Gönderi

Bir Aşk Hikayesi Değil, Psikoloji Öğrencilerine Tez Konusu Olabilir Ancak.
2/10
·272 syf.··
2022 17. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2022 00:00
Merhaba. Kitabı ya da incelemeyi okumak için vakti olmayanlara kitap özeti: Ahmet Kaya, Türkü, halay, kaçak çay, kahvaltı, ağlamak, bayılmak, tekrar ağlamak ve tekrar bayılmak. Kitap satan sitelerde ve burada, bu kitap hakkında iyi yorumlar gördükçe beyin sarsıntısı geçirdim. Çünkü bu kadar problematik bir ilişkiyi ve saplantıyı insanların duygusal(!) ve romantik(!) bulması çok acı doğrusu. Çünkü bunu okuyan ruhen ve fizikken belirli bir olgunluğa erişmiş, sağlıklı her birey bunun normal bir aşk hikayesi olmadığını kavramalıydı. Irkçılık gibi önemli bir sosyal meseleyi ele aldığını iddia eden ve bunun için kitap adını “Bir Kürt Sevdim” yapan yazarımız "Elektriğe ve ışığa hükmettiğimiz modern dünyada neden hala ırkçılık var, neden önüne geçemiyoruz, ne yapmalıyız?" gibi sorulara yeni bir fikir sunmak yerine sağlıksız ve zehirli bir ilişkiyi allayıp pullayarak, çiğköfte içine atılan isot gibi hikâyeye bol bol acı katarak anlatmış bize. Kimse de çıkıp yalnızca iki ay tanıdığı birisiyle evlenmeye kalkan -ki normal bir insan sahiplendiği yavru kedinin huyunu bile o kadar kısa sürede çözemezken- onun direktifleri doğrultusunda kıyafetini değiştiren, sevdiği kişiyi kıskandığından kimseler görmesin diye arkadaş bile edinmeyen, terk edildiği için yataklara düşüp psikolog kapısı aşındıran, kendine öz saygısı ve öz sevgisi asla olmayan, yaşadığı her zorlukta ayılıp bayılan IQ yoksunu drama queen bir ana karakter yazdığı için yazara iki çift laf etmemiş. Üstelik yazdığı erkek karakter de ayrı bir fiyasko. Partneri ile cinsel ilişki yaşadığında, kadının değerinin düşeceğini düşünen, kendisi zamanında özgür bir cinsel hayat yaşayıp evleneceği kişinin “helal sütü emmiş namuslu” olmasını isteyen beyni vitamin ve fosfordan bir hayli yoksun birisi. En kötüsü de bunu okuyan insanların ilişki dinamiğinde normal olan şeyler bunlarmış gibi algılaması, saplantıyı aşk sanıp romantik bulması. Ayrıca birisi yazara her Kürt’ün esmer olmadığını; sarışın, kumral, ela gözlü, yeşil gözlü de olabileceğini söylesin lütfen. Zira kitapta Gülşah’ın sevgilisini düşünerek “Sevdiğim her esmer çocuk başında onu görüyordum” tarzı cümlelerini okurken baygınlık geçirdim. Kitabın sonu ise ayrı bir fiyaskoydu. Sevgisiz, problemli bir ailede büyüyen Gülşah’ın sırf çocuk sahibi olabilmek için duygusal olarak hiçbir şey hissetmediği birisiyle evlenip çocuk yapması, evlilik içinde sürekli şiddet görmesi ve bunu da Şahin’i beklemediği için -oysaki Şahin ona haber gönderip kendi hayatına devam etmesi gerektiğini söylemesine rağmen- kendine reva görmesi nasıl bir akıl tutulmasıdır. Üstelik çocuğu şiddet dolu sözde aile ortamından mahrum kalmasın diye boşanmaması da ayrı bir tez konusu. Acaba yazar farkında mı ki bu ülkede şu an yaşadığı problemli mutsuz ailede büyümek yerine boşanmış ebeveynleriyle daha normal bir hayat yaşamak isteyen kaç genç var? Üstelik kitap boyunca paragraflarca “adamlığı” övülen Şahin’in yıllar sonra Gülşah’ı evli ve hamile görünce kelimenin tam anlamıyla yüzüne bile bakmaması, sanki kıyamet kopmuş gibi ağlayıp tepki verip yaşadıkları her şeyi o kutsal aşklarını(!) bırakıp gitmesi saçmalığın daniskasıydı. Son olarak kitabın tek iyi yanı, 1 puan yerine 2 puan vermemin nedeni olan konu yazarın psikoloğa ve terapiye gitmenin normal bir şey olduğunu, tıpkı bedensel hastalıklarımızda doktora ihtiyaç duymamız nasıl normal bir ihtiyaçsa, ruhsal hastalıklarımızda da doktora ihtiyaç duymak normaldir mesajı vermesi kitapta doğru olan tek şeydi diyebilirim.
Aşk
Bir Kürt SevdimDilek Bilgiç Esen · Müptela · 20228bin okunma
··
6,5bin Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu tarz ticari kaygılarla, ergenlikten yeni çıkmış yazarların yazdığı edebi değeri olmayan kitaplar için biraz fazla bir eleştiri olmuş sanırım. Son yıllarda her güzel şeyin içinin boşaltılmasından, her hareketin ticari kaygı taşımasından romanlar da nasbini aldı tabi ki. Emin olun eleştirdiğiniz şeyleri yazar yazarken farkına bile varmamıştır. Roman mı roman (hasbelkadar), içinde aşk var mı? Var. Ergenlere hitap ediyor mu? Eiyor. Bas gitsin mantığı.
BT
Gönderi Sahibi
Yazdıklarınız çok doğru fakat bunu yazan insan yetişkin birisi. Üstelik okuyucu kitlesi de sadece ergenlerden değil yine yetişkin insanlardan oluşuyor. Kim bilir kitabın sonunda karakterin şiddet gördüğü halde aile ortamını bırakmadığını okuyan kaç tane yetişkin insan "aa bak ne iyi yapmış, doğru olan da bu" demiştir. Böyle çöp çöp düşünceler doğru kabul edilip sonraki jenerasyonlara aktarılıyor en kötüsü.
Pragmatik dünyanın pragmatik olma çabasındaki insanların yalnızlığını ve kişisel çıkarlarını maskelemek için yöntemler silsilesinin parçaları. O yüzden bazı kitapların isimsel çağrışımlarına kapılmamak ruhsal sağlığımız için gereklilik. Ve ayrıca Ergenliğin biyolojik yaşla bağlantısı % 100 olmadığını da gözden kaçırmamalıyız.
hayatımda okuduğum en iyi eleştiriydi. kitaptan daha etkileyici olmuş. ellerinize sağlık