·263 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Nisan 2022 11:45 Çok okundu, çok sevildi, uzun süre dillerden düşmedi, hep bir şey çıktığı için okuyamadım nedensiz bekledim ama demek ki doğru zaman şimdiymiş.
İlk kez Ayfer Tunç okudum, doğru bir başlangıç denebilir mi bilmiyorum ama bence eşsiz bir başlangıç oldu, şunu fark ettim ki ben kadın yazarları hele ki bizden ta en içimizden sanki İsa'dan öncesinden beridir süregelen antik bir mit gibi bir parçanın bütünü olduğumuz o yazgımızla bu toprakların kadınlarını okurken şu zamana kadar kendi okurluğum içerisinde olabilecek en nayif ve kırıcı hissiyatları yaşıyorum, bu yüzden benim için çok özel oldu.
Ayın kızı Şebnem, annesi gibi güzeller güzeli, pervasız, kimine göre arsız, herkes tarafından bir şekilde bir parçası koparılıp itilip kakılmış tıpkı annesi gibi, her şey Şebnem'in hayata ve çevresine hesap sorarcasına fakat aynı zamanda tıpkı Venüs'ün doğuşu mitinde olduğu gibi varoluşunun olağan aldırmazlığıyla bayağı kabul edilen bir dergiye verdiği pozlarla başlıyor, şimdi neler düşünelecek hakkında ardına bile bakmıyor adeta. İlk aşkın ve hakim erkek egemen zihnin ezilmiş manasız bir boşluğun içinde sıkışmış hisseden Ersin, iyi aile kızı olmanın bedelini hiç gelmeyecek bir yarının özgürlüğünde arayan Selda, toplumun en kuytusunda dahi olsa kurallarca ve normlarca şekil alıp bunu kabul edip ilerletmek isteyen Bünyamin.
Karakterlerin her birinin birbirleriyle çok ince sanki pamuk ipliği gibi bir bağla bağlı olmasını, onların düşüncelerinde ve anlık zihinlerinde sanki trende beraber seyahat ediyormuş, uzaktan izleyip bir bira biraz fıstıkla bu çok gündelik anın içinde seyirciymiş gibi duru anlatımı çok sevdim. Üçlemenin devamı için heyecanlıyım.