Razilo

Razilo
@HalunSmos
543 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Kapitalist bir toplumda işçiyle ailesinin günlük ihtiyaçlarının üretilmesi için, örneğin, dört saat yetebilir. Diğer bir deyişle, işçinin ve ailesinin günlük ihtiyaçlarının mal olarak pazardaki toplam mübadele değeri dört çalışma saati olabilir. Bu durumda işçinin günlük emek gücünün mübadele değeri de, dört çalışma saati olacaktır. Yani kapitalist, işçiye dört çalışma saati karşılığı para ödeyecektir. Oysa işçi dört değil, sekiz ve çok kereler on, on iki saat üretimde bulunur. Bu durumda işçi ilk dört saatlik üretimiyle kendisine verilen ücretin karşılığını ödemiş olacak, bu ilk dört saatten sonraki üretimi tamamen kapitalist için yapacaktır. İşçinin günlük emek gücünün mübadele değeri dört çalışma saati olduğu için, kapitalist, işçiye dört saatten sonraki üretimi için hiçbir şey ödemeyecektir. İşte, karşılığı kapitalistler tarafından ödenmeyen bu çalışma, kapitalistlere kalan kârın, yani "artık değer"in kaynağıdır. Görülüyor ki kâr, alış veriş sırasında değil, üretim sürecinde işçinin sömürülmesiyle elde edilmektedir. İşçinin sömürülmesi, soyut bir burjuva kavramı değil, kapitalizmin ve kapitalistlerin varlıklarını borçlu oldukları somut bir gerçektir. Sömürme olmasaydı, kâr olmazdı; kâr olmasaydı, kapitalizm ve kapitalistler olamazdı...
Sayfa 34
Reklam
"İlk günahın dinbilimdeki rolü ne ise, bu ilkel birikimin ekonomi politikteki rolü de odur. Evvel zaman içinde birbirinden çok farklı iki halk takımı varmış. Bunların biri çok zeki, çok çalışkan, çok tutumluymuş; diğerleri ise bütün kazançlarını işrette tüketen, tembel, akılsız kişilermiş... Böylece, sonunda çalışkanlar takımı bütün servetin sahibi olmuş, öteki sorumsuz, tembel takımına ise satacakları emeklerinden başka bir şey kalmamış... İşte bu ilk günah yüzündendir ki, halk tabakalarının büyük bir kısmı ne kadar çalışırsa çalışsın emeklerinden başka bir şeye sahip olamamaya ve ebediyete kadar fakir kalmaya mahkûmdurlar... Artık hiç çalışmayan bir azınlığın ise serveti günden güne artacaktır..." (Kapital, Cilt I, Bölüm XXVI)
Sayfa 40
διαλεκτική
Marx şöyle demişti: "İnsanlık ancak çözümleyebileceği sorunları görev olarak önüne koyar. Çünkü bir sorun, ancak kendi çözümü için gerekli koşulların tam olarak bulunduğu ya da belirmeye başladığı sırada ortaya çıkar."
Sayfa 111
Cinsiyetçilik, erkekler için işlevsel olduğundan değil, egemen sınıf için işlevsel olduğu için vardır. Kapitalist toplumda, işçilere ücret ödeyen üretim aracı sahipleri daha az para ödenen kadın emeğinden muazzam kârlar elde ederler. Kadınların düşük ücretleri bütün ücretleri düşük tutmaya yarar, tıpkı etnik azınlıkların düşük ücretlerinin de bütün ücretleri düşürmesi gibi. Yani, daha iyi para alan ücretli işçi, sürekli olarak, yerine daha az parayla çalışacak bir ücretli işçinin geçirilmesiyle tehdit edilebilir. Böylelikle kapitalist sınıf, salt kadınlara daha düşük ücret ödeyerek büyük kârlar elde etmekle kalmaz, erkeklerin ücretlerinin bir bölümünü de cebe indirir.
ayaklanma bir sanattır
Fakat ayaklanmayı Marksistçe, yani bir sanat olarak ele almak için, aynı zamanda, bir dakika bile yitirmeden, isyancı birliklerin karargâhını örgütlemeli, güçleri mevzilendirmeli, en güvenilir birlikleri en önemli noktalara yerleştirmeli, Aleksander Tiyatrosunu kuşatmalı, Peter ve Paul Kalesini* işgal etmeli, Genelkurmayı ve Hükümeti tutuklamalı, kadet subaylarına ve şehrin stratejik noktalarına düşmanının yaklaşmasına izin vermektense ölmeyi yeğleyecek Vahşi Tümene† karşı harekete geçmeliyiz. Silahlı işçileri seferber etmeli, onları son, amansız nihai savaşa çağırmalıyız; telgraf ve telefona derhal el koymalı, bizim ayaklanma karargâhını merkezi Telefon Dairesine yerleştirmeli, bu karargâhla bütün fabrikaların, bütün alayların, silahlı mücadelenin bütün önemli noktalarının telefon bağlantısını kurmalıyız vs. Elbette bütün bunlar, şu an ayaklanma bir sanat olarak ele alınmadığı sürece, Marksizme, devrime sadık kalmanın imkânsızlığını örnekler içinde göstermektir.
Sayfa 127
Reklam