Bu yıl okuduğum en iyi eserlerden biri. 10/10 luk bir kitap. (Herkesin puanlama sistemi farklıdır; benim için 10/10 zor, kaliteli, bana farklı şeyler öğreten, edebi ve kültürel değeri yüksek ayrıca tekrar tekrar beni kendine çeken kitaplara verdiğim bir puan.) Hem tarihi hem lirik, hem bir ağıt hem bir manifesto, katman katman bir anlatı, muazzam.
Nobel ödüllü Latin Amerikalı şair Pablo Neruda tartışmalı bir isim. Kendisinin siyasi ve kişisel tarihinden bağımsız olarak yalnızca bu kitabı ile ilgili konuşmak istiyorum. Neruda gerçekten her dokunduğunu şiire çevirebilecek güçte sağlam bir yazar. En önemli eseri olan Canto General’da da buna şahit oluyoruz. Kitap bir epik destan aslında, al koy diğer ülke destanlarının yanına hiç sırıtmaz. Latin Amerika’nın jeolojik ve sosyolojik yönleri ile anlatmaya başladığı bu şiirler, ilerleyen bölümlerde özgürlük direniş savaşçılarını anmaya ve savaş anlatısına dönüşüyor. Maya, İnka ve Aztek kültürlerini yok eden Avrupalıları dinliyoruz bu şiirlerde. Köleliği, işkenceyi, yoksulluğu, ölümü görüyoruz. Tabi bir yandan da direnişin öyküsüne dönüşüyor bu anlatı. Latin Amerika edebiyatında şiirin tarihsel ve siyasal bir bellek taşıyıcısı olarak nasıl konumlanabileceğinin en kapsamlı örneklerinden biri olmuş dolayısıyla. Sanki bir toplumun zihninin ve mirasının yazıma dökülerek kayıt altına alınmasını sağlamış. Ki İnka dönemlerinden 20.yy a gelen bir mirastan söz ediyoruz. Bu yönüyle de çok değerli.
Çok katmanlı ve zor bir okuma gerçekten çünkü kültüre, anlatılan kahramanlara, düşmanlara, o topraklara çok uzağız. Sürekli dipnotlardan ve google dan faydalanarak okumak gerekiyor. Bu benim için keyifli ve öğretici ancak herkese hitap etmeyebilir. Yine de bu şiirlerin herkesi etkileyeceğine inanıyorum.
Evrensel ŞarkıPablo Neruda · Can Yayınları · 2020141 okunma
Latin edebiyatının kızıl soluğu Nazımın dostu şiirlerinde bahsettiği büyük nerudanın Evrensel Şakı isimli şiir külliyatını okudum. Latin Amerika halkının, kültürünün, siyasal ve sosyal dönüşümlerinin şiire yansımasını çok muntazam işleyen şair aynı zamanda evrensel değerlere de büyük yer veriyor. Özgürlüğü, eşitliği , direnişi tüm gür sesiyle haykırıyor
Bence bu kitabı herkes okumalı, dünyaya açılan güzel bir pencereydi okuduğum mısralar. Belki öylesine okurken bile her bir satırında savaşın o kötü etkileyen tarafını hissedebiliyordunuz. Kitabı okurken amacınız ders çıkarmak değilse bile bir şeyler katabileceğini düşünüyorum.
"Kimileri vardı ki elzevir böcekleri gibi
sayfalar arasında yatar kalkar, tartışırlardı henüz mürekkebi kurumamış kitaplar arasında, futbol maçındaymışçasına bilgelik golü atarak birbirlerine."
"Kendimizi savunduk, görünüşte, fırtınalı
sayfa üstüne atılmış buluşlar ve işaretlerle,
kaptan olduk, biçimsiz sokağı yumruk darbeleriyle düzelten kaptanlar"
Pablo Neruda' nın genellikle kişilere, olaylara ve yerlere-ülkelere- yazığı şiirlerini içeren bir kitap. Tarih-şiir kitabı da kısmen diyebiliriz. Az da olsa diğer konularda işlenmiş olması Pablo Neruda severler için -ki ben- okunmasını hakediyor. Ayrıca Pablo Neruda' nın nereye dokunsa şiir oluşturabileceğini gösteren kitaplardan.
