Adı:
Ölüm Hastalığı
Baskı tarihi:
Ekim 1990
Sayfa sayısı:
46
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753425476
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Maladie De La Mort
Çeviri:
Nilüfer Güngörmüş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
"Sevdiğini öldürecek gibi olma duygusunu, onu kendinize, yalnız saklama, bütün yasalara rağmen, bütün ahlâki baskılara rağmen onu alma, kaçırma isteğini duydunuz mu? Hiç bu isteği duydunuz mu? der.
Hiçbir zaman, dersiniz."
(Arka Kapak)
46 syf.
·1 günde·10/10
Margarite Duras'yı hiç bir zaman çekici bulmamışımdır. "Bahçe"yi zar zor yarılamış ve büyük bir keyifle yarıda bırakmıştım. "Sevgili" taa 90'lı yıllardan belki de, sansasyon olmuş filmiyle aklımda. "Ölüm Hastalığı" ise büyük kitaplık tasfiyemin gece yarım saat önce devam ederken bütün o karmaşa, kargaşa, dağınıklık, sağa sola saçılmış kitapların arasında, hatta, en üst rafta ikinci arka sıradaki kitapların arasına sıkışıp kalmış bu sıska haliyle (44 sayfa) elime geldi ve tabii ki muazzam güzellikteki kapağıyla "acaba şimdi okuyabilir miyim?" diye düşündüm. Büyük puntolarıyla okunduğu zaman büyük bir zafer havası da verebilir insana, çünkü kitap okumaya ve okumaya giriştiğim kitapları bitirebilmeye ihtiyacım var..bu yüzden kitabı elime alarak din ve tasavvuf kitaplarının arasından geçerek, stephen kinglerimin yanından odaya uzandım ve okumaya başladım...

iyi ki okudum. Çünkü çok beğendim. Bu kısa hikâye ölüm hastalığına yakalanmış bir adamın hikâyesi. Ancak bu ölüm fiziki ölüm değil. Hiç sevmemiş, sevilmemiş birisinin hikâyesi. Öyle ki sırf anlamak, görmek tatmak için parayla birkaç günlüğüne kiraladığı bir kadın kendisine hem gerçek hastalığını hem de çözümün ne olabileceğini söylüyor. Duras'nın son eserlerinden biri mi bilmiyorum, ancak dil gerçekten çok kıvrak, çok etkileyici bir his yaratıyor, o zaman "bu, edebiyattan başka ne olabilir ki?" diye düşünmeden edemiyoruz. Sayfalar dolusu okunan hikâyeler , meselâ Gizliajans'taki sempatik, komik aşk hikâyesi gibi, gerçeklik duygusu yaratamazken Duras bu kadar az sayfalık bir kitapta bu hissi nasıl gerçek kılabiliyor? edebiyat işte...Anlatabilen, kıvırabilen, dönebilen, çekip çevirebilen ve bizi anlattığı şeyin içine çekebilen bir kalemin, dilin, üslûbun gücü bu. Öyle ki kitap bittiğinde bile o ruh hâli, o his bizimle beraber kalıyor. Bunu ancak iyi bir edebiyatçı başarabilir.

iyiki, iyiki, iyiki edebiyat var. Ve iyiki gerçek, has edebiyatçılar.

Bu gecelik bu kadar edebiyat yeter. Bu tad, bu gecelik, yeter. Herşeyin fazlası zarar. Yarın, nasipse elbette, acaba hangi kitabı okumaya çalışacak ve yine mi bırakacağım korkusuyla, dikkat kesilip kitaba gömüleceğim...bir yandan da içimde Çehov'a duyduğum özlem...

