Emrah Serdan

Emrah Serdan

ÇevirmenEditör
8.3/10
31 Kişi
·
8
Okunma
·
0
Beğeni
·
49
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
473 syf.
Katyuşa'ya yaptıklarından sonra hangi din temizler senin o kirli vicdanını!

"Din çok var,ruh tektir.Senin ruhun da ,benimki de ,onunki de aynıdır.Demek ki herkes kendi ruhuna inanırsa birleşecek insanlar.Kendine inanmalı insan,birlik o zaman olur ancak.(446)"

Sert bir giriş yaptığımın farkındayım zira hakediyor boyu devrilesice ... Hem Katyuşa'ya yanlış yapıyor hem de hatayı kabul edip suçuyla oturacağına suçunu yükleyecek başka bahaneler arıyor... Kitabı okurken bu adama gıcık olacaksınız demedi demeyin...

Kitapta dizivari bir hava var Anna Karenian'da da aynı hissiyata kapılmıştım.İnsanların yaşayışlarını ele alan bir roman olduğundan sanırım bu hissiyatı veriyor Tolstoyun klasik olmuş eserleri.

Tolstoy ne enteresan bir yazarsın.Seni hem seviyorum hem de çok kızıyorum.Romanlarında öyle şeylere değiniyorsun ki ne olursa olsun konu kadınların günahkarlığına ,erkeklerin melek gibi olmalarına geliyor.

"Erkeklerin kalpsizlikleri,kadınların güçsüzlükleri üzerine...(82)"
Bu alıntıdan da anlaşılacağı üzere ,Nehlüdof denen çapkın artist Katyuşa'yı kötü yola düşmesinin çukurunu kazan kişidir.Ama böyle mi diyor ; kadınlar zaten erkekleri günaha sokan varlıklardır ! Tabi tüm kadınlar için demiyor bunu Nehlüdof dini inancı olmayan kadınlar için diyor kendi iç sesiyle konuşurken.

Ne diyorsun Nehlüdof DUYAMIYORUM!!! İnsanlığın gerektirdiği şeyleri dine bağlamak ne kadar doğru... Ben hiç doğru bulmuyorum ,ne yani bir dine inanan kişi günah işlemez inanmayan kişi günahkar mıdır?

Aksine diniyle övünen bir çok arkadaşımdan yemediğim kazık kalmamıştır ,hatta yakın bir tarihte gizliden tehdit bile edildim... Allah'a şükür ki bir dinleri vardı yoksa yapacakları yanlışların önüne kim geçerdi... Beni yine bu olayın devamında teselli eden ateist arkadaşım ,yanımda olan ve destek veren... Oysa ki inandığı kimse yoktu ,kötü olması gerekmez miydi? Kimse yanlış anlamasın dine karşı değilim,ateist,deist vs... de değilim demek istediğim yanlış yanlıştır bunu size birinin emretmesi gerekmez aklınız bunun için var.Yanlış şeyleri yapmazsınız bunun için mükafat da beklemezsiniz ,yaşamın temel çarklarından biridir bu...

Böyle kızgın olduğuma bakmayın Nehlüdof sonra hatalarını telafi etmek için elinden geleni yaptı ,telafisi olur mu bazı şeylerin orası tartışılır tabi.

Diriliş Tolstoy'un üçüncü büyük eseridir. Romanda 19.yy sonu Rusya'da toplum yaşantısının farklı yanları dikkat çekilerek yazılmıştır.Anna Karenina okundu ,Diriliş okundu sıra Savaş ve Barış 'ta onda neyle karşılaşacağım bakalım. Okuduğum iki eserde de beni deli eden karakterler vardı. Ama sevdiğim bir tarafı var bu yazarın ,adını koyamadığım bir çekim... Bu nedenle okumaya deva edeceğim kendisini.

