Kapitalist bir toplumda işçiyle ailesinin günlük ihtiyaçlarının üretilmesi için, örneğin, dört saat yetebilir. Diğer bir deyişle, işçinin ve ailesinin günlük ihtiyaçlarının mal olarak pazardaki toplam mübadele değeri dört çalışma saati olabilir. Bu durumda işçinin günlük emek gücünün mübadele değeri de, dört çalışma saati olacaktır. Yani kapitalist, işçiye dört çalışma saati karşılığı para ödeyecektir. Oysa işçi dört değil, sekiz ve çok kereler on, on iki saat üretimde bulunur. Bu durumda işçi ilk dört saatlik üretimiyle kendisine verilen ücretin karşılığını ödemiş olacak, bu ilk dört saatten sonraki üretimi tamamen kapitalist için yapacaktır. İşçinin günlük emek gücünün mübadele değeri dört çalışma saati olduğu için, kapitalist, işçiye dört saatten sonraki üretimi için hiçbir şey ödemeyecektir. İşte, karşılığı kapitalistler tarafından ödenmeyen bu çalışma, kapitalistlere kalan kârın, yani "artık değer"in kaynağıdır. Görülüyor ki kâr, alış veriş sırasında değil, üretim sürecinde işçinin sömürülmesiyle elde edilmektedir. İşçinin sömürülmesi, soyut bir burjuva kavramı değil, kapitalizmin ve kapitalistlerin varlıklarını borçlu oldukları somut bir gerçektir. Sömürme olmasaydı, kâr olmazdı; kâr olmasaydı, kapitalizm ve kapitalistler olamazdı...
"İlk günahın dinbilimdeki rolü ne ise, bu ilkel birikimin ekonomi politikteki rolü de odur. Evvel zaman içinde birbirinden çok farklı iki halk takımı varmış. Bunların biri çok zeki, çok çalışkan, çok tutumluymuş; diğerleri ise bütün kazançlarını işrette tüketen, tembel, akılsız kişilermiş... Böylece, sonunda çalışkanlar takımı bütün servetin sahibi olmuş, öteki sorumsuz, tembel takımına ise satacakları emeklerinden başka bir şey kalmamış... İşte bu ilk günah yüzündendir ki, halk tabakalarının büyük bir kısmı ne kadar çalışırsa çalışsın emeklerinden başka bir şeye sahip olamamaya ve ebediyete kadar fakir kalmaya mahkûmdurlar... Artık hiç çalışmayan bir azınlığın ise serveti günden güne artacaktır..." (Kapital, Cilt I, Bölüm XXVI)
Marx şöyle demişti: "İnsanlık ancak çözümleyebileceği sorunları görev olarak önüne koyar. Çünkü bir sorun, ancak kendi çözümü için gerekli koşulların tam olarak bulunduğu ya da belirmeye başladığı sırada ortaya çıkar."