tepeler.
İşe giderken hiç düşünmeden attım çantaya bu kitabı. Okumayı çok istiyordum ama cesaret de edemiyordum açıkçası. Buradan o kadar yorum okudum ki gözüm korktu, yarım bırakır mıyım acaba diye bile düşündürdü.
Amaaa yarım bırakmadım. Aslında bırakılacak gibi de değil. Çerçeve roman tekniğiyle yazılan eserde asıl olayı okurken sürüklenip gidiyorsunuz. Çayınızı çekirdeğinizi alın bu kitabı okuyun yani. Anlatıcı, Ellen-Nelly-Mrs.Dean, hikayeyi anlatırken köşede oturmuş ben de onu dinliyormuşum gibi hissettim.
Kimileri büyük bir aşk romanı diye yazsa da ben öyle düşünmüyorum. Tamam aşk var ama yani garipti.
Bu kitap için nefretin, kinin, hırsın ve intikamın kitabı diyebilirim.
Yazarın okuyucuya yansıtmak istediği ya da karakterlerin yaşadığı duyguları tamamen hissettim. Aşırı aşırısı sinirlendiğim yerler, karakterlere kızdığım yerler çok oldu. Hatta o sayfaları su içer gibi okudum devamında ne olacak diye merak ettiğim için.
Bir insan bu kadar kötü olabilir mi? Şeytan köşeye kurulup ağzı açık izlerdi yapılanları. O derece.
Çocukluk travması muazzam güzel işlenmiş bana kalırsa.
Bu yapılanları okurken çocuklukta yaşanılanları ileride ne gibi durumlara sebep olduğunu açıkça görüyoruz. Bir çocuk nasıl yetişirse geleceği de karakteri de öyle şekillenir. Seveyim diye yapılacak şey değil. Canlı miras bırakıyorsun sonuçta. Bu sebeple bir çocuğu yetiştirmek için özenli ve dikkatli olunmalı. Sevginin, şefkatin, merhametin eksik olduğu, saygının olmadığı yerde en ufak şey sorundur ve karaktere, ileriki yaşama eksiler katar.
Emily Bronte'a hayran oldum <3
Kitap Hakkında (sonlara doğru ipucu uyarısı !)
Bir yabancının Uğultulu Tepeler'e gelmesiyle ve oradaki çiftliği kiralamasıyla başlar kitap. İyi hikayeler böyle başlar :)
Mr. Lockwood kiraladığı çiftlik evine gelir ve sahibi Mr. Heathcliff'i ziyaret eder.
Evine dönüp diğer günlerden birinde tekrar ziyarete gider fakat fırtına ve kardan dolayı orada Mr. Heathcliff'in evinde yani Uğultulu Tepeler'deki evde kalmak zorunda kalır. Orada diğer yaşayanlar, Hereton, Catherine, Joseph ve Zillah, ile yemeğe oturur. kimin kim olduğunu çözmeye çalışır. Hepsinin yüzü sirke sattığı ve hayattan nefret ettikleri için karakterimiz, Mr. Lockwood, onlar hakkındaki her şeyi merak eder.
Gece uyuması için bir odaya gönderilir Mr. Lockwood. Odanın duvarlarında 3 farklı soyadıyla yazılan isim, Catherine Earnshaw-Heathcliff-Linton, onun dikkatini daha fazla çeker ve yanındaki eşyalarda, kitaplarda bir araştırma yapar. Uyuyakaldığında ise korkunç rüyalar görür.
Sabah ilk iş olarak evine giden Mr. Lockwood o kişinin kim olduğunu merak ettiğinden dolayı yemek yerken evdeki yardımcısı Ellen'a "Ev sahibimi daha yakından tanımak istiyorum biraz anlatır mısın?" diye sorar ve Ellen da örgüsünü alıp taa Catherine'nin ailesini, Catherine ve Heathcliff'in çocukluklarından itibaren bugüne doğru yaşanılanları anlatmaya başlar. Asıl hikaye budur.
Okurken bu nasıl kötü kalplilik, bu nasıl yaşam diye sorguladım. Heathcliff'i öldüresim geldi. Dediğim gibi duygular çok güzel işlenmiş. İliklerinize kadar hissediyordunuz.
Tekrar söylemek istiyorum BAYILDIM !!!
Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkürler <3