Jean Rhys

Jean Rhys

Yazar
8.1/10
12 Kişi
·
37
Okunma
·
2
Beğeni
·
959
Gösterim
Adı:
Jean Rhys
Unvan:
Dominikli Yazar
Doğum:
Roseau, Dominika, İngiliz Batı Hint Adaları, 24 Ağustos 1890
Ölüm:
Exeter, Devon, İngiltere, 14 Mayıs 1979
Jean Rhys, 1894'te Batı Hint Adaları'nda doğdu. Galli bir hekimle Kreol bir kadının kızıydı. Asıl adı Ella Gwendolen Rees Williams'dı. 16 yaşında gittiği Londra'da bir süre oyunculuk yaptıktan sonra Paris'e taşındı ve İngiliz romancı Ford Madox Ford'un yüreklendirmesiyle yazmaya başladı. Öykülerini topladığı Sol Yaka (1927) adlı kitabını 1929'da ABD'de Dörtlü adıyla yayınlanan Duruşlar (1928), Ayrılıktan Sonra (1931), Karanlıkta Yolculuk (1934), Günaydın Geceyarısı (1939) adlı romanları izledi. Avrupa'daki bohem çevreleri anlattığı bu yapıtlarıyla ün kazandı. Yazmaya otuz yıla yakın zaman ara verdikten sonra, Batı Hint Adaları'nda geçen Geniş, Geniş Bir Deniz (1966) adlı romanıyla yeniden yazarlığa döndü. Rhys'in başyapıtı sayılan bu roman, Charlotte Brontë'nin Jane Eyre' indeki Mr. Rochester'ın akıl hastası olan ilk karısı Antoinette Cosway'in gençlik yıllarını konu alıyordu. Daha sonra iki öykü kitabı yayınladı. 1979'da İngiltere'de, Exeter'de öldü. Tamamlayamadığı biyografisi Gülümseyin Lütfen aynı yıl yayınlandı.
“Artık istemiyorum,”diyor. “Artık, hayır. Şimdiki halimde memnunum Şimdiki durumda zengin ya da güçlü ya da iktidar sahibi olmayı hiç istemem. Suçlular arasına katılmak istemem. Suçlu olmadığımı biliyorum, onun için de elimden geldiğince mutlu olmaya hakkım var.”
Acıma güdüsü genelden özele inip yozlaşmaya başlayınca yaşam çekilmez oluyordu.
Jean Rhys
Sayfa 41 - Can Yayınları
İnsanlar bir mutlu yaşam özlemidir tutturmuşlar. Oysa, asıl mutlu yaşama, ölsem de bir, yaşasam da dediğinizde kavuşuyorsunuz. Uzun bir süre sonra, nice bahtsızlıklarla didiştikten sonra varıyorsunuz o yere. Ve sanıyor musunuz ki, insanlar sizi orada rahat bırakıyorlar? Hiçbir zaman.
Bu kayıtsızlık cennetine vardığınız anda, sizi oradan çekip çıkarıyorlar. Ulaştığınız cennetten çıkıp yeniden cehenneme dönmek zorunda kalıyorsunuz. Tam dünyayı yok saydığınızda, o dünya gelip sizi kurtarıyor –en azından alay konusu yapmak için.
Jean rhys in romaninda insani en cok burkan , bir caresiz istana iten sey bu dogallik; bu kacnilmazliktir iste .her seyin neden boyle oldugu aciktir , bu kosullar altinda neden baska turlu olamayacagida ...gene de okur baska turlu olsun diye cirpinan roman kisilerine katilir .polisiye film seyrederken kahramani arkasindaki eli bicakli katile karsi uyarmak icin haykiran bir cocuk kadar olaylarin icinde , ama gene onun kadar elinden bisey gelmez durumdadir .kurtulamayacagi acik secik ortada olan kisilere kurtulus yollari arayip durmak umutsuz umutlara kapilarak kacinilmaz sona birlikte varir .
Trajedinin bir tanimida budur yanilmiyorsam . (pinar kur ) .
Egrelti otlarinin , irmagin kokusu da geldi ve kendimi yeniden guvende hissettim , sanki imanlılardan biriymişim gibi .godfrey biz de iman olmadigini soylemisti .
Bir gun kafayi cektiginde hepimizin cehennemlik oldugumuzu , dua etmenin de bir ise yaramayacagini acıklamıştı ......
.........
Eski gunler gittiyse gider .birak gitsin .illede yapismak calismak bosuna . Tanri siyah beyaz ayrimi yapmaz .beyazda siyahta bir Onun icin .
Özunu huzurlu tut .iyi yureklileri Tanri unutmaz .......
.......
Bizi birakip onlardan yana gecseydi simdiye ölmüş olurduk .
Cok daha iyi olurdu öylesi
Ölmek ve huzura kavuşmak ....
Tek basiba birakildigini, hakkinda binbir yalan uyduruldugunu, caresizligi bilmemek ...
Bütün o ölenler -onlar hakkında bir tek söz söyleyen kaldımı şimdi
.........
......
Jilet gibi otlar bacaklarimi , kollarimi kestiklerinde *insanlardan daha iyi *diyordum kendi kendime .
Kara yada kizil karincalar ,beyaz karincalar kıvıl kıvıl dolup taştığı kocaman yuvalar ,beni iliklerime kadar ıslatan yagmur , bir keresinde bir yılan gördüm . Hepsi ,
hepsi insanlardan daha iyiydi
........
......
... Belki de öyledir. Benim hakkımda ne düşündükleri çok tasamdı da! Ona gelince, o sırada unutmuşum onu. Öyleyse neden ansızın, kendi kendimi derin şaşkınlıklara salarak, o ana değin gerçek sandığım her şeyin aslında yalan olduğu duygusu onca kesinlikle uyandı içimde? Hiçbir zaman anlayamayacağım. Yalan. Hepsi.
188 syf.
·2 günde·10/10
Jean Rhys'ın 1939'da yayınlanan ve hiç de ilgi görmeyen, hatta diğer eserleriyle beraber edebiyat eleştirmenleri tarafından aşağılanan bu kitabı yirmi yıl sonra BBC tarafından bir radyo tiyatrosuna dönüştürülünce dikkat çekiyor. Yazarın ilk dört eseriyle beraber Günaydın Geceyarısı da yazarın dağınık, kopuk hayatının yansımasından başka bir şey değil gibi. Hatta Karanlıkta Yolculuk adlı eserinin bıraktığı yerden devam ediyor gibi bir his de yaratıyor.

Eserin bilinç akışı tekniğiyle yazıldığını söyleyebiliriz; ancak bu da tam anlamıyla doğru olmayabilir, zira yazar bazen geçmişi uzun uzun ve kronolojik sırasına uygun şekilde hatırlayarak daha alışıldık bir tarzda yazmaya devam etse de , ardından yine kopuk, hızlı, heyecan ve duygu karmaşalarıyla dolu tarzına dönüyor. Bu, kitabın rahat okunmasını kolaylaştırıyor elbette. Tamamını düşündüğümüzde kitabın kaybolan, acı çeken, yanlış yaşamış, ama doğru yaşamanın ne olduğunu bilmeyen bir kadının yıkılışını anlattığını da söyleyebiliriz. Yazarın hayat öyküsüne uygun düşen belki otobiyografik ögeleri fazla bir roman bu. Rhys, 16 yaşında doğup büyüdüğü Dominik'ten ana vatanı İngiltere'ye döndüğünde yaşadığı kültür şokunun etkisini uzun süre atamıyor ve hayatta kalmak, tutunmak adına yaptığı bütün girişimler bir şekilde ya yarım kalıyor, ya engelleniyor; Rhys Dominik'e dönmeyi çok istemiş olmalı başlarda, sonra tutunma kaygısı ağır basmış olmalı. Sanatçı olmak, tiyatro yapmak yolunda attığı bütün adımlar da engellenmiş, başarısızlık bütün hayatına hâkim olmuş Rhys'ın. Babasını 20 yaşında kaybedince esas darbeyi yiyor ve bundan sonrası erkeklere bağımlı yaşadığı, para aldığı, kürtajlar ve yoksunluk, karmaşa ile dolu bir hayat oluyor. Benim okuduğum iki kitabında da erkeklerle ilgili gözlemleri hep aynı yazarın: sonu gelmek bilmeyen bir basitlik, sömürü, istismar, çakallık ve yine de bir erkek tarafından sevilme, ona ait olma arzusu... sonra arzularla gerçeklerin bitmeyen, sonu gelmeyen karşılaşmaları.

