Bazı şiirler yalnızca kâğıtta kalmaz; bizimle birlikte yaşar, zamanla içimize yerleşir. Bu kitaptaki şiirler de tam olarak böyle. Sıcak nal kitabından bir gün sonra çıkmış, birbirini tamamlayan şiirlerden oluşan bütünlüklü bir yapı sunuyor. Cemal Süreya’nın şiir anlayışının en olgun, en damıtılmış hâlini bu metinde görüyoruz.
Kitap boyunca sonbaharın soluklarını tamamlayıp kışın serinliğine adım adım geçtiğimizi hissediyoruz; mevsimler gibi duygular da ağırlaşıyor, derinleşiyor, dinginleşiyor.
İyi okumalar.
Eşdeğeriyle Yan
Eşdeğeriyle yan yana yürürken
Cehennem sokağında birey olmak,
Ve en inceldikten sonra
İlkel sözcüklerle konuşmak seninle.
Saat beş nalburları pencerelerden
Madeni paralar gösteriyorlar,
Yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,
Bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.
Hiç bir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
Güz Bitigi, Cemal Süreya’nın sadece mevsimlere değil, ruhun karanlık koridorlarına yazdığı bir veda mektubudur. Bu kitapta kelimeler, sararan yapraklar gibi dökülür sayfalara. Aşkın yalnızlığı, düşüncenin derinliği ve zamanın kırılganlığı şiire sinmiş hâlde çıkar karşımıza. Süreya, bu eserle hem kendine hem okuyana son bir kez aynaya baktırır. Şiir burada artık bir sığınak değil; kabullenişin, durulmanın ve derin iç çekişlerin adıdır. Güz, onun kaleminde sadece bir mevsim değil, yaşanmışlığın içimize işleyen soğukluğu olur." maveraesmanur #k:234623c Cemal Süreya
Cemal Süreya'nın bir düz yazı, yirmi şiir, bir şarkı, on bir beyit, on altı dizeden oluşmasına rağmen "tek bir şiir" olarak nitelendirdiği kitabı.
Güz bitigi...
İsmini, Doğu Perinçek'e göre Dîvânü Lugati't-Türk'teki "Ay Bitigi"nden almış."Ay Bitigi" ise, Karahanlılar devletinde askerlerin adlarının ve azıklarının yazıldığı deftere verilen isimmiş.
Necatigil Şiir Ödülü'nü alan bu kitap, ebatı küçük ama anlamca büyük nitelikte.
Bin defa dahi okusanız bir defa of dedirtmeyecektir...
Kitabın başındaki düz yazıyı belki 3-4 defa üst üste okuduğum gerçeğiyle sözlerimi destekliyorum.Öylesine çok sevdim işte..
Hülasa arkadaşlar, tavsiyemdir;
Alın, aldırın,hediye edin vee okuyun...
Mevsimim neden hazan? Hayallerimde ise hazan yok, sadece ikinci bahar hevesi yalnızca ikinci bahar hissediyor, ikinci bahar bakışıyor ve ikinci bahar konuşuyorum.
Dertlerimin ortasında umudumun yeşerdiğini düşünüyorum. Çaresizlik evet ve bunu fark ettiğimden beri önümde uzun, ağır günler, aylar, yıllar olduğunu anladım. Anladım ama ikinci bahar düşlerinden de vazgeçemiyorum. Bu nokta da benim trajedim sanırım.
" Henüz sözcük haline dönüşmemiş ya da bir sözcük karşılığı olmamış durumlar"
Öyle ki her şeyden kurtulmuşken. Çırılçıplaklık yalnızlık sözü bunu en iyi anlatıyor. Dünden, geçmişten, yaşanan tüm ilişkilerden. Her şeyden vazgeçmiş yeniden anlamaya çalışırken dünyayı, gerçekliğini kabul edemeyeceğim bir yeni dünyayla karşılaşmak istiyorum. Belki gerçekliğini her an tartışabileceğim bir dünyadır. Belki de anlatması hiç kolay olmayan, yaşadığımı sandığım ama hiç dokunamadığım. Kabul etmesi, ettirilmesi kolay olmayan gerçekler ve duygularla yüklü ikinci baharımın dünyası.
Beni, içimdeki hazandan alıp ikinci baharı yaşatacak umutlu ve düşlerimin dünyası.
Yalnızlık eğitiminden fazlasıyla geçtiğimi düşünüyorum. İkinci baharımın kapısını çalan, davet etmediğim, geri çevirmediğim, misafir etmeye endişelendiğim isim veremediğim duygular yaşıyorum.
" Gizlenirken vurulmuş ulaklara ağıttır.
Bana açtığın her telefon"
Hazanda yaşıyorum diyorum ama duygum, düşüncem , bedenim hazana ait değil. Çaresiz yorgun ve gariban ise hiç değilim.
Uzun uzun konuşmalarım, sessiz dinlemelerim ve derin sohbetlerim de oluyor artık. Ara sıra yazıyor, çokça okuyorum. Her şeyi biliyorum sanıyorum ama hiçbir şeyi değiştiremem fikrinden de vazgeçiyorum.
İkinci bahar hayallerinde bir tüy kadar hafif olmak.
"Bir şey söyle bana,
Bana bir laf et ki binlerce,
Onbinlerce görüntü anlatamazsın."
Belki de
Güz BitigiCemal Süreya
1 düzyazı, 20 şiir, 11 beyit, 16 dize ve 1 şarkıdan oluşan, 56 sayfalık, yaklaşık 30 dakikada okunan lirik bir kitap. Biçimsel olarak küçük. İlk bakışta çok parçalı görünse de aslında kitabın tamamı tek bir şiirin bölümleridir.
Bu bütünlük tercihinin herkese hitap etmeyeceği açık diye düşünüyorum. Kitap boyunca tek bir duygu hâli baskın aynı ton, aynı ruh durumu sürüyor. Kişisel olarak, aynı duygunun farklı şiirlerde farklı kırılmalarla anlatılması kitabı daha güçlü kılabilirdi diye düşünüyorum.
“Güz Bitiği” adı ise etkileyici bitig eski Türkçede “kitap” demek. Dil bilinciyle seçilmiş bu isim, metnin şiirsel dünyasıyla uyumluydu.
Merhabalar, bugün Cemal Süreya'nın Can Yayınları'ndan çıkan "Güz Bitigi" adlı kitabıyla geldim. Cemal Süreya'nın hayatını daha önceki paylaşımlarımda yazdığım için direkt kitabı anlatacağım. :)
**************************
Güz Bitigi geçen ay okuyup paylaştığım "Sıcak Nal"ın basımının ertesi günü, 1 Nisan 1988'de piyasaya sürülmüştür. Doğu Perinçek'e göre Güz Bitigi adı Divanü Lugati't Türk'teki, Ay Bitigi'nden alınmıştır. Karahanlılar Devletinde, Ay Bitigi askerlerin azıklarının ve adlarının yazıldığı bir defterdir. Cemal Süreya Güz Bitigi'ni tek bir şiir olarak nitelendirir. Aslında kitap 1 düzyazı, 20 şiir, 1 şarkı, 11 beyit, 16 dize başlıklı yirmi dört şiirden oluşmaktadır. Şairimizin burda yer alan şiirlerinin bir kısmı 1987- 1988 yıllarında "Gergedan" adlı dergide yayımlanmıştır. 1988'de hem Sıcak Nal, hem de Güz Bitigi Necatigil Şiir Ödülü'nü kazanmıştır. Güz Bitigi kitabını okuduğunuzda düşüncenin ağır bastığını fark edersiniz. Şairin bundan önceki kitaplarından daha rahat bir üslup kullanması dikkati çeker. Öylesine söylenivermiş gibi bir izlenim bırakır. Bunda Süreya'nın bugüne kadar kazandığı ustalığın payı büyüktür. Eğer siz de şiir okumayı ve Cemal Süreya'yı seviyorsanız bu güzel kitabı herkese öneririm. Şiirle ve sevgiyle kalın dostlar.
"İki çay söylemiştik orda,biri açık,
Keşke yanlız bunun için sevseydim seni
...
Uzaklara bir bakışı vardı kafeteryada
Keşke yanlız bunun için sevseydim seni"
-Cemal Süreyya
Güz bitiği yalnızca bir mevsim değil Süreya için. Bir umut, kırılganlık, pişmanlık, ve hüznün mevsimi… Ruha bir şiir ancak bu kadar zarif işlenebilirdi.
Güz BitigiCemal Süreya · Can Yayınları · 2020945 okunma
Şairi okumayalı uzun zaman olmuştu ve bir kez daha anladım ki ince eserlerinde bile " aaa evet ince ya hemen biter" diye ele alınıp okunmaması gerekiyor; çünkü etkisi epey uzun sürüyor..
Bir düz yazı , yirmi şiir, bir şarkı, onbir beyit , onaltı dizeden oluşup ; aşk , sevgi , hasret gibi konuları işleyen , Necatigil Şiir Ödülü' nü kazanan dili oldukça akıcı ama maalesef hak ettiği yeri görmemiş eseri okuyun, okutun arkadaşlar..
20'li yaşlarımda okumuşum bu kitabı ilk kez.. Sonra defalarca.. Ama kitabın adının muhteşem bir şiir olduğunu fark etmem için " zamanın gövde kazanması " gerekiyormuş.. Senaryocu bayanın kim olduğunu , Fazıl Hüsnü'nün ne dediğini anlamak için de....Aziz Nesin'in de bir şiirinde söylediği, sevmek için geç, ölmek için erken olan zam - an , ki fıskiyesi sonsuzluğun....Kabulleniş ve çaresizlik ile mücadele ve umudun son savaşı.....
Güz BitigiCemal Süreya · Can Yayınları · 2020945 okunma
Asıl adı Cemalettin Seber'dir.
Cemal Süreya 1931'de o yıllarda Erzincan'a bağlı olan Pülümür ilçesinde doğdu. Çocukluğunun ilk yıllarını Erzincan şehrinde geçirdi. 1938'de Dersim İsyanı sonrasında ailesi Bilecik'e sürgün edildi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü'nü bitirmiştir. Maliye Bakanlığı'nda müfettiş yardımcılığı ve müfettişlik, darphane müdürlüğü, Kültür Bakanlığı'nda kültür yayınları danışma kurulu üyeliği, Orta Doğu İktisat Bankası yönetim kurulu üyeliği ve 25 yılı aşkın Türk Dil Kurumu üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Yayınevlerinde danışmanlık, ansiklopedilerde redaktörlük, çevirmenlik yapmıştır.
Ağustos 1960'tan itibaren yalnızca dört sayı çıkarabildiği Papirüs dergisini Haziran 1966- Mayıs 1970 arası 47, 1980-1981 arası iki sayı daha çıkardı. Pazar Postası, Yeditepe, Oluşum, Türkiye Yazıları, Politika, Yeni Ulus, Aydınlık, Saçak, Yazko Somut, 2000'e Doğru gibi yayın organlarında şiir ve yazılarını yayımladı.
İkinci yeni hareketinin önde gelen şair ve kuramcılarından sayılan Cemal Süreya'nın ilk şiiri Şarkısı Beyaz, Mülkiye dergisinin 8 Ocak 1953 tarihli sayısında yayımlanmıştır. Geleneğe karşı olmasına rağmen geleneği şiirinde en güzel kullanan şairlerden birisiydi. Kendine özgü söyleyiş biçimi ve şaşırtıcı buluşlarıyla, zengin birikimi ile, duyarlı, çarpıcı, yoğun, diri imgeleriyle ikinci yeni şiirinin en başarılı örneklerini vermiştir. Ölümünden sonra adına bir şiir ödülü kondu. 1997'de de Cemal Süreya arşivi yayımlandı.