Ben Tolstoy seven biri olarak beğendim ,tavsiye ederim.İncelemenin geneline bakınca baya dolmuşum yani ,oh be rahatladım kaç gündür bunları içimde tuta tuta .
Kpss hazırlıklarına geri dönerken yeni bir incelemede görüşmek üzere... Sevgiler

https://www.youtube.com/watch?v=zdngjh5cy5E (en sevdiklerimden)
264 syf.
·11 günde
Yazar; Sally Rooney'nin Normal İnsanlar romanı, arkadaş olan iki gencin lise sonlarında başlayıp yıllara devam eden ilişkisini samimiyetle anlatıyor. Mücadeleleri, başlarına gelen aksilikleri, her şeye rağmen beraberlikten zevk aldıklarından bahsediyor. Gençlerin farklı alanlar da meslek ve kariyer sahibi olarak yaşamdan kopmadan alınacak tecrübeleri yeni kuşakların algılarına sunuyor. Dramatik bir tadı var, içtenlikli buldum, ümit ediyorum siz 1K üyeleri de sevecektir. Keyifli okumalar dilerim..
632 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
Ben kütüphanemdeki 500 sayfanın üzerindeki her kitaba tuğlacı kardeşler derim.Bu roman da o tuğlacı kardeşlerden biri tam 632 sayfa.Baskı kalitesi oldukça iyi ve çeviri , kitabın orjinalinden kaynaklanan bazı Almanca kısımlar nedeniyle bocalasa da idare eder.

Okunabilirlik olarak orta düzey bir zorluğu var romanımızın.Dil olarak çok zorlayıcı bir yönü yok ve diline sade denilebilir.Ancak dilde bolca argo ve küfür kullanıldığını da belirtmeden geçmeyelim.Zaman zaman teknik bazı terimlere girse de çok fazla zorlayıcı sizi Googleda aramadan aramaya sevk edecek bir terminoloji yok.

Konusundan kısaca bahsetmek gerekirse kitabımız Purity adlı kahramanımızın annesi ve çevresini oluşturan insanlarla olan ilişkilerini geçmişle köprüler kurarak anlatmaktadır.Burada en önemli sorun,A.B.D,Almanya ve Bolivya gibi dünyanın oldukça geniş bir lokasyonunu ve Eski Doğu Almanya'nın taa Berlin duvarı yıkılmadan önceki halinden alıp günümüze kadar olan büyük bir zaman dilimini , aynı romanda bu kadar dar konu içerisine sığdırmaya çalışmak olmuş.Bu yüzden zaman ve olaylar kronolojik değil ve yer yer bu zaman kaymaları okuma konforunu azaltabiliyor.

Tamamen kusursuz bir roman olmamasına rağmen ben beğendim.Çünkü özellikle insan ilişkileri ve psikoljisiyle ilgili olarak kitabın bazı bölümleri olağanüstü güzellikte portreler içeriyordu.Keşke tüm eser dalgalanmadan bu yüksekliği sürdürebilseydi o zaman eser on numara olacaktı.Ancak dediğim gibi tüm dağınıklığına rağmen roman kendini okutuyor.
Eser her okuyucuya hitap etmese de okuyup keyif alabilirsiniz.Kalınlığı zor bir izlenim vermesin rahatlıkla okunabiliyor.Cinsellik ve argo içerdiğinden sadece yetişkinlerin okumasını tavsiye ederim.Hepinize iyi okumalar.
264 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Connell ve Marianne uzun süredir birbirini tanıyor.
İkisi de sevgiyi paylaşıyor ancak onlar bu sevginin farkında değiller. Onlar ‘normal’ olmak istiyorlar çünkü, okulun en popüleri-en zekisi, evin biricik evladı, arkadaşlarının rol modeli olmak ilgilerini çekmiyor.
Atladıkları bir nokta var: bazen hayat siz istemeden de yolunuzu değiştirir, yüzünüzü sevdiğinize çevirmeden başka kapıları açmaya zorlar.
Connell ve Marianne de liseden itibaren aralarında var olan bağı görebiliyorlar.
Buna rağmen, bağ bazen zayıflıyor hatta kopuyor; bazen hiç olmadığı yerden,koptuğu yerden bağlanıyor.
Değişmeyen şey ise onlar ‘kendileri’ olmaktan vazgeçmiyor.
.
Sally Rooney, iki karakterle, tek bir konu ekseninde ilerleyerek okuyucuyu kendine çekiyor. Liseden başlayıp üniversite yaşamında da ağır aksak ilerleyen bir ilişkiyi anlatıyor ama bunu yaparken kullandığı teknik ve dille eseri elden bıraktırmıyor.
Arkadaşlarla Sohbetler adlı eserini de severek okumuş ve sıradaki eserini beklemiştim, orada satır aralarındaki detaylar (etik,toplumsal cinsiyet vurgusu) bu eserde de devam ediyor. Şiddete, zorbalığa, bireylerin sıfatlarından arındırıldığında, sadece ‘birey olmalarından’ doğan değerlerine de odaklanıyor aslında.
.
Sally Rooney’i okumak sevdiğiniz bir kahveyi yudumlamak gibi. İçinizi ısıtıyor, damakta kalıyor tadı~
.
Özenli çeviride Emrah Serdan, kapak tasarımında Utku Lomlu yer alıyor ~
632 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Kitapla ilgili her ne kadar çok söylenecek şey varsa da uzun Franzen kitapları beni yormuyor artık. Önceden hep okumaya korkardım ancak artık benim için uzun kitapların televizyonun karşısına geçip bütün gün asalak biçimde kanalları değiştirmekten farkı yok.

Kitapla ilgili düşüncelerim şu videoda genel olarak zaten:
https://www.youtube.com/watch?v=gMQGgDw-UL8
553 syf.
·Puan vermedi
Tolstoy’un okuduğum ilk kitabı. Kitapta Rusyanın o dönemdeki halini öyle net bir şekilde anlatmış ki yazar,okurken sanki o dönemde yaşayan bir ‘mujik’ gibi hissettiğim kısımlar oldu. Duvardaki adalet yazısının gerçeği ne kadar temsil ettiğini kitabı okuyunca anlayacaksınız.
553 syf.
·Puan vermedi
Bir mahkeme salonunda başlıyor roman. Sanıklar; bir pansiyonun çalışanları Simon Petrov Kartinkin, Yevfimiya İvanovna Boçkova ve seks işçisi Katerina Maslova’dır. Katerina, yani namı diğer Katyuşa öyle bir yoksulluğa doğmuştur ki, hayatta kalmış olması bile neredeyse bir mucizedir. Annesi, doğumdan çok kısa bir sonra vefat etmiştir ve kadının bakımını, aynı zamanda onu ölmekten kurtarmış olan iki hanımefendi üstlenmiştir. Katyuşa bu evde yarı besleme yarı soylu bir şekilde yetiştirilmiş, kâh Fransızca dersleri almış kâh evin tüm işlerine koşturmuştur.

Seray Soysal

İncelemenin tamamı için: https://kayiprihtim.com/...nikolayevic-tolstoy/
264 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Kitabın 1991 doğumlu genç yazarı Sally Roney kendi kuşağının (beni de temsil ediyor aslında) hayata ve ilişkilere karşı bakış açısını çok güzel bir dille anlatmış. Kitap lise yıllarından itibaren birbirleriyle karmaşık ilişkiye sahip olan iki gencin hikâyesini anlatıyor. Aslında birbirini çok seven ve eksik yönlerini tamamlayan Connell ve Marianne’in arkadaşlık – sevgililik arasında gelip giden hikâyelerini Dublin’deki üniversite yaşantısının içerisinde okuyoruz. Gayet akıcı bir kitap olduğunu belirtmem lazım. Bizi, kuşağımızı anlatan bu kitabı okurken kendinizi güzel bir romantik gençlik filmi izliyormuşsunuz gibi hissedeceksiniz ve kısa sürede bitireceksiniz.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 8 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 33 okur okuyacak.