Jean Rhys

Jean Rhys

Yazar
7.3/10
79 Kişi
·
275
Okunma
·
7
Beğeni
·
1.272
Gösterim
Adı:
Jean Rhys
Unvan:
Dominikli Yazar
Doğum:
Roseau, Dominika, İngiliz Batı Hint Adaları, 24 Ağustos 1890
Ölüm:
Exeter, Devon, İngiltere, 14 Mayıs 1979
Jean Rhys, 1894'te Batı Hint Adaları'nda doğdu. Galli bir hekimle Kreol bir kadının kızıydı. Asıl adı Ella Gwendolen Rees Williams'dı. 16 yaşında gittiği Londra'da bir süre oyunculuk yaptıktan sonra Paris'e taşındı ve İngiliz romancı Ford Madox Ford'un yüreklendirmesiyle yazmaya başladı. Öykülerini topladığı Sol Yaka (1927) adlı kitabını 1929'da ABD'de Dörtlü adıyla yayınlanan Duruşlar (1928), Ayrılıktan Sonra (1931), Karanlıkta Yolculuk (1934), Günaydın Geceyarısı (1939) adlı romanları izledi. Avrupa'daki bohem çevreleri anlattığı bu yapıtlarıyla ün kazandı. Yazmaya otuz yıla yakın zaman ara verdikten sonra, Batı Hint Adaları'nda geçen Geniş, Geniş Bir Deniz (1966) adlı romanıyla yeniden yazarlığa döndü. Rhys'in başyapıtı sayılan bu roman, Charlotte Brontë'nin Jane Eyre' indeki Mr. Rochester'ın akıl hastası olan ilk karısı Antoinette Cosway'in gençlik yıllarını konu alıyordu. Daha sonra iki öykü kitabı yayınladı. 1979'da İngiltere'de, Exeter'de öldü. Tamamlayamadığı biyografisi Gülümseyin Lütfen aynı yıl yayınlandı.
Şimdilik, yaşamaktan uzak durmanın çok daha hoş olduğu kuşkusuzdu. Ve kitaplar, onu uzaklaştırabiliyordu.
Jean Rhys
Sayfa 100 - Can Yayınları
280 syf.
·Beğendi·9/10
İlk bir kaç öyküde sıkılarak okumuş olsamda aslına bakılırsa bazıları var ki içimi sızlattı derinden etkiledi.Dokunduğum her bir satırda kendimi onların yerine koyarak okudum,onlarla bütünleştim nasıl bittiğini bile anlayamadım...Okumanızı tavsiye ederim, hikaye sevenler için mükemmel bir derleme.Keyifli okumalar diliyorum.

Kadınların çocukluklarından yaşlılıklarına ömürleri boyunca içinde yer aldıkları çeşitli durumları gösteren öyküler bunlar; yaşam boyu verdikleri var olma savaşı; anne, eş, kız çocuğu, sevgili, metres olarak sürekli kendilerini bir erkek üzerinden tarif etmenin ağır, uzun yolu; bu uğurda onları çoğu kez karşı karşıya getiren ilişkilerin eşitsiz aritmetiği? 

Durumların bir aradalıklarından, öykülerin art arda dizilişlerinden bir üst cümle kurmak istedim. Dönüp tek tek hikayeleri, durumları yeniden gözden geçirmemizi sağlayacak olan bir üst cümle? Edebiyatın asıl gücünün burada saklı olduğunu düşünüyorum. Akıp gideni durup görmemizi sağlayacak olan bir atmosfer yaratmak, bir dünya kurmak. Öğrenmiş gözlerle bize hayatı yeniden iade etmek. Yazdıklarım bir yana okuduklarımı okurla paylaşma isteğim de bu yüzden... 

Yazarlar 
Roald Dahl - Margaret Atwood - Flannery O'Connor - Judith Hermann - Jean Rhys - Katherine Mansfield - Dorothy Parker - Tama Janowitz - Doris Dörrie - Hanif Kureishi - Charles Bukowski - I. Bachmann - Italo Calvino - V. S. Pritchett - Marta Lynch - Vasco Pratolini - G. G. Marquez - D. Lessing - Alice Walker - Jhumpa Lahiri - Elsa Morante
(Tanıtım Bülteninden)
188 syf.
·2 günde·10/10
Jean Rhys'ın 1939'da yayınlanan ve hiç de ilgi görmeyen, hatta diğer eserleriyle beraber edebiyat eleştirmenleri tarafından aşağılanan bu kitabı yirmi yıl sonra BBC tarafından bir radyo tiyatrosuna dönüştürülünce dikkat çekiyor. Yazarın ilk dört eseriyle beraber Günaydın Geceyarısı da yazarın dağınık, kopuk hayatının yansımasından başka bir şey değil gibi. Hatta Karanlıkta Yolculuk adlı eserinin bıraktığı yerden devam ediyor gibi bir his de yaratıyor.

