Adı:
Sevgili
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755708782
Kitabın türü:
Orijinal adı:
L' Amant
Çeviri:
Tahsin Yücel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayınları
Baskılar:
Sevgili
Sevgili
Sevgili
Sevgili
Marguerite Duras'ın 1984 Goncourt Ödülünü alan ve 34 dile çevrilen ünlü "Sevgili" (L'Amant) romanının yeni basımını sunuyoruz. Modern romanın en önemli yaratıcılanndan biri sayılan Marguerite Duras'ın yetmiş yaşındayken yazdığı bu roman, dünyanın dört bir yanında firtınalar koparmıştı. Kolay anlaşılan, yoğunlukla yalınlığı ustaca birleştirdiği bu romarııyla, Duras, büyük okur kitlelerine ulaşmayı da başarmış oldu. Roman, on beş yaşındaki yoksul beyaz bir kızın, Vietnam'da, bir nehir üzerinde yaptığı vapur yolculuğu sırasında, kendinden iki kat yaşlı, zengin bir Çinliyle tanışmasının, o adamda cinsel aşkı keşfetmesinin öyküsü. Yazarın kendisi de, on yedi yaşına kadar, bir Fransız sömürgesi olan Vietnam'da kalmıştı. Romanı yayımlandıktan sonra, bu romanın, kendi yaşamından alıntılarla dolu olduğunu saklamadı. Kimi eleştirmenlerin, bugüne kadar yazılmış en güzel romanlardan biri saydıkları "Sevgili"yi, ünlü Fransız yönetmen Jean Jacques Annaud, filme çekti. Bu romanı severseniz, Duras'ın bundan sonra kaleme aldığı ve Can Yayınları arasında bulabileceğiniz "Kuzey Çinli Sevgili"yi severek okuyacaksınız.
(Arka Kapak)

Ödüller: Goncourt Ödülü, 1984
112 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Fransız edebiyatının usta kalemlerinden olan Duras’ın 1971 yılında kaleme aldığı Sevgili (L’Amant), konunun içerisinde gerçek kişilerinde geçmesi sebebiyle yüksek bir ihtimal kendi öz yaşam hikâyesinin kurgulanmış halidir.

Okumuş olduğum kitap dördüncü basım 1992 Can Yayınları çıkışlıdır. Artık sayfaları sarı değil, daha da hardal rengine dönüşmüştür. Böyle eski kitaplara olan düşkünlüğümden midir bilmiyorum? Lakin seviyorum bu durumu. Hele ki kitap arkasında bulunan 250000 TL'lik fiyat etiketi ise her tebessüme eş değer.

Yetmişli yaşlarda kaleme aldığı bu hikâye de on beş yaşındaki bir kızı hikâye etmektedir. Konu aşırı derece de sadeleştirilmiş, zaman ve mekâna aykırı halde yazılmıştır.

Anlatım tarzı birinci tekil şahıs çok nadir olarak da üçüncü tekil şahıs söze giriyor. Sade, arı bir dil ile yazılmıştır. Okuyucuyu hemen hapsedip, hikâyenin bütünlüğüne adapte ediyor. Bazı yerler de ise bunalımı beraber yaşıyorsunuz.

Hikâye edilen genç kızımızın aile içi dramı genel olarak konu edilmektedir. Annesi ve kardeşleriyle olan iletişimsizliği, sevgisizlik ile yalpalanan düşünceleri ve yalnızlığı onu başka hazlara, başka isteklere itmektedir. Dönemin buhranlı ve savaş zamanları ise kurguya destek vermiş betimlemeleri güçlendirmiştir. Ayrıca yoksulluğun da ayrı bir dert olduğunu tekrar tekrar vurgulamıştır yazar. Kardeşler arasındaki çatışmayı, kopukluğu ellili yılların vermiş olduğu tatla tatlandırmıştır.

Yetmiş yaşındaki bir yazarın on beş yaşını hikâye etmesi eminim çok zordur. Lakin yazar bu zorluğu en iyi şekilde dile getirmiş ve “1984 Goncourt Roman Ödülü’ne” layık görülmüştür.

Cholen’li sevgiliye ise diyecek bir lafım var. Madem yaşça küçük kızla beraber olmaktan korkuyorsun ne demeye bu boku yiyorsun.