Günaydın Geceyarısı da en az Karanlıkta Yolculuk kadar irkiltici, etkileyici bir üslûp ve atmosfere sahip bir eser olarak anlaşılan o ki esas gücünü yazılanların gerçek olmasından alıyor. Rhys, kesinlikle çok net görülebilen bir dünya çiziyor, burada karakterler yaratarak değil ama iç dünyasını bütün zorlayıcılığıyla, çok az olay örgüsüne sarıp sarmalanmış batıcı, acıtıcı ruh halleriyle ortaya koyduğunu söyleyebiliriz. Kadın ve insan olmanın bedeli çeşitli şekillerde kendisine ödetilmiş, o da bu dünyada istismar ederek ve edilerek hayatta kalmaya çalışmış bir insan olarak Jean Rhys'ın bu eseri de kesinlikle okunmayı hak ediyor.
165 syf.
·7 günde·10/10
Jean Rhys'ın 1934 yılında yazdığı bu kitabı kendi yaşamından bolca izler taşıyor. Rhys, Dominik'te doğup 16 yaşında İngiltere'ye taşınıyor. Kültür şokunun etkisini yazar bizzat yaşamış, ne eski toplumundan kopabilmiş ne yeni ülkesine alışabilmiş önceleri. Karanlıkta Yolculuk'ta 19 yaşındaki baş karakterimiz Anna da yazar gibi Batı Hint Adaları'ndan gelerek Londra'da hayata tutunmaya çalışıyor, ancak kitap boyunca eski hayatı, çocukluğa duyulan özlem, iyi ve güzel olduğu kadar kötü hatıralar da Anna'nın zihninde belirip kayboluyor. Jean Rhys'ın İngiltere'deki ilk zamanları aksanı ve farklı alışkanlıkları sebebiyle aşağılanarak geçmiş, öyle ki öğretmenleri babasından Rhys'ı düzgün İngilizce konuşmasının neredeyse imkânsız olduğunu söyleyerek almasını istemiş okuldan. Anna da bir tür yabancı gibi yaşıyor, odaklanamıyor, uyum sağlayamıyor. Aşk bir kurtuluş yolu gibi, ne de olsa gencecik ve herşeyin güzel olacağını sanıyor Anna, böylece karanlığa yapılan bir yolculuğa başlıyor, kitabın sonuna dek herşey daha ışıksız, daha karanlık olana dek Anna'nın yaşadıklarını okuyoruz.

Kitabın çok güzel bir dili var, yer yer bilinç akışı tekniğiyle bu üslûp daha da etkileyici bir hâl alıyor. Kitabın önsözünde yazarın arkadaşına yazdığı bir mektup var, orada kitaptan büyük çoğunluğu tek heceli sözcüklerle yazılmış bir metin olarak söz ediyor yazar, böyle yapmasının sebebi olarak da, kendisi de emin olmasa da, zaman yanılsamasını göstermek, geçmiş zamanın ve şimdiki zamanın art arda değil, beraber ve yanyana yaşandığını göstermek olduğunu söylüyor... yazar; bilincin, zihnin zamanın bütün ardışıklığı ya da parçalı hâlleriyle zihinde var olduğunu söylüyor; hatırlayan zihin acı çekiyor, acı çekerken hatırlıyor ve hatırlamaya devam ediyor, olayların akışından bağımsız olarak yaşamak, zihnin olayların akışını kendince sıralamasından meydana gelmiş bir sıkıntı, bir baş ağrısı, bir acı oluyor.