Eserin bilinç akışı tekniğiyle yazıldığını söyleyebiliriz; ancak bu da tam anlamıyla doğru olmayabilir, zira yazar bazen geçmişi uzun uzun ve kronolojik sırasına uygun şekilde hatırlayarak daha alışıldık bir tarzda yazmaya devam etse de , ardından yine kopuk, hızlı, heyecan ve duygu karmaşalarıyla dolu tarzına dönüyor. Bu, kitabın rahat okunmasını kolaylaştırıyor elbette. Tamamını düşündüğümüzde kitabın kaybolan, acı çeken, yanlış yaşamış, ama doğru yaşamanın ne olduğunu bilmeyen bir kadının yıkılışını anlattığını da söyleyebiliriz. Yazarın hayat öyküsüne uygun düşen belki otobiyografik ögeleri fazla bir roman bu. Rhys, 16 yaşında doğup büyüdüğü Dominik'ten ana vatanı İngiltere'ye döndüğünde yaşadığı kültür şokunun etkisini uzun süre atamıyor ve hayatta kalmak, tutunmak adına yaptığı bütün girişimler bir şekilde ya yarım kalıyor, ya engelleniyor; Rhys Dominik'e dönmeyi çok istemiş olmalı başlarda, sonra tutunma kaygısı ağır basmış olmalı. Sanatçı olmak, tiyatro yapmak yolunda attığı bütün adımlar da engellenmiş, başarısızlık bütün hayatına hâkim olmuş Rhys'ın. Babasını 20 yaşında kaybedince esas darbeyi yiyor ve bundan sonrası erkeklere bağımlı yaşadığı, para aldığı, kürtajlar ve yoksunluk, karmaşa ile dolu bir hayat oluyor. Benim okuduğum iki kitabında da erkeklerle ilgili gözlemleri hep aynı yazarın: sonu gelmek bilmeyen bir basitlik, sömürü, istismar, çakallık ve yine de bir erkek tarafından sevilme, ona ait olma arzusu... sonra arzularla gerçeklerin bitmeyen, sonu gelmeyen karşılaşmaları.

Günaydın Geceyarısı da en az Karanlıkta Yolculuk kadar irkiltici, etkileyici bir üslûp ve atmosfere sahip bir eser olarak anlaşılan o ki esas gücünü yazılanların gerçek olmasından alıyor. Rhys, kesinlikle çok net görülebilen bir dünya çiziyor, burada karakterler yaratarak değil ama iç dünyasını bütün zorlayıcılığıyla, çok az olay örgüsüne sarıp sarmalanmış batıcı, acıtıcı ruh halleriyle ortaya koyduğunu söyleyebiliriz. Kadın ve insan olmanın bedeli çeşitli şekillerde kendisine ödetilmiş, o da bu dünyada istismar ederek ve edilerek hayatta kalmaya çalışmış bir insan olarak Jean Rhys'ın bu eseri de kesinlikle okunmayı hak ediyor.
165 syf.
·7 günde·10/10
Jean Rhys'ın 1934 yılında yazdığı bu kitabı kendi yaşamından bolca izler taşıyor. Rhys, Dominik'te doğup 16 yaşında İngiltere'ye taşınıyor. Kültür şokunun etkisini yazar bizzat yaşamış, ne eski toplumundan kopabilmiş ne yeni ülkesine alışabilmiş önceleri. Karanlıkta Yolculuk'ta 19 yaşındaki baş karakterimiz Anna da yazar gibi Batı Hint Adaları'ndan gelerek Londra'da hayata tutunmaya çalışıyor, ancak kitap boyunca eski hayatı, çocukluğa duyulan özlem, iyi ve güzel olduğu kadar kötü hatıralar da Anna'nın zihninde belirip kayboluyor. Jean Rhys'ın İngiltere'deki ilk zamanları aksanı ve farklı alışkanlıkları sebebiyle aşağılanarak geçmiş, öyle ki öğretmenleri babasından Rhys'ı düzgün İngilizce konuşmasının neredeyse imkânsız olduğunu söyleyerek almasını istemiş okuldan. Anna da bir tür yabancı gibi yaşıyor, odaklanamıyor, uyum sağlayamıyor. Aşk bir kurtuluş yolu gibi, ne de olsa gencecik ve herşeyin güzel olacağını sanıyor Anna, böylece karanlığa yapılan bir yolculuğa başlıyor, kitabın sonuna dek herşey daha ışıksız, daha karanlık olana dek Anna'nın yaşadıklarını okuyoruz.

Kitabın çok güzel bir dili var, yer yer bilinç akışı tekniğiyle bu üslûp daha da etkileyici bir hâl alıyor. Kitabın önsözünde yazarın arkadaşına yazdığı bir mektup var, orada kitaptan büyük çoğunluğu tek heceli sözcüklerle yazılmış bir metin olarak söz ediyor yazar, böyle yapmasının sebebi olarak da, kendisi de emin olmasa da, zaman yanılsamasını göstermek, geçmiş zamanın ve şimdiki zamanın art arda değil, beraber ve yanyana yaşandığını göstermek olduğunu söylüyor... yazar; bilincin, zihnin zamanın bütün ardışıklığı ya da parçalı hâlleriyle zihinde var olduğunu söylüyor; hatırlayan zihin acı çekiyor, acı çekerken hatırlıyor ve hatırlamaya devam ediyor, olayların akışından bağımsız olarak yaşamak, zihnin olayların akışını kendince sıralamasından meydana gelmiş bir sıkıntı, bir baş ağrısı, bir acı oluyor.

Wikipedi'de Karanlıkta Yolculuk ve Joseph Conrad'ın Karanlığın Yüreği adlı eseri arasında ilginç bir bağdan söz ediliyor. Conrad da İngiltere'ye sonradan gelen yazarlardan ve Rhys gibi Conrad da yabancılık teması üzerine yazmış bir yazar. Karanlığın Yüreği, karanlığı anlatırken İngiltere'den Kongo'ya giden Marlow karakteri üzerinden emperyalizm ve sömürüyü, insanın çürümüşlüğünü anlatırken Jean Rhys Anna'nın yaşadıkları üzerinden bu karanlığı Londra'da gösteriyor bize, her iki eserde de karanlığın taşıyıcıları olarak erkekler ve erkeklerin güç ve hırs sevdası, ya da arzuları uğruna herşeyi bozmaları, çirkinleştirmeleri anlatılıyor. Rhys'ın eserindeki erkekler son derece inceler, kabalıkları yok ve kötülük etme derdinde değiller, başkalarına yaptıkları karşısında bedel ödemeden yaşamanın keyfini sürüyorlar sadece.

Rhys'ı ilk kez 20 seneden fazla bir süre önce, yani yüzyıllar önce, üniversitede, tamamen raslantı sonucu okumuştum, başka bir kitabıydı ama okuduğum. Bu akşam eserlerine bakarken adını hatırladım o güzel kitabın. Yaşlı bir kadının bilinç akışı tekniğiyle yazılmış, bölük pörçük konuşmalarını, olayların akışına karışan söylemelerini, konuşmaları hatırladım, işte o kitap yazarın "Günaydın Geceyarısı" adlı kitabıydı. Onu da bir kez daha okuyacağım... yazarın diğer eserlerini okuduktan sonra

Karanlıkta Yolculuk'u kesinlikle öneriyorum.
188 syf.
·3 günde·6/10
Eğer linç yemeyeceksem:

Bu kitap hakkındaki ilk düşüncem sıkılmış olmam. Bence, kitap her kesime hitap etmeyen bir yazıma sahip. Bu yazım tarzı konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığım için adını bilmiyorum.

Öncelikle, yazım şekli bana Tezer Özlü'yü hatırlattı (başlarda Tezer Özlü'yü de sevmiyordum ama sonradan yazımına alıştım. En sevdiğim yazarlardan diyemem ama okurken zorlanıyorum eskisi gibi). Nedenini bilmiyorum ama bu tarzı okumak bana çok zor geliyor. Bunun sebebi çok gerçekçi yazılmış olması ya da karakterlerin o an düşüncelerinin hemen yazılması olabilir.

Ikinci olarak, kitabı okurken kurguyu anlamam çok uzun sürdü. Çoğunlukla şu an ne anlatıyor? Kiminle konuşuyor? Şu an neredeler? Soruları kafamda gezdi. Biliyorum bazılarınız öyleyse neden tek oturuşta bitirmedin diyecek. Bu soruya cevabım yok.