Bazı bölümlerde gerçekten o yaşın kuramayacağı cümleler ile karşılaştığımı hissettim. Özellikle “Herkese yaptığını yap bana,” demesi bana çok tuhaf geldi. Nasıl bir sıkıntı halindeymiş ki bu cümleleri kuracak duruma gelmiş, anlamakta zorluk çekiyorum.

Genel olarak toplayacak olursak, evet kitap okunulası ve tavsiye edilesi. Eğer ki değişik tatlar arıyorsanız “Sevgili” aradığınız kitap olabilir.

Sevgi ile kalın.
104 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Anlaşıldı ki Duras kitaplarında kendi hayatından esinlenmektedir. Onun Uzakdoğu'da yaşadıkları kaleme aldıklarını da şekillendirmiş. Bu eserinde yoğun bir tutku var. Karamsar bir dil kulanmakta bu tutkuyu anlatırken. En azından bir önce okuduğum kitabından daha anlaşılırdı.
96 syf.
·5 günde
İncecik, haftasonu okuyup bitiririm diye başladım :) Ama beni allak bullak etti. ''Sevgili'' isminde 96 sayfalık bir kitap ne kadar zor olabilir dimi.Oluyormuş.25-30 sayfa okuyup,tekrar baştan dikkatimi daha iyi vererek okudum. Çok farklı bir tarzla tanıştım. Zaman mekan degişimi, diyalogları yazım biçimi (ayırmadan yazıyor) anlatıcının bazı yerlerde degişmesi ve bence soguk, tepkisiz, dugusuz anlatımı çok farklıydı. Örnegin; annesinin abisini daha çok sevdigini, kendisinin annesi ve akrabaları tarafından çok sevilmediğini söylüyor. Ama bunu asla direk olarak ifade etmiyor. Sevgisiz ve yalnız bir yaşam sürüyor ama asla ''çok yalnızım'' demiyor. Cinsellik ve hazzı keşfedişi aşk duygusundan daha hakim bir konu. Ama sadece bununla sınırlı değil, aile, annelik, toplum dayatmaları, ırkçılık, ölüm, kardeşlik, güzellik, bunların hepsi çok farklı ve sağlam düşüncelere oturtularak verilmiş. Ben zorlanarak okudum ve çok beğendim.
95 syf.
·5 günde·6/10
kitabi simdi bitirdim guzel bitti ama nasil bir ruh halindeyim bilmiyorum açikcasi... yazarin dili garip geldi sanki kitap komple devrik cumleden oluşmuş ...
Şuan sanki bu kitap gibiyim kafam allak bullak, zaman kavramim kayboldu, kimlikler kayip :)...
95 syf.
·7/10
Roman; 15 yaşlarındaki yoksul beyaz kızın Vietnam 'da bir nehir üzerinde yaptığı vapur yolculuğu sırasında , kendisinden iki kat yaşlı zengin bir Çin'liyle tanışmasının, o adamda cinsel aşkı keşfetmesinin öyküsüdür. Yazarın kendisi de 17'sine kadar Fransız sömürgesi olan Vietnam'da kalmış.(Arka kapaktan)

Duras, bu son romanıyla Fransa 'nın en büyük edebiyat ödülü Gonclurt ödülünü 1984'te almış. Yazarın çocukluğu ile bağdaşan kurguda, kocasının ölümüyle yalnız kalan 3 çocuklu bir anne ve büyük bir yoksulluk var. Kumarbaz ve hırsız büyük ağabey, sonradan hastalıktan ölecek olan küçük ağabey ve yazarın kendisi küçük kız. Biraz yoksulluktan biraz da kendini keşfetmek için 15,5 yaşından 17'sine kadar 30'larında zengin bir sevgiliyle yaşanan cinsellik, tatmin ve doyum. Bu süreçte yazar; çocukluğunun tüm sınırlarını da ortaya döküyor. Ve sonunda yaşam koşullarının dayatmasıyla Vietnam 'dan Fransa'ya dönüyor.