İyi okumalarınız olsun...
Latin Amerika genelinde Şili'nin Nazım Hikmet'i sayılan Pablo Neruda'dan bir destan, hatta belki de Latin Amerika'dan İnsan Manzaraları...
Epik tarzda yazılmış iki yüzden fazla şiirden oluşan bir destan.
Latin Amerika'nın jeolojik doğumu ile başlatır Neruda destanını. Dağları, nehirleri, madenleri, bitkileri ve hayvanları ile bir görsel şölen sunar adeta.
Sonra beş asır önceye gideriz ve Avrupalı istilacılar girer sahneye. Maya, İnka ve Aztek kültürlerini yerle bir eden, altın avcısı, kan dökücü Avrupalıları anlatır. Yerli halkın acı dolu sesi olur Neruda.
Çağlar döner ve 1900'lü yılların Latin Amerika'sı çıkar karşımıza. Kuzey'in tasallutu ve zorbalığı altındaki Güney Amerika. Bakır, tuz, güherçile, kömür madenlerine çöken emperyal güçler. Muz şirketleri ( muz cumhuriyeti kavramını yaratan United Fruit Company) ve küresel şirketlerin çıkarlarına baş koymuş soysuzlar.
Halkının ense kökünde boza pişiren yerli işbirlikçiler, diktatörler, bürokratlar ve diplomatlar, işkenceci polisler ve askerler...
Ama ille de direnişçiler... Maden işçileri, öğrenciler, köylüler...
Kanlı işkence sahneleri, yürekleri karartan yoksulluk, çıkar ilişkileri, kiralık katiller...
Dünyanın her yerinden ezilen halkların sesini yükselten sanatçılar. Hepsi birer birer geçip gider dizelerden. Kitap okurken aklıma bazı kitap ve filmler de geldi. Latin Amerika'ya dair daha çok şey öğrenmek isteyenler için film ve kitapları da ekliyorum.
Okumak ve izlemek isteyenler için:
1. Kızılderililer Nasıl Öldürüldü? ( Kitap / Bartolome De La Casas)
2. Olimpo Garajı (Film)
3. On İki Yıllık Gece ( Film)
4. Sıkıyönetim ( Costa Gavras'ın efsane filmi)
5. Motosiklet Günlükleri ( Kitap / Che Guevara)
Motosiklet Günlükleri'nin filmi de var.
Evrensel ŞarkıPablo Neruda · Can Yayınları · 2020141 okunma
Nazım Hikmet'i öve öve bitiremeyen, 'Biz, onun yanında şair bile olamayız.' diyen Şili'li şair ve yazar Pablo Neruda'nın bu şiir kitabını tavsiye ediyorum bugün. Latin Amerika'nın en büyük destanlarından biri olarak kabul edilen bu şiir kitabında Neruda, sömürge, despotluk, Kolomb öncesi uygarlıkların tarihi, toplumsal olaylar, önemli kişiler olduğu kadar adı unutulmuş önemsiz kişiler gibi konular üzerine yazmış şiirlerini.
Orijinal adı Canto General (Genel Şarkılar) olan bu kitaba Evrensel Şarkılar ismini Cemal Süreya vermiş. Çünkü bakıldığında sadece Amerika kıtası değil de tüm dünyaya yazılmış bu şiirler. Şiirlerin türü epik, lirik ve tarihsel unsurların bir karışımı. Neruda bu şiirlerini sürgündeyken yazdığından mı bilemem, bazı şiirleri siyaset de kokuyor sanki. En çok da hayvanları ve doğadaki diğer insan dışı canlıları kişiselleştirdiği, onlara insana özgü özellikler verdiği şiirlerini sevdim. Severek okuduğum bu kitabı da şimdi şiir sever herkese tavsiye ederim.