Muhtemelen bu tarz kitaplar için doğru anı beklemem gerekiyor ve sanırım uzun süre doğru an gelmeyecek.
188 syf.
·11 günde·Beğendi·Puan vermedi
Günaydın Geceyarısı yazılışından yaklaşık 20 yıl sonra BBC’de radyofonize edilerek yayınlanır, büyük ilgi görür.Ancak Jean Rhys’in yaşayıp yaşamadığı, nerede olduğu bilinmemektedir.Sonunda bir kıyı kasabasında yapayalnız bulunur.Jean Rhys Londra’ya döner ve kitapları üst üste basılır.72 yaşında İngiltere’nin en büyük iki edebiyat ödülünü kazanır.
Günaydın Geceyarısı Jean Rhys’ten okuduğum üçüncü kitap.Ve okuduğum en karanlık, üzücü kitabı.İlk gençlik yıllarının izini sürmek üzere tekrar Paris’e gelen kadın karakter derin bir hüzün yaşattı bana.
212 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap dostlarina gulumseten bir anı ":)
Ben jane eyre kitabini okumus ve bir okul kutuphanesinde , tamamen tesadufen bu kitabın arka kapagını okumuştum .meraklanmıştım .
Okul bitti ve aradan yılllaaaar yılllaaarr gectı (17 yıl ).aklima geldi yine kitabın pesine düştüm .ama ne ad ne yazar anımsayamadım .sonra arka kapakta yazanlari yazarak tarayiciyı da delirterek buldum ama bu defada kitabi bulup almak ne mumkun .sıfırı yok .enson 82 de basılmıs satılmis tukenmis .kitabevlerinde yok .ikinci elcilerde yok .internette yok .tukendi yaziyor hep .

Sonra 1000Kitap sayesinde kitabı buldum yorum ekleyen iyi kalpli bir arkadastan yardım istedim .saolsun yardım etti .

Kitabı okudum .sonra dedim ki boyle bir kitaba şıp diye kitapcıdan almak hic dogru olmazdı .
cunku yazar
jean Rhys bu kitabı esinlendigi kitaptan 100 yıl sonra yazmış .
Bende bi 15 yıl sonra kavusmuştum .
beklemek aramak ve sonunda kavusmak cok guzeldi.
Kitabın icinde sanki eskiden tanıdıgım birileri vardı .cok beyendim .
1000Kitap a bu platform icin cok tesekur ederim

Kitap bekledigime degdi cok etkileyiciydi .
kitaba ulasmami saglayan Hatice Aldemir arkadasima da cok tesekurlerimi sunuyorum . Iyiki varsınız .
212 syf.
·3 günde·7/10
Kitabın bu kadar zor bulunması hatta bulunamaması bayağı kafa karıştırıcı ve gayette önemli bir romanın basımının olmaması çok çok üzücü.

Öncelikle, kitabı okumaya başladığınızda Jane Eyre ile hiçbir alakası olmadığını düşünüyorsunuz. Siyah- beyaz çatışması, Karakterlerin farklı farklı kişiler olması (Antoinette, Christophine, Cora teyze vs, vs.)

Asıl olay ikinci bölümde anlatıcının hikayeyi Rochester'ın ağzından anlatmasıyla başlıyor (ki Antoinnette'nin evlendiği adamın ismi asla verilmiyor bunu Jane Eyre'den anlıyoruz ayrıca babasının ve ağabeyinin onu kandırıp Bertha ile evlendirmesi gibi olaylar tamamen aynı).

Antoinette ile ilgili bir takım gerçekleri (annesinin de deli oluşunu öğrenmesi - Jane Eyre'de de aynı şekilde Bertha'nın ailesinin deli olduğundan söz ediliyordu) öğrendikten sonra ona "Bertha" diye seslenmeye başlıyor (burda okuyucuya bayağı şok etkisi geliyor).

Kitabın sonunda artık Jane Eyre'in devamını okuyormuşsunuz gibi geliyor. Üçüncü bölüm direkt olarak Grace Poole ile başlıyor zaten. Antoinette'nin Jane Eyre de yaptığı bir çok şeye referans var (ağabeyine bıçakla saldırıp onu kolundan ısırması direkt olarak aynı şekilde aktarılmış ve sonunda evi yakması gibi)

Karşılaştırmaya gelecek olursak.. Jane Eyre de korktuğumuz Bertha'nın hikayesine, hayatına başka bir perspektiften, başka bir yazarın anlatımından bakıyoruz. Romanı okurken çokça düşündüm acaba Bronte "Bertha" karakterini oluştururken onunla ilgili neler düşündü acaba diye, fakat Jane Eyre de, Bertha karakteri eksikti, eh insan ister istemez merak ediyor bu deli kadının hikayesini, Rhys da kendi yorumuyla güzel kaleme almış.

