Nafiledir gelmiş geçmiş tüm zaman; çocuğunki de değil yalnızca, herkesinki keza; ne kadar çok şey olursa olsun ne denli büyük bir coşku duyulursa duyulsun, ne denli acı çekilirse çekilsin, zamanın içindeki tek bir ana mal edilir ve yitip gider o da sonra: sıkısmış kar kadar kaygandır her sey.
"Böyle dedi, Helene'nin göğsünde yüreğini oynattı.
Dillere destan gerdanından tanıdı Helene tanrıçayı,
İnsanın içini bir hoş eden göğsünden,
Ateş açan gözlerinden tanıdı onu.
Titredi önce, sonra boşalttı içini:
"Yine mi sensin tanrıça,
Neden hep baştan çıkartmak istersin beni?
Söylesene, niyetin ne,
Beni daha uzaklara, Phrygaria'ya,
Şirin Meonie'nin bakımlı bir iline götürmek mi?
Oralarda ölümlülerden bir adamın var mı ki?
Tanrısal Aleksandros'u yendiği şu sıra,
Menelaos alıp eve götürecekken beni tam,
İler tutar yeri kalmamış beni,
Çıktın yine karşıma bir sürü düzenle.
Paris'in yanına kendin git yerleş haydi."