Evrensel ŞarkıPablo Neruda · Can Yayınları · 2020141 okunma
Evrensel Şarkı, tüm insanlık adına bence çok önemli bir kitap. Şiirsel şekilde yazılmış ancak kitabın daha çok halk adına yazılmış, savaş dönemini anlatan, halkın çektiği acıları gözler önüne seren metinler de diyebiliriz. Sadece Neruda, bunu şiirsel şekilde ortaya koymuş. Bu anlamda pek tatmin olamadım, bir coğrafyanın biyografisini şiirsel bir şekilde okuduğunuzda kanımca bu sıkıcı oluyor. Kitaba daha çok “halk antolojisi” şeklinde bakmak lazım. Neruda kadar kendi halkıyla özdeşleşen, onlar için kitap yazan, halkının acılarını şiirine dönüştüren vatansever bir şair bulmak da zor. Bu açıdan da beni çok etkilemiş bir kitaptır.
Merhaba. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Pablo Neruda'nın Evrensel Şarkı adlı şiirleri oldu.
550 sayfalık kitapta her bir şiir yoğun anlamları barındırır. Hayata, ölüme, insanlara dair olguları tüm içtenliğiyle dile getirmiş şair.
Şili coğrafyasının geniş bir portföyünü çizerek geniş kapsamlı bir anlatımı tercih etmiş şair. İnsanların günlük yaşantılarını, savaş, ölüm açlık gibi çekilen zorlukları, kahramanlarını, ölenleri gün ışığına çıkarmış Pablo Neruda. Halkın sömürülüşü, despot düzene başkaldırılışı, insanların gözden çıkarıldığı gerçeküstücü bir yaklaşımla geçmişi gözler önüne seriyor.
Beğendiğim şiir kitaplar arasına girdi.
#heraybirşiirbirromanokuyoruz
Fatma KazankayaBilge DemirciHilal İnal
#kitapalıntıları
...
Gür yeşilliğin altında arama
çömlekçiliğin şarkısını.
Her şey sessizliğidir rüzgârın ve suyun.
...
Öz varlığıma, tan vaktime gel,
bu taçlı yalnızlıklara kadar.
Ölü krallık yaşıyor hâlâ.
Ve geçiyor saatin üzerinden kara bir gemi gibi
akbabanın kanlı gölgesi.
...
Katil kılıç
Pablo Neruda'nın Latin Amerika sömürüsünü anlattığı şiir kitabıdır .500 küsur sayfadan daha fazla okapn şiir kitabı sevenler için faydalı olabilecek bir kitaptı.
Evrensel ŞarkıPablo Neruda · Can Yayınları · 2020141 okunma
Bir insanın ortak kitabıdır bu, bölüşülen ekmek
coğrafyasıdır şarkımın,
nasılsa bir gün devşirecekler ateşini emekçiler
ve ekecekler yeniden alevlerini ve yapraklarını
yeryüzü gemisi üstüne.
Ve yeniden doğacak bu söz,
belki acısız bir başka çağda
şarkıma kara bitkilerini yapıştıran
bu pis lifler olmaksızın,
ve yükseklerde yeniden alevlenip duracak
yanık ve yıldız saçan yüreğim.
Böyle bitiyor bu kitap, burada bırakıyorum
baskı döneminde,
vatanınun gizli kanatlan altında
şarkı söyleyerek yazılan
Evrensel Şarkı'mı.
Bugün 5 Şubat 1 949,
Şili'de, "Godomar de Chena"dayım ve kırk beş
yaşımı doldurmama birkaç ay var.
Şili'de demiryolu işçisi bir baba ve öğretmen bir annenin çocuğu olarak 12 Temmuz 1904'te dünyaya geldi. Annesini çok küçükken kaybetti. 13 yaşındayken yerel "La Mañana" gazetesindeki bazı makalelerle katkıda bulunmaya başladı. 1920'de "Selva Austral" isimli edebiyat dergisinde "Pablo Neruda" adıyla yazmaya başladı. Şair, bu takma ismi Çek şair Jan Neruda'nın anısına seçmişti. Daha sonra bu isim yasal adı olarak kalmıştır.
İlk kitabı "Crepusculario" 1923 yılında yayınladı. Sonraki sene şairin en tanınmış ve pek çok dile çevrilmiş olan eserlerinden "Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı" (Veinte poemas de amor y una canción desesperada) adlı kitabı basıldı.
Edebi çalışmalarına devam ederken, bir yandan da Santiago'daki Şili Üniversitesi'nde Fransızca ve pedagoji okudu. 1927-1935 arası hükümetin elçisi oldu ve Burma, Seylan, Java, Singapur, Buenos Aires, Barselