Emrah Serdan

Emrah Serdan

ÇevirmenEditör
7.8/10
2.760 Kişi
·
3.320
Okunma
·
3
Beğeni
·
536
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
104 syf.
·Puan vermedi
Zweig bey serileri bitirilmesi mecbur kılınmış da bizim haberimiz yokmuş gibi.Hepsinde bildiğimiz ama gün yüzüne çıkaramadığımız gerçekler dolu.Yazarımız hayatın toz pembe olmadığını , içimizde yaşadığımız gizli tutkuları , bastırılmış bir karakteri aktarmış sayfalarında.Psikolojik yalnızlığın bedensel yalnızlıktan daha ağır olduğunu bir kez daha görüyoruz.Sadece eserde anlatılan konu değil , daha bir çok konuda toplum baskısıyla sindirilmiş hayalleri,hedefleri anımsadım.Kısacası karmaşık duygularımsı şeyler :)
250 syf.
·4 günde·Beğendi
Bu kitap deneme türünde geçiyor ama bence kitabın başları roman sonları ise deneme. İspanya iç savaşına katılan Orwell savaşta deneyimlediklerini kitapta gayet detaylı bir şekilde anlatıyor. Hatta bu kitap sayesinde Orwell'ın bir tasvir ustası olduğuna kanaat getirdim.

Kitabın başları size sanki bir roman okuyormuş hissiyatı yaratıyor. Bu şahsen benim hoşuma gitti. Orwell savaşta bizzat bulunduğu için her şeyi detaylı bir şekilde anlatıyor. Başlarında deneme denebilecek pek bir şeye rastlamadım.

Kitabın sonları ise tam manası ile deneme. Orwell devrin partilerini, sistemlerini, şahsiyetlerini iyi kötü eleştiriyor.

Kitapta Faşistleri ve Koministleri anlatıyor. Ama ben Orwell'ın hangisinden yana olduğunu tam anlayamadım. Lakin kendisinin bir sosyalist olduğunu biliyorum.

Ben de hem roman hem deneme okumuş gibi bir hissiyat yaratan bu eser bence okunmaya değer.
Oğuz Aktürk
Oğuz Aktürk Fener, Gece ve Yıldızlar ve Ölümünden Sonra Yayımlananlar'ı inceledi.
57 syf.
·1 günde·7/10 puan
YouTube kitap kanalımda Wolfgang Borchert'in hayatını ve kitaplarını kronolojik okuma önerimle birlikte yorumladım: https://youtu.be/yAaaSmtCYn0

Bitmek bilmeyen aynılaşmış savaşsı gecelerin kasveti arasında göğün bir deniz olduğu evrende yıldızları deniz feneri olarak görme ütopyasıyla gri renkteki büyükşehirler kıstırıcılığının distopyasını, ışığın ve gölgelerin ressamı Rembrandt'ın ışığı ve gölgeleri sadece bu kitaplık Borchert'a hediye etmesiyle anlatır.
120 syf.
·2 günde·Beğendi
Sanki Hayranı olduğum yazarın kitaplarında ki gönderme ve eleştirilerini onunla karşılıklı konuşmak gibi...
Orwell'ın bu eseri dört bölümden oluşuyor ama beni ilk iki bölümü daha çok içine çekti. İlk bölümde neden yazdığını açıklarken daha önceden okuduğum kitaplarının yazım aşamalarından neden yazdığından ve ne tür eleştiriler bulundağundan bahsediyor.
Devrinin en iyi yazarlarından birinin kaleminden bir hikaye okumak yerine daha önceden yazdığı hikayelerinin felsefelerini ve eleştirilerini okumak mükemmel bir deneyimdi.
Daha önceden George Orwell'ın birçok kitabını okumadıysanız bu kitabı okumanızı tavsiye etmem. Önce diğer kitaplarını okumalısınız.
Kitapda bulunan edebi eleştiriler, okumaktan zevk aldığım başka yazarlar hakkında yapılan yorumlar mükemmeldi.
Eğer siyaset ve ikinci dünya savaşı hakkında yazılar okumaktan hoşlanmıyorsanız bu kitabı okumanızı tavsiye etmem. Son iki bölümde yazar İngiltere hakkında bolca yazdığı için biraz sıkılabilirsiniz ama çabuk alışırsınız. Ne de olsa bu Orwell. 4 yaşında annesine taşlama yapmak için şiir yazmış bir adamdan bahsediyoruz...
64 syf.
·3 günde·8/10 puan
Merhaba öncelikle..

Öncelikle Üvercinka şiirinin hikayesini öğrenelim..

Cemal Süreya eşi Seniha Hanım hamileyken “Üvercinka” adını taktığı genç bir kızla tanışır. Cemal Süreya ile bu kız arasında tutkulu bir aşk başlar. Ancak Cemal Süreya’nın 58 yıllık hayatında Üvercinka şiirini yazdığı bu genç kızın adını bilen ve yüzünü gören kimse olmamıştır. Şairin hayatında bir giz olarak kalan bu sır, Süreya'ya Üvercinka şiirini yazdıracaktır. Üvercinka şiiri aynı zamanda Cemal Süreya’ya da şöhreti getirecektir. Çalkantılı günlerde olan Cemal Süreya bir karar vermek zorunda kalmıştır. Eşi Seniha Hanım çocuklarını doğurmak üzeredir ve şair kararını verir.
Cemal Süreya Üvercinka ile ayrılık kararı alırken bir Ağustos günü şu satırlar dökülür dizelere:
“Acıların adını, ağustos koymalılar…”
Cemal Süreya'nın soyadındaki y harfini de Üvercinka'nın anısına çıkarttığı rivayet edilmektedir.
Cemal Süreya eşi Seniha Hanım’a dönmüştür. Geride ise bu aşkın izlerini taşıyan Üvercinka şiiri kalmıştır.

Şimdi bu eseri incelmeye alayım :)

Bu kitabı çok öven okuyuculara anlam veremedim. Ben beğenmedim hatta 30 sayfada bırakacaktım neredeyse... bir kadına salt beden üzerinde yaklasılıp vücudu üzerinden bunu dizelere dökmek bana günümüz aşklarının samimiyetsizliğini hatırlatıyor. “Üvercinka”yı cinsel çağrışımlarla yüklü dizeleri içeriyor kitap. Kadını adeta cinsel obje gibi görmesine hem şaşırdım hem üzüldüm hayal kırıklığı diyorum sadece...

“Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.”

İşte tam da bundan rahatsız olmaktan söz ediyorum. Bu tarz şeyleri okurken gerçekten irite oldum. Şimdi aşkın bu olduğunu düşünmüyorum... Aşk bu olmamalı.. Aşk cinselikten ibaret değildir.. Sadece aşkı yüreğiniz de kalbiniz de ruhunuzda hatta vücudunuzda dolaşan kanda hissedin.. Gerçek aşkı bulmak dileğiyle sevgiyle kalın..
374 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
``Şimdi diyorum. Şimdi; bir deniz, denizde vapur, gökyüzünde martı, semaverde çay olmalı. Birde çaya yaren...´´

Cemal Süreya'yı bu sözüyle tanımıştım ve en sevdiğim şairdir kendisi. Uzun süredir kitaplarını çok okumak istiyordum ama bir türlü fırsat yaratmıyordum kendime diyeyim.
Özellikle hayatına kadar bir çok şeyi araştırmıştım. Büyük bir Fenerbahçe taraftarı olduğunu gözden kaçırmadım ve kız çocuğu hayranı olduğunu :)
Kitapla ilgili sözlerime gelecek olursak; akışı olsun, içine sürükleyiciliği olsun gayet güzeldi. Cemal Süreya' nın şiirlerini okurken onun gözünden bakmalısınız dünyaya ya da düşüncelerinden. Yoksa sadece okuyup geçersiniz anlaması güç olur. Ben okurken adeta yaşadım şiirlerini, sözlerini, mektuplarını.
Şairimiz Cemal Süreya şiirlerinde bir çok unsurlar kullanmıştır. Sigara ve alkol. Sigarayı ne kadar çok sevdiğini biliyorum, şiirlerine bunu fazlasıyla yansıtmış. Sözünde de dediği gibi: ``Bilirsin, sigarayı da kalem tuttuğum gibi tutarım. Ondan tüter sevda sözleri.´´
Diğer bir unsura gelecek olursak bunlar hayvanlar. At kelimesini özellikle çok duydum şiirlerinde. Benim direk aklımda şu 3 mitoloji canlandı ``At, avrat, silah´´ Nedenine gelecek olursak, şairimizin sevdiği kadınlara yazmış olduğu şiirler. Silah olarak çok kullandığı bir bölüm yok ama bir şiirinde yani ``İntihar´´ şiirinde bu unsuru kullanmış. Söz konusu hayvanlardan açıldı haydi gelelim kuş, güvercinle olan
bağlarına. ``Hayat kısa, kuşlar uçuyor´´ sözünden de anlaşıldığı üzere ömrünü uçan kuşlara benzetmiş.
``Güvercin curnatasında yan yana akan iki güverciniz.´´ sevdiğini güvercin olarak benimsetmiş. Ömrünü uçan kuşlara benzetmiş derken; diğer bir unsur ise ölüm. Şairimiz ölüm konusunu yine bir o kadar çok işlemiş şiirlerinde. ``Özgürlüğün geldiği gün, o gün ölmek yasak!´´ demiş; ama ölümün üvey annesinin elinden değil de oğlunun Memo tarafından gelmesi çok üzücü bir durum.
Diğer bir unsurumuz olan erotizm. Şairimiz bu unsuru da yine
çok kullanmış şiirlerinde. Ben olaya kesinlikle şu gözle bakmadım, ya işte bu nasıl şair işte sevişmek olsun edepsiz şeyler yazmış.
Daha çok aşkını romantizm üzerinden yaşamış. Naif ve zarif bir düşünceyle dökmüş düşüncelerini şiirlerine benim fikrimce.
``Güz Bitiği`` son kitabıdır, ama ah yaşasaydı, Cemal Süreya’ nın yeni çağının ilk kitabı olarak anacaktık. 1 düzyazı, 20 şiir, 1 şarkı, 11 beyit, 16 dizelik harika bir eser.

Kitapla ilgili düşüncelerimi burada kapatırken sizle en sevdiğim şiirini paylaşmak isterim.

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum oradan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir gece yarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri. 🕊

Daha 59 yaşında hayata gözlerini yuman şairimizi saygı ve özlemle anıyorum. Keyifli okumalar diliyorum okuyacak herkese şimdiden.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 3.320 okur okudu.
  • 131 okur okuyor.
  • 1.976 okur okuyacak.
  • 62 okur yarım bıraktı.