Yazarın dili her zamanki gibi akıcı, kısa tümceler ve dozunda tekrarlar. Filmi de yapılan ve müstehcen bulunup çok eleştirilen kitaptaki erotik doz, kimi yerlerde ayyuka çıkabiliyor. Asıl anlaşılması gereken ise; hayat şartlarının bazen zorluğu ve küçük bir kızın sessiz haykırışları...
96 syf.
·9/10
Sevgili – Marguerite DURAS

Marguerite Duras ile ilk tanıştığım eseri, Sevgili…Bence Fransız Edebiyatının kadın tarafı Marguerite Duras, Fransız edebiyatına yön veren güçlü bir kadın…

Kitapta zaman kavramı yok, kimlik kavramı yok. Bazen birinci tekil kişi söz alırken bazen de üçüncü tekil kişi sözü ele alıyor. Bir yanda on beş buçuk yaşındasınız bir yanda yetmiş… Kendinizi nereye koyacaksınız varın buna siz karar verin.

Aşk romanı olmaktan çok öte, Sevgili. Ailevi durumların karmaşası, iç benlik ve dış benlik kavramları harmanı bir yandan, yalnızlık hissi dibine kadar… Bunalımlı bir karakter hali ve harika bir bilinç akışı yöntemi… Bir yolculuk hali…

Düşünün ki yıllarca fotoğraf çektirmişsiniz ya da çekmişsiniz kendinizi ve yaşamınızın akışını. Sonra bu fotoğrafları alıyorsunuz önünüze ve başlıyorsunuz yorumlamaya ve anlatmaya ama sırası olmadan hani öylesine bir sırayla. Ama o kadar güzel anlatıyorsunuz ki zaman kavramı da anlatılmak istenen de yerli yerinde kalmayı başarıyor. İşte bu kadar başarılı bir eseri elimizde tutuyoruz bilerek ya da bilmeyerek.

Otobiyografik bir roman diyebiliriz ‘’Sevgili’’ eseri için. Karanlık bir eser ‘’Sevgili’’… Aydınlıkta bile karanlıkta kalmak gibi nefessiz bırakıyor insanı.

Diyor ki Duras; ‘’ ... Eşiğinde sessizlik başlayan yerdir o. Sessizliktir burada olup biten, yaşamım boyunca süren bu ağır gelişmedir. Hala orada, bu büyülenmiş çocuklar önündeyim, gizlem de hep aynı uzaklıkta. Yazdığımı sandım, ama hiç yazmadım, sevdiğimi sandım, ama hiç sevmedim, kapalı bir kapı önünde beklemekten başka bir şey yapmadım hiçbir zaman.’’ Hani burada konusu geçen nefessiz kalmayı yaşıyorum ve daha birçok satırda…

Bazı kitaplar vardır ve mutlaka her kesime hitap eder yani mutlaka herkes kendinden bir iz bulur kitapta.Öyle bir kitap bence, Sevgili. Kendimden onlarca iz buldum kitapta ve özel kitaplar arasındaki yerini itina ile aldı.

Herkese keyifli okumalar edebiyat sever güzel insanla
96 syf.
·5 günde·5/10
ransız edebiyatının usta kalemlerinden olan Duras’ın 1971 yılında kaleme aldığı Sevgili (L’Amant), konunun içerisinde gerçek kişilerinde geçmesi sebebiyle yüksek bir ihtimal kendi öz yaşam hikâyesinin kurgulanmış hali.Anlatım tarzı birinci tekil şahıs çok nadir olarak da üçüncü tekil şahıs söze giriyor.Bu yönü ile anlamsz bir sekilde açlık kitabına benzettim.

Hikâye edilen genç kızımızın aile içi dramı genel olarak konu edilmektedir. Annesi ve kardeşleriyle olan iletişimsizliği, sevgisizlik ile yalpalanan düşünceleri ve yalnızlığı onu başka hazlara, başka isteklere itmektedir. Dönemin buhranlı ve savaş zamanları ise kurguya destek vermiş betimlemeleri güçlendirmiştir. Ayrıca yoksulluğun da ayrı bir dert olduğunu tekrar tekrar vurgulamıştır yazar. Kardeşler arasındaki çatışmayı, kopukluğu ellili yılların vermiş olduğu tatla tatlandırmıştır.


Kitabı sevdim mi bilemiyorum kendi adıma cok fazla içine giremedim ruhlar evi sonrası biraz sıkıldım desem yeridir. okuyup okumama kararını siz okurlara bırakıyorum
96 syf.
Marguerita Duras, olağanüstü bir tahayyül gücü ve felsenin gücüyle yazmış hep.
1950'lerde yeni roman akımını benimsemiş ve bundan sonra yazıları giderek daha fazla kabul görmüş. Zaman içinde üslubu değişir, artık kitaplarında daha az diyalog vardır. Giderek daha minimalist olur. O'nda söylenenler kadar söylenmeyenler de önem kazanır.

