Giriş Yap
Ah, sevgili Juliet, Neden böyle güzelsin hala? Yoksa Ele avuca sığmayan ölüm mü aşık oldu sana?
Reklam
·
Reklamlar hakkında
272 syf.
·
Puan vermedi
Kitaba daha önce başlamışım ama yarim bırakmışım. Ve bunu tam olarak nerde yarim bıraktıysam yine aynı yerde hatırlarmış olmamben. Çok sevemedim ne yazıkki. Bence çok iyi iki arkadaş olarak kalsalardı gönlümde daha çok yer edinirlerdi. Gözümde bir türlü iki sevgili olarak hayal edemedim ikisini. Okumak Iptiladir Müptelâlara Selam Olsun...
393 syf.
·
Puan vermedi
Bu ay okuduğum açık ara farkla en en en iyi kitaptı. Okumayanlara YORUMUN ILK BAŞINDA TAVSIYE EDIYORUM. Her sayfasında aşırı eğlendim, aşırı duygusallandim ve aşırı keyif aldım. Film tadında okuduğum bir gençlik romanı olması bir yana, okurken akıp giden sayfalar ve yazarın sizi sıkmadan, betimlemelere boğmadan okutması muazzam güzeldi. Gerçi ben hala Erin Watt'in Elle Kennedy olmasının şokunu yaşarken kendisini Erin Watt'ken okumayı da sevdiğimi belirtmek isterim. Daha bir sürü mahlas ile yazabilir sıkıntı yok. . Oakley Ford, ödüllü genç bir şarkıcı. Yaşadığı tükenmişlik sendromu vari bir durum ile karşı karşıya geliyor ve magazincilere ve sevenlerine yeniden kendini sevdirme derdine düşüyor. Hayatının düzene girdigini göstermenin tek yolu, sıradan bir hayat yasayan bir sevgili bulmak. Vaughn, aranılan özellikte olması bir yana müziğe dair hiçbir şey de bilmiyor. Ve asla Oakley Ford hayranı değil. Aralarında yazılı bir anlaşmaya varılıyor ve buna göre tam bir yıl boyunca belirli kurallar çerçevesinde sevgili oluyorlar. Ama ne sevgili. Bu ikili bence asla yanyana gelmemesi gereken iki zıt karakter. Birbirlerini tamamlıyorlar mı ona bakalım biz ll . Kitap henüz çok yeni ve arada kalmış olabilirsiniz. Kalmayın, alın ve okuyun. Demişti dersiniz . Okumak Iptiladir Müptelâlara Selam Olsun...
232 syf.
·
Beğendi
·
8/10 puan
fihrist kitabın en çok neyini seviyorum biliyor musunuz? Bana bilimkurgu kitaplarının en iyilerini sunmasını. Yormadan, merakla, bana bir şeyler katarak okutmasını ve tüm baş karakterleri unutamayacak kadar sevdirmesini seviyorum. . Adı gibi tuhaf doğan bir çocuğun aslında etrafındaki her insandan daha üstün bir zekâya sahip olması ile tuhaflaşıyor hikaye. Yazar ve John arasında geçen hayat hikayesini kaleme döken bir kurgu. Biraz distopya, biraz bilimkurgu ve çokça hayalperest bir bakış açısı. Kitabın başında şöyle bir cümle var; ...John'a onun biyografisini yazacağımı söylediğimde, bana güldü. "Ah, sevgili moruk! Bir gün bunu söyleyeceğini biliyordum," dedi. "Moruk" lafını genellikle "aptal" anlamında kullanırdı. "Ama bakan göze yasak olmaz," dedim. "Evet, insan bakabilir ama gerçekten görebilir mi? Sen, gerçekten beni görebilir misin?".. Bunu garip bir çocuk, bir yetişkine söylemişti... . Işte Tuhaf John böyle biri. Bazen yaptığı veya söylediği bir cümle ile sizi şaşırtabilir ve ona hayran kalabilirsiniz... . Severek okuduğum bir kitaptı. Yayınevinin kitaplarını severek okuyorum ve okumaya da devam edeceğim... .
