·112 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Nisan 2022 15:13 Uzun zamandır Nabizade Nazım okumak istiyordum ve tam 5 yıl aradan sonra yazarı tekrar okuma fırsatı bulduğum için oldukça mutluyum. Antalya’da yaşayan Karabibik adlı bir köylünün yaşam mücadelesini anlatan bu kitap (roman diyeceğim lakin tam bir roman değil, hikaye desem ona da dilim varmıyor, kitap diye geçiştiriyorum) aynı zamanda köylünün içinde bulunduğu sosyal durumu yansıtması bakımından önemlidir. İlk köy romanımız olması hasebiyle önemi büyüktür. Toplam 5 bölümden oluşmaktadır. Yazarın anlatım dili de göz önüne alındığında (açıklayacağım) Yüzbaşı olarak Beymelek’te (Antalya - Demre) 6 aylık kaldığı dönemde bu eseri kaleme almıştır.
Güzel olan bir diğer emek ise hazırlanış sürecinde Antalya’nın topografyasını çıkartmak için görevli olarak gittiği yerde çevre halkının içine karışarak, yaşamlarını incelemesi ve bunun sonucu olarak köy yaşamını kaleme almasıdır. Bu da aynı zamanda kaleme aldığı ve edebiyatımızda da türünün ilki olan örneğin, ne kadar kıymetli bir çalışma olduğunu gösteriyor bizlere.
Girişi oldukça dikkat çekiciydi bana göre. Bunun belli başlı sebepleri var lakin kısa bir özet geçersek Anadolu köylerine ve köylülerine uzaksınız, onlara ulaşmanız için size bir kapı aralıyorum, halkımızın neler yaptığını görün gibisinden bir yaklaşım, anlatım ve serzeniş bizleri beklemekte.
İçerik olarak ise bana göre zayıf bir romandır. Tabi çok büyük, muazzam şaşırtıcı bir öykü beklemiyordum. Ancak senaryo bana göre sınıfta kalmıştır. Buradan niyetim kötülemek değil, ne haddime. Karabibik karakterinin kızını sürekli olarak birileriyle evlendirme çabası var. Belki böyle deyince normal geliyordur lakin bunun sebebi bir çift bedava öküz alabilmek. Acaba değişen senaryo Kemal Sunal filmindeki o paraya iki çift öküz alırız kısmına bir gönderme miydi? Birbiriyle bağlantılı şeyler sonuçta bizim sinemamız ve geçmiş dönem kitaplarımız.
Senaryo zayıf dememin sebebi ise eşini hastalıktan kaybeden adamın, para kazanmak için çok özür dileyerek, kızını adeta satma çabalarına girişi, olmayınca tefeciden para alması ve başka birine yine iki öküzü bedavaya getirmek için kızını verme çabası. Aslında bir köylü eleştirisi mi yoksa özelinde sahip çıkılmayan, unutulmayan köylünün kendince ‘Son Çare’ adı altında yaşadıklarını yansıtarak yönetim eleştirisi mi olduğunda kararsızım, gerçekten.
Eserin önemi için kısa kısa bahsedersek de edebi bir kaygıdan uzak, bizim yeni dille ‘Rahat’ bir roman olduğunu söyleyebiliriz. Burada kullanılan ‘Ağız’ da önemli bir etken tabi. Köy gerçeğini anlatan bir romandır. Roman yerine uzun hikaye de diyebiliriz. Geçim sorunu ve toprak meselelerini anlatan bir eserdir. Toplumcu Gerçekçi bir eserdir. Bu şekilde özetleyebiliriz.
Hepimize iyi okumalar dilerim..