Kitapları da ömrünün ilk yıllarından derin izler taşır Saygon'da Fransız asıllı bir ailede Doğan Babası, Marguerita Duras henüz çocuk yaşta iken hayatını kaybetmiş annesi onu ve iki kardeşini büyütmek için ağır mücadeleler vermiştir.

Ve "Sevgili"nin O'nun mutsuz gençlik yıllarının otobiyografisi olduğu düşünülür. 1930'lar Hindiçini'nde geçen bir aşk hikayesidir "Sevgili" Kitap 2 kişiye odaklanmıştır. 10'lu yaşlarının ortalarından bir Fransız genç kız ile zengin bir Çinli iş adamı Roman, kaybolan masumiyet ve çiftin karşılaştığı kültürel tabular hakkındadır.

Filmi ise Duras'ın satırlarını yeniden yaratmıştır
96 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Tezer özlü ile keşfettiğim bir kitap , okurken sanki tezeri okuyordum.
Ölüm , hiçlik , geceleri uykusuzluk çekmesi tezerde gördüğüm cümlelerdi çoğu ...otobiyografi oluşu beni kitaba bağladı dilinin sadeliği , akışkanlığı kaleminin vicdanlara dokunması derinlere işlemesi kendinden parçaları değil tümleri bulman, psikolojinin derinliklerinde yüzmesi tıpkı Tezer gibi ...cinsel yaşantısıyla ilgili itirafları , bu yaşantıyla ilgili cesaret göstermesi ve bu isteklerinin muayyen bir haddi aşması yazarın özgün olmasına vesile olmuş ..bir çok cümlesinden çok etkilendim bunlardan bir kaçını paylaşacağım sizlere :)


"Yazdığımı sandım ama hiç yazmadım , sevdiğimi sandım ama hiç sevmedim , kapalı bir kapı önünde beklemekten başka bir şey yapmadım ."

“Gündüz daha az korku duyuyordum , ölüm de o denli kötü görünmüyordu yüzüme ..”
96 syf.
…Benim de çocukluğum, varsıllık içinde yoksulluk yaşayarak geçti. Ben de Duras gibi yoksunluğun, geleceksizliğin, ötekiliğin ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Yoksunluğun bir kokusu, bir izi vardır insan üzerinde; vücudunuzda görünmeyen, sizinle yaşayıp sizinle ölen, acı veren içsel bir yara gibidir: “Yoksunluk dışarı sızdırılmaz, özenle gizlenir”. Duras, çocukluğundaki büyük ama bulanık fotoğrafı ortaya çıkarmak istercesine birçok kitap yazar. Genç kızlıktan kadınlığa geçip, kendi ayakları üzerinde durduğundan beridir eserlerinde kendi anılarına yer vermiştir.

Duras, 1984 ilkbaharında, yetmiş yaşında yazdığı “Sevgili” isimli romanında, ilk gençlik günlerinin aşkını, tüm yoğunluğu ve derinliğiyle, yeniden zihninde resmetmek adına, tüm etik ve moral duvarlarını da yıkarak, uydurma ya da düşsel bir anlatıcı gibi değil de gerçek bir kadın gibi, içten-yürekli ve göz kamaştırıcı bir yöntemle, harikulade eksiltmeli cümlelerle anlatmıştır. Aynı yıl, Fransa’da büyük edebiyat ödülü Goncourt’ u da alır. Sonraları, romandaki küçük kızın, hayatından kesitler taşıdığını -aslında bir bakıma kendisi olduğunu- itiraf eder.

Duras, ailesinin ne ten kokularını, ne göz renklerini, ne de akşam sohbetlerindeki neşeli kahkahalarını anımsar olur yaşlılığında. Hatırladığı tek şey, genç kızlık döneminin geçtiği yerlerdeki akşamların dinginliğidir. Anımsamaya çalıştığı, Fransa sömürgesi, Çinhindi Saygon’da, evlerinin avlusunda çekilen umutsuzluk fotoğrafıdır. Büyük ve bulanık bu fotoğrafın üzerine bir eskiz kâğıdı koyar. Bu eskize, usundaki en belirgin görüntüyü, “odak” noktasını işaretler. Sonra rastgele, kronolojik düzen kaygısı da olmadan, zaman içinde bir ileri bir geri gelgitler yaparak yeni noktalar belirler ve kalemiyle işaretler koyar eskiz kâğıdına tekrardan. Tüm kâğıt dolduğunda işaretlerle, adeta sihirli kalemiyle birleştirir tüm imgelemleri. Geriye çekilip baktığında, büyük fotoğrafı artık görmektedir, mutlu olur, kederiyle.

