Bulgakov yazarın, Moliere yazar hakkında bir biyografi özelliği taşımasının yanında 1600’lerin Fransa tarihi hakkında bize bilgi aktarıyor. Yazdığı oyunların yobazlar, krallar tarafından nasıl karşılandığını, sevilip ve sevilmediğinin nedenleriyle, ortaya döküyor. Tiyatroyla nasıl tanıştığını, ekibini nasıl kurduğunu ve bunun yanında özel hayatı hakkında gerçek ve yaratılan sansasyonel durumlara da değinmeden geçmiyor. Üstelik yazdığı oyunlardan dolayı ölümünden sonra din adamlarının onu hiç bir toprağın kabul etmeyeceğini ve din adamların onu gömmeyeceğini öğrenmiş oldum. Bir tiyatro ve tarih ile ilgilenen kitap severlerin okuması gereken bir kitap olduğu kanaatindeyim.