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Hocam! Ölüm Nedir? Anlatır mısın?
Hocam! Ölüm Nedir? Anlatır mısın? Bir Gün Öğrencileri; Îmâm-ı Gazâlî Rahmetullahi Aleyh Hazretlerine: “- Hocam! Ölüm Nedir? Bize Özel Olarak Anlatır mısın?” Demişler. Velâyet nûru ile ölümünün çok yakın olduğunu anlayan Îmâm-I Gazâlî Rahmetullahi Aleyh Hazretleri: “- Men lem yezuk, lem ya’rif… (Yani; tatmayan bilmez ki!) Önce kendim tadayım, sonra size anlatırım…” Demiş. Öğrencileri de: “- Aman Hocam! Öldükten sonra sizinle nasıl bağlantı kurarız?” Dediklerinde gülümseyerek yalnızca, “İnşaallah!” diye cevap vermiş. Gerçekten aradan çok zaman geçmeden Îmâm-I Gazâlî Rahmetullahi Aleyh hazretleri ölümü tatmış ve öldüğü gece öğrencilerinin rüyalarına gelerek: “- Allah’ü Teâlâ dostları sözünü tutar… İşte, bugün ölümü tattım ve sözümü tutmak için rüyanıza geldim…” Demiş ve şöyle devam buyurmuş: “- Abdestimi tazeleyip sabah namazını kıldıktan sonra, yalnızca odama çekildim ve ölüm meleğini beklemeye başladım. “Lâ ilâhe illallah” diye zikrederken, bir ânda odamı nûr kapladı ve bütün hücrelerim nûr oldu. Başımı kaldırıp yukarıya baktım. O nûrun etkisi ile evimin tavanı cam gibi şeffaf olmuştu. Yattığım yerden yedi kat gökleri, melekleri, Cenneti gördüm ve Cennetteki bir melek bana, “Yâ Îmâm! İşte köşklerin, işte makamın!” Diye Cennetteki yerimi gösterdi. Cennete bakarken sevgili Rabbimin “irci’ıy ilâ rabbik” (rabbine dön) hitabını duydum. O ânda rûhum Allah’ü Teâlâ aşkı ile cezbeye gelip, beden kafesinden fırladı ve ben kendimi başka âlemlerde buldum. Tekrar dünyaya döndüğümde, evimin çevresinde aşırı bir kalabalık gördüm. Onlara, “Ne var? Ne oldu? Niçin toplandınız?” Diye ısrarla sorduğum hâlde hiçbiri ne yüzüme baktı ne de bana bir cevap verdi. İçeriye girdim, hanımım ağlıyordu. Ona da aynı şeyleri sordum ama o da cevap vermeyince, az önce yatmakta olduğum odama girdim ve yerde yatan bedenimi görünce hem öldüğümü, hem de insanların niçin benimle konuşmadığını anladım…” Bazı öğrencileri: “- Hocam! Yerde yatan bedenimi görünce öldüğümü anladım diyorsunuz. Peki, sen başka bedenin başka bir şey mi?” Îmâm-ı Gazâlî hazretleri gülümseyerek: “- İnsanın aslı, özü, gerçek ve kalıcı kişiliği rûhtur. Rûhsuz beden kesilen kol, bacak gibi cansız, bilinçsiz et, kemik yığınıdır…” Yine bazı öğrencileri: “- Hocam! O daracık, karanlık kabirde kıymete kadar nasıl yatacaksınız?” Diye sordular. Cevap buyurdular ki: “- Âh yavrum! Eğer kabirler dışarıdan göründüğü gibi dar, karanlık ve sıkıcı olsaydı, Allah’ü Teâlâ dostları birer zindan mahkûmu gibi oraya atılır mıydı? Ana karnına göre dünya ne kadar geniş, güzel ve aydınlık ise dünyaya göre kabirlerimiz de çok daha geniş, güzel ve aydınlıktır…” Demiş ve: “- Yakınlarım beni kabrimde bekliyor…” Diye son sözlerini söyleyip, ayrılıp gitmiş. Allahû Teâlâ rahmet eylesin, bizleri de şefaatlerine nail eylesin…
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.27.30