Romanında, aşkıyla ilk tanıştığı vapur yolculuğunda onun büyük arabası, limuzinini, ileride yazacağı tüm kitapların cenaze arabasına benzetir Duras. Otuzlu yıllarda, Fransız sömürgesi Vietnam’ın Saygon şehrinde bir kız lisesinde öğrenci olan küçük-beyaz bir kız çocuğu, nehrin öteki yakasındaki kız yurdunda kalmaktadır. Beyaz çocuğun annesi kız okulunun müdiresidir. Kendinden büyük iki erkek kardeşi vardır. Arabalı vapurda, her sabah akşam, rutin seyahat eden, on beş yaşlarındaki bu cılız-toy-beyaz küçük kıza; Cholen’li zengin Çinli bir işadamının, Fransa’da -sözüm ona- çok iyi eğitim almış, utangaç 27 yaşındaki tek oğlu âşık olur.

Küçük kız, 27 yaşındaki Çinli sevgilisiyle cinsel bir aşka yelken açar. Bu küçük kız, sevgilisine, garsoniyerine getirdiği tüm kadınlara yaptığının aynısını kendisine de yapması için yalvarır. Çinli aşık, bir dediğini iki etmez küçük kızın, onu sonsuz bir aşkla sever, bu beyaz kızdan sevgisine asla karşılık bulamasa da. Küçük beyaz kız, tutucu babasına olan korkusuyla savaşmak adına kendisiyle bu kadar yoğun ve çok seviştiğini düşünür Çinli aşkının.

Beyaz-küçük kız, yaşamındaki herkese meydan okur; önce kendisine, sonra, hayatın seyrine tabii olan annesine, zengin babasından ölümüne korkan Çinli sevgilisine, hastalıklı-zayıf-edilgen ortanca kardeşine ve dolap hırsızı-kaybeden-kumarbaz-sefil büyük erkek kardeşine, vücudunu inanılmaz güzel bulduğu ve körpe göğüslerini bir meyveyi ısırır gibi yemek istediği kız yurdundaki ağlak kız arkadaşı Helene Lagonelle’e ve genç yaşta ölüp kendisiyle beraber iki kardeşini yetim bırakan babasına. Küçük kız ve erkek kardeşleri annelerini büyük bir tutkuyla sevmişler, lakin toplumun, güven ve sevecenlik dolu annelerine yaşattıkları yüzünden, üç kardeş de birbirlerine ve yaşamlarına nefret beslemişlerdir. Duras, romanında, ailenin ümitlerinin yok olduğunu anlatmak istercesine, annelerinin Kamboç’ta deniz kenarında aldığı ve gel-git yüzünden sürekli su basan toprakları için: “Umut bırakıldı, okyanusa karşı girişimler de bırakıldı” der.

Çok iyi bir anlatıcıdır Duras. Romanında, eksiltmeli cümlelerinde, beş duyuyu da çok iyi kullanır, özyaşam hatıralarını anlatmak için. Mesela: “Odaya sel gibi dolan kent gürültüsünde yoğunlaşıyor dikkatim” der. Başka bir yerde: “Bütün ev güzel kokar, fırtına sonlarının ıslak toprak kokusu yayılır ortalığa, hele bir de öteki kokuyla, arapsabununun, arılığın, namusluluğun, çamaşırın, aklığın, annemizin uçsuz bucaksız saflığının kokusuyla karıştı mı insanı deli eden bir kokudur” der. Ya da: “Işık, gökten bu arı saydamlık çağlayanlarının, bu sessizlik ve kımıltısızlık hortumlarının üzerine vururdu. Hava maviydi, avuca alınabilirdi. Mavi. Gökyüzü bu ışık balkımasının (parıldama) sürekli çırpınışıydı” der. Hatta tüm duyuları beraber aynı anlatımda hissettirir: “Yel dindi, ağaçların altında yağmur sonlarının doğaüstü ışığı var. Kuşlar çıldırmış gibi, bütün güçleriyle bağırıyor, soğuk havada gagalarını biliyor, neredeyse kulakları sağır edecek biçimde, çınlatabilecekleri kadar çınlatıyorlar havayı” der.

Romanın kahramanı, anlatıcısı, kâh “Duras”tır kâh “Okur”dur. Mekân, sadece Çinhindi Saygon’ da değildir. Geldikleri ve yine gidecekleri yer olan Fransa’ya, Paris’ e ve orada Duras’ın duyumsadığı tüm anılara da göndermeler vardır kitabın içinde. Sıkılmadan, erinmeden, duygudaşlık kurduğunuzda kendinizi kahramanın yerinde, o garsoniyerde, ya da tüm ailenin bir ritüel haline dönüşen duygusuz akşam yemeklerinde görebilirsiniz. Kendi ailenizle ve yaşamınızla da belki paralellikler ya da acı-tatlı hatıralar canlanabilir usunuzda. Duras, Uzakdoğu ve Batı kültürlerinin oluşturduğu derin birikimle, dobra dobra anlatıyor yaşadıklarını. İçsel yaralarımıza merhem olmak adına, bir ışık çakıyor benliğimize, Freud’un “Derinlik Psikolojisi” in izdüşümünde.

Sizlerin de bu güzel romanı okumanız dileğiyle.

Süha DEMİREL, İstanbul, 13 Mayıs 2012.

***

Kitabın Künyesi:

L’AMANT – SEVGİLİ / MARGUERITE DURAS
CAN YAYINLARI
ROMAN
TÜRKÇESİ: TAHSİN YÜCEL
4. BASIM: 1992, CAN
BASIM: ÖZAL BASIMEVİ
ISBN 975.510.396-1
EDITIONS DE MINUIT / ONK AJANS LTD. / CAN YAYINLARI LTD.ŞTİ. (1984)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sevgili
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755708782
Kitabın türü:
Orijinal adı:
L' Amant
Çeviri:
Tahsin Yücel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayınları
Baskılar:
Sevgili
Sevgili
Sevgili
Sevgili
Marguerite Duras'ın 1984 Goncourt Ödülünü alan ve 34 dile çevrilen ünlü "Sevgili" (L'Amant) romanının yeni basımını sunuyoruz. Modern romanın en önemli yaratıcılanndan biri sayılan Marguerite Duras'ın yetmiş yaşındayken yazdığı bu roman, dünyanın dört bir yanında firtınalar koparmıştı. Kolay anlaşılan, yoğunlukla yalınlığı ustaca birleştirdiği bu romarııyla, Duras, büyük okur kitlelerine ulaşmayı da başarmış oldu. Roman, on beş yaşındaki yoksul beyaz bir kızın, Vietnam'da, bir nehir üzerinde yaptığı vapur yolculuğu sırasında, kendinden iki kat yaşlı, zengin bir Çinliyle tanışmasının, o adamda cinsel aşkı keşfetmesinin öyküsü. Yazarın kendisi de, on yedi yaşına kadar, bir Fransız sömürgesi olan Vietnam'da kalmıştı. Romanı yayımlandıktan sonra, bu romanın, kendi yaşamından alıntılarla dolu olduğunu saklamadı. Kimi eleştirmenlerin, bugüne kadar yazılmış en güzel romanlardan biri saydıkları "Sevgili"yi, ünlü Fransız yönetmen Jean Jacques Annaud, filme çekti. Bu romanı severseniz, Duras'ın bundan sonra kaleme aldığı ve Can Yayınları arasında bulabileceğiniz "Kuzey Çinli Sevgili"yi severek okuyacaksınız.
(Arka Kapak)

Ödüller: Goncourt Ödülü, 1984

Kitabı okuyanlar 329 okur

  • İlay Oğuz
  • Bohem okur
  • ayşenur
  • Aden
  • Ali Çolak
  • Gülce Özdemir
  • Oznur C
  • Buse
  • D.A.U.
  • Sena ünal

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%20
25-34 Yaş
%23.3
35-44 Yaş
%30
45-54 Yaş
%23.3
55-64 Yaş
%3.3
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%83.3
Erkek
%16.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%8.2 (8)
9
%5.2 (5)
8
%14.4 (14)
7
%19.6 (19)
6
%13.4 (13)
5
%10.3 (10)
4
%4.1 (4)
3
%1 (1)
2
%2.1 (2)
1
%1 (1)