Geniş, Geniş Bir Deniz'i okurken Antoinette (Bertha) son derece masumiyete kavuştu gözümde. Onun deliliğe giden yolunu Rochester'a dokundurmuş Rhys ve aslında hiçte deli olmadığını düşünüyorsunuz okurken. Jane Eyre de bayıldığımız Rochester karakteri burda zalim, peşin hüküm veren, ahlâksız, bayağı adi bir karakter olmuş.

Başlarda biraz sıkıcı gibi geliyor ve arada ki olayların çok çabuk bir şekilde, birden değişmesi, ordan oraya atlaması, arada boşluklar oluşturmuş ama genel olarak beğendim diyebilirim.

Eğer okumayı düşünüyorsanız mutlaka öncesinde Jane Eyre'i okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar.
150 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Jean Rhys okumalarına da devam ediyorum.Bu ay on altı kısa öyküden oluşan Dalda Duran Kuşlar kitabını okudum.Kitap arka kapağında da ifade edildiği gibi bu öyküler sırayla okunursa, çocukluktan başlayıp, ölümle son bulan bir zaman kesitini işaret ettiği görülüyor.Daha yoğun öykü okumaya başladığımdan beri öyküler arasında bağlantılar olabildiğinin farkına vardım, karışık okumaları bıraktım.Artık kitaptaki sırasına göre okuyorum öyküleri.
Jean Rhys, kırılgan kahramanlarının öykülerini büyük bir incelikle anlatıyor bu öykülerde.Gelecek ayın Jean Rhys kitabı, Günaydın Geceyarısı olacak.
184 syf.
·3 günde·6/10
Günaydın Geceyarısı, yazarın okuduğum ilk kitabı oldu. Uzun yıllar Londra’da yaşamış Sasha’nın bir zamanlar bulunduğu Paris’e tekrar gelişiyle onu hem mutlu hem de yerle bir eden anılarıyla karşı karşıya gelmesi anlatılıyor.
İlgi ve merakla başladığım bir kitaptı. Ancak okudukça ilgimi kaybettim. Dilinin akıcı olmasına karşın şimdiki zamanın içine sürekli geçmişin katılması etkili oldu bu duruma. Bunun yanında duygu aktarımının başarılı olduğunu es geçmeyeyim.
Benim tekrar tekrar okuyacağım bi kitap değil ancak bilinç akışıyla ilgilenenler için önerebilirim.
184 syf.
·Beğendi·6/10
Sasha uzun yıılarını pariste geçirmiş 2.dünya savaşından sonra Londra'ya dönmüştür. Londra'da alkolün pençesinde ölümü kovalayan yıllar geçirdikten sonra Paris'e döner. Paris'te yitirdiği gençliğini, gittiği barları ve kafeleri hatırlayıp ucuz otel odalarında kalır. Amaçsızlığını, yaşamını sorgular. Kitabın kendini okutan bir dili ve olay örgüsü var. Ortalamanın üstünde buldum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jean Rhys
Unvan:
Dominikli Yazar
Doğum:
Roseau, Dominika, İngiliz Batı Hint Adaları, 24 Ağustos 1890
Ölüm:
Exeter, Devon, İngiltere, 14 Mayıs 1979
Jean Rhys, 1894'te Batı Hint Adaları'nda doğdu. Galli bir hekimle Kreol bir kadının kızıydı. Asıl adı Ella Gwendolen Rees Williams'dı. 16 yaşında gittiği Londra'da bir süre oyunculuk yaptıktan sonra Paris'e taşındı ve İngiliz romancı Ford Madox Ford'un yüreklendirmesiyle yazmaya başladı. Öykülerini topladığı Sol Yaka (1927) adlı kitabını 1929'da ABD'de Dörtlü adıyla yayınlanan Duruşlar (1928), Ayrılıktan Sonra (1931), Karanlıkta Yolculuk (1934), Günaydın Geceyarısı (1939) adlı romanları izledi. Avrupa'daki bohem çevreleri anlattığı bu yapıtlarıyla ün kazandı. Yazmaya otuz yıla yakın zaman ara verdikten sonra, Batı Hint Adaları'nda geçen Geniş, Geniş Bir Deniz (1966) adlı romanıyla yeniden yazarlığa döndü. Rhys'in başyapıtı sayılan bu roman, Charlotte Brontë'nin Jane Eyre' indeki Mr. Rochester'ın akıl hastası olan ilk karısı Antoinette Cosway'in gençlik yıllarını konu alıyordu. Daha sonra iki öykü kitabı yayınladı. 1979'da İngiltere'de, Exeter'de öldü. Tamamlayamadığı biyografisi Gülümseyin Lütfen aynı yıl yayınlandı.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 275 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 352 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.