Wikipedi'de Karanlıkta Yolculuk ve Joseph Conrad'ın Karanlığın Yüreği adlı eseri arasında ilginç bir bağdan söz ediliyor. Conrad da İngiltere'ye sonradan gelen yazarlardan ve Rhys gibi Conrad da yabancılık teması üzerine yazmış bir yazar. Karanlığın Yüreği, karanlığı anlatırken İngiltere'den Kongo'ya giden Marlow karakteri üzerinden emperyalizm ve sömürüyü, insanın çürümüşlüğünü anlatırken Jean Rhys Anna'nın yaşadıkları üzerinden bu karanlığı Londra'da gösteriyor bize, her iki eserde de karanlığın taşıyıcıları olarak erkekler ve erkeklerin güç ve hırs sevdası, ya da arzuları uğruna herşeyi bozmaları, çirkinleştirmeleri anlatılıyor. Rhys'ın eserindeki erkekler son derece inceler, kabalıkları yok ve kötülük etme derdinde değiller, başkalarına yaptıkları karşısında bedel ödemeden yaşamanın keyfini sürüyorlar sadece.

Rhys'ı ilk kez 20 seneden fazla bir süre önce, yani yüzyıllar önce, üniversitede, tamamen raslantı sonucu okumuştum, başka bir kitabıydı ama okuduğum. Bu akşam eserlerine bakarken adını hatırladım o güzel kitabın. Yaşlı bir kadının bilinç akışı tekniğiyle yazılmış, bölük pörçük konuşmalarını, olayların akışına karışan söylemelerini, konuşmaları hatırladım, işte o kitap yazarın "Günaydın Geceyarısı" adlı kitabıydı. Onu da bir kez daha okuyacağım... yazarın diğer eserlerini okuduktan sonra

Karanlıkta Yolculuk'u kesinlikle öneriyorum.
212 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap dostlarina gulumseten bir anı ":)
Ben jane eyre kitabini okumus ve bir okul kutuphanesinde , tamamen tesadufen bu kitabın arka kapagını okumuştum .meraklanmıştım .
Okul bitti ve aradan yılllaaaar yılllaaarr gectı (17 yıl ).aklima geldi yine kitabın pesine düştüm .ama ne ad ne yazar anımsayamadım .sonra arka kapakta yazanlari yazarak tarayiciyı da delirterek buldum ama bu defada kitabi bulup almak ne mumkun .sıfırı yok .enson 82 de basılmıs satılmis tukenmis .kitabevlerinde yok .ikinci elcilerde yok .internette yok .tukendi yaziyor hep .

Sonra 1000Kitap sayesinde kitabı buldum yorum ekleyen iyi kalpli bir arkadastan yardım istedim .saolsun yardım etti .

Kitabı okudum .sonra dedim ki boyle bir kitaba şıp diye kitapcıdan almak hic dogru olmazdı .
cunku yazar
jean Rhys bu kitabı esinlendigi kitaptan 100 yıl sonra yazmış .
Bende bi 15 yıl sonra kavusmuştum .
beklemek aramak ve sonunda kavusmak cok guzeldi.
Kitabın icinde sanki eskiden tanıdıgım birileri vardı .cok beyendim .
1000Kitap a bu platform icin cok tesekur ederim

Kitap bekledigime degdi cok etkileyiciydi .
kitaba ulasmami saglayan Hatice Aldemir arkadasima da cok tesekurlerimi sunuyorum . Iyiki varsınız .
212 syf.
Şu kitabı okurken benim kadar eğlenen insan var mıdır hep merak ettim. Jane Eyre ile peş peşe okumuştum. Jane Eyre'daki "deli kadın"ın hikâyesi...

Yani Edebiyat tarihinde en azından o dönem içinde bu eserin mentalitesi dolayısıyla liste başı olması gerektiğine inanıyorum. Sen kalk başka bir eserde deli yaftası yemiş Jamaikalı kadına dair kitap yaz. Seviyorum seni Jean!
192 syf.
·8/10
rhys demiş ki, yazmak yerine mutlu olmayı tercih ederdim. ona "ben de, ben de" diye haykırmak istiyorum. okuru depresyona sokabilecek kasvetteki bu kitabı okuduğum sürenin çoğunda neyse ki zaten depresyondaydım da suç bulamıyorum yazarına. bir yakınım bana, okuduğu bir eserin güzelliğine onu ileride bir şekilde mutlaka hatırlayacağını anladığında karar verdiğini söylemişti. ben de bu nicelikte ince ama içerikte epey ağır kitabı unutamam herhalde. çünkü okurun zamanı -okurun hayatında olup bitenler- ile kitaptaki zaman -mado'nun hayatında olup bitenler- öyle bir çakıştı ki, mado'nun dediği gibi, "tanrım ne kadar çirkinleştim."

