Marya..
Ait olmadığı yerde, yolunu kaybetmiş bir kadın değil de yolu olmayan bir kadın. Olmayan bir hayatın, olmayan yollarında, olmayan amacının tükenişinde ilerliyor Marya. Sömürülen, bir amacı olmayan bu kadını okurken bazen tüm acıma duygunuzu ona bırakmak istiyorsunuz, bazen de haliyle kızıyorsunuz. Bir kadının veya kadında değil bir insanın hayatı, vakti, kişiliği ve prensipleri bu kadar değersiz olmamalı. Marya doğru ve yanlışın farkında olarak yanlışı seçen biri, kızmamda ki asıl sebep bu. Çaresizlik değil, tükenmişlik değil sebebi, hayatındaki tüm ilerleyişleri oluruna bırakması bence. Ben bu karakteri sevmedim. Louis veya Heidler bile daha mantıklı ve şerefli insanlar bana göre. En son kitaba giren diğer güzel kadın profilinden anlıyoruz ki o günlerin Paris’inde neredeyse tüm kadınların bir yolu yok. Toplum yargısının hem olduğu, hem olmadığı, sevginin ucuzlaştırılıp, midenizi bulandırdığı bir hikaye..
Ağır bir kitaptan sonra araya soluk almak niyetiyle başladığım bu eser biraz olsun canımı sıktı.
Tavsiye edilmez, ama isterseniz deneyimleyebilirsiniz. :)
Sevgilerimle,
Gamze..