"Ölüm Hastalığı"nı kesinlikle edebiyat sevenlere öneriyorum.
46 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Kısacık ama bir o kadar da dolu bir kitap Ölüm Hastalığı, sevgisiz kalmış ve buna inancını yitirmiş erkek kahramanın bir süreliğine para karşılığı bir kadın ile geçirdiği gün ve gecelerin sorgulanmasıdır Ölüm Hastalığı...
Duras bu kitabında erkeği şiddete meyilli gösterirken, kadın ise doğası gereği kırılgandır.
Arada bir açıp aradan siyah denizleri göreceğiniz bir kitap okumak isteseniz keyifli okumalar...
%72 (33/46)
·Beğendi·Puan vermedi
Yaşadığım majör depresyondan dolayı, bu kitabı ilk gördüğümde okumak istedim çünkü kitabın adı çok dikkatimi çekti. Kitapta dikkatimi çeken ve çekmeye devam eden şeylerden biri cümlelerin dağınık ve bir o kadar da düzenli olması. Garip bir anlatıcı var kitapta ve ölüm temasının bir hastalık gibi işlenmesi ve zaman ve mekan kavramının hem stabil hem de stabil olmayışı kitapta güzel bir olgu oluşturuyor. Kısa bir kitap olmasına rağmen alıntı yapılabilecek çokça cümle var. Bir anda pat diye okunabilecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum bence sindirilerek okunmalı.
46 syf.
Ölüm Hastalığı Marguerite Duras’ın bir solukta okuduğum, şiirsel dilinin beni etkilediği mekansal anlamda önceliği ve sonralığı olmadan bir kaç günün kadın ve erkeğin diyaloglarından ve duygusuz yakınlaşmalarından oluşan, sevme beceriksizliğini yazarın Ölüm hastalığına benzettiği genelde okuyucuyu erkeğin sevgisizliğine dikkati Çekerken gizlice kadının da bir benzer hastalıktan yatalak haline bakmamızı sağlayan durgun ve uyuyan haliyle erkeğin gözüyle bize anlatır. Teşhisi koyan da kadındır. Duras’ın okuduğum sevgili isimli kitabında da benzer bir durum vardı. Sevgililerden her ikisi aslında sevgiyi reddeden kimliklerdir. Bedensel birleşme ve aralarında ki konuşmalar vaadsizlik onun okuduğum her iki kitabında da önce seks vardır. ardından gelen aşkı hissederiz ama göremeyiz. Bu anlamda kadınlar nesneleşmiş, ama aynı zamanda da erkekleri nesne haline getiren birer öznedirler. Her iki tarafta bundan son derece de mutlu görünmesine rağmen bir yanda da büyük acı çekmektedirler.. para ilişkisine dökülen aşk, belki de yazarın aşka olan inançsızlığını göstermektedir. Ya da birlikteliklerin bir alışveriş olduğu dair bir algı yaratmak olabilir. Ölüm Hastalığı; doğuştan itibaren yakalandığımız bir hastalık. Ölecek olmanın bilinci, bu geçicilik sevgi denilen yüce duygusunun yanında çok daha güçlü kalmaktadır. Duras’ın kitaplarında bu ölüm gerçekliği yazarı sevgi mefhumundan bir Aldım uzaklaştırmaktadır. Uzaklaştığı her şeye dair ilgi onu belki de böylesine duygulu aşkı sevgiyi içinde barındıran ama realitenin gerçekliğiyle yüz yüze getiren bir kaçışı da anlatıyor olabilir ..Julia Kristeva’nın Kara Güneş kitabında Duras’la ilgili bir bölümde yazarın kitaplarının sinema ve tiyatroya çevrilmesine yönelik yazarın duyduğu rahatsızlık. Bu anlamda kitabın sonunda “ölüm Hastalığı’ kitabının tiyatro ve sinemaya çekilmesi gerekseydi nasıl olması gerektiğine dair tavsifleri yer almaktadır. Bu inceleme Blancoht’un kitabından biraz esinlenme içermektedir. Özelikle sürekli uyuyan kadın imgesine dair. Uyku haplarınızı almayı unutmayın kadınlar :)
46 syf.
·1 günde·7/10
Ölümü sevgi ile birleştirerek anlatmış yazar şiirsel bir dille. Bir yönden Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku kitabına benzettim. Yoğun bir anlatımı var.
46 syf.
·Puan vermedi
Kitapçıda inceleyeyim derken bitirdiğim kitap. Kitapta ne bulacağım diye sormayın, olayın nerede geçtiğini dahi hatırlamıyorum. Bende iz bırakmayan bir kitap kısacası.
Gözyaşlarınızdan bu kadar habersiz
olabilmesini, sizden o haliyle korunuyor olmasını, tüm dünyayı kapladığından bu kadar habersiz olabilmesini anlayamazsınız.
Onun yanına uzanırsınız. Kendinize ağlarsınız hep.
Bu geceye kadar, nasıl olup da gözlerin
gördüğü, ellerin dokunduğu, bedenin dokunduğu şeylerin bilinemeyeceğini anlamıştınız. Bu bilmemezliği keşfedersiniz.
Hiçbir şey görmüyorum, dersiniz.
Cevap vermez.
Uyur.
Artık yalan söylemeyin, der. Dünyadaki hiçbir şeyi, hiçbir zaman sizin bildiğiniz şekliyle bilmeyeceğini umduğunu söyler. Hiçbir şeyi sizin bildiğiniz şekliyle bilmek istemem, der, ölümün yol açtığı o kesinlikle, hayatınızın her gününde, her gecesinde birbirine benzeyen o umarsız tekdüzelikle, sevme yoksunluğunun o ölümcül işleyişiyle
Kendi kendinize, onun ölmesi gerektiğini söylersiniz. Kendi kendinize, eğer şimdi, gecenin bu vaktinde ölseydi daha kolay olacağını söylersiniz, kendiniz için, dersiniz kuşkusuz, ama cümlenizi bitirmezsiniz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölüm Hastalığı
Baskı tarihi:
Ekim 1990
Sayfa sayısı:
46
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753425476
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Maladie De La Mort
Çeviri:
Nilüfer Güngörmüş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
"Sevdiğini öldürecek gibi olma duygusunu, onu kendinize, yalnız saklama, bütün yasalara rağmen, bütün ahlâki baskılara rağmen onu alma, kaçırma isteğini duydunuz mu? Hiç bu isteği duydunuz mu? der.
Hiçbir zaman, dersiniz."
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 97 okur

  • G.
  • Mustafa Meral
  • fatma türk
  • Tabula Rasa
  • —a
  • Kitapkadın
  • Arzu
  • Canan kezer
  • Ebuyusuf
  • Fatih

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%29.4
25-34 Yaş
%47.1
35-44 Yaş
%5.9
45-54 Yaş
%17.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%54.5
Erkek
%45.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.6 (7)
9
%17.6 (6)
8
%32.4 (11)
7
%14.7 (5)
6
%8.8 (3)
5
%2.9 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%2.9 (1)