"aşık olmanın sonucuydu bu -her şey yetmiyormuş gibi, bir de çirkinleştirmişti onu. aşk buyduysa eğer -bu hiç durmayan sancı, özlem, inatla ve ağır ağır kanayan bu yara. ve insanı kuşatan, kemiren umut. ve korku. en kötüsü oydu. yaşamının bir parçası haline gelen korku -avucundaki azıcık şeyin de elinden alınacağı korkusu. korkunç bir şeydi aşk. zehirliyordun aşkı, sonra hançerliyordun, sonra çamurların içine yuvarlıyordun - iyice itiyordun çamurun içine- gene de ayaklanıyor, her yanına kan ve çamur bulaşmış olarak sendeleye sendeleye bildiği yolda gidiyordu iğrenç görünüşüyle. tıpkı, tıpkı rasputin gibi. marya gülmeye başladı." syf 125,126
165 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Genç bir kadının Anna Morgan'ın İngiltere'deki zorlu yaşamı. Genç kadın yaşadığı sıcak topraklardaki çocukluğu ile İngiltere'nin soğuk ortamındaki yaşamı arasında gidip gelmekte. Hem çocukluğuna hem de genç kadın yaşamına tanık oluyoruz. Anna parasız. Parasız ve genç bir kadının yokluk içinde yaşadıklarını, göze sokmadan iffetli davranmaya çalışmadan yaşıyor. Kadın gözünden kendin duygularını nazikçe anlatıyor. Ben farklı bir dünya okumanın hazzıyla okudum.
168 syf.
·6/10
Kitap bana biraz depresif geldi. Böyle kitaplar benim pek tarzım değil ama Jean Rhys'in okuyucunun modunu değiştirmedeki başarısını da takdir ettim tabi :)

https://herkitapayribirdunyadir.blogspot.com.tr/...sonra-jean-rhys.html
212 syf.
·Beğendi
Jane Eyre'ı okuyanların bildiği o kilit altındaki "deli" kadının neden delirdiği neden o hale geldiğini Jean Rhys müthiş bir dille anlatıyor. Kitap boyunca en hakim duygu hüzün, tasvirler çok güçlü. Kadınlar kesinlikle okumalı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jean Rhys
Unvan:
Dominikli Yazar
Doğum:
Roseau, Dominika, İngiliz Batı Hint Adaları, 24 Ağustos 1890
Ölüm:
Exeter, Devon, İngiltere, 14 Mayıs 1979
Jean Rhys, 1894'te Batı Hint Adaları'nda doğdu. Galli bir hekimle Kreol bir kadının kızıydı. Asıl adı Ella Gwendolen Rees Williams'dı. 16 yaşında gittiği Londra'da bir süre oyunculuk yaptıktan sonra Paris'e taşındı ve İngiliz romancı Ford Madox Ford'un yüreklendirmesiyle yazmaya başladı. Öykülerini topladığı Sol Yaka (1927) adlı kitabını 1929'da ABD'de Dörtlü adıyla yayınlanan Duruşlar (1928), Ayrılıktan Sonra (1931), Karanlıkta Yolculuk (1934), Günaydın Geceyarısı (1939) adlı romanları izledi. Avrupa'daki bohem çevreleri anlattığı bu yapıtlarıyla ün kazandı. Yazmaya otuz yıla yakın zaman ara verdikten sonra, Batı Hint Adaları'nda geçen Geniş, Geniş Bir Deniz (1966) adlı romanıyla yeniden yazarlığa döndü. Rhys'in başyapıtı sayılan bu roman, Charlotte Brontë'nin Jane Eyre' indeki Mr. Rochester'ın akıl hastası olan ilk karısı Antoinette Cosway'in gençlik yıllarını konu alıyordu. Daha sonra iki öykü kitabı yayınladı. 1979'da İngiltere'de, Exeter'de öldü. Tamamlayamadığı biyografisi Gülümseyin Lütfen aynı yıl yayınlandı.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 37 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 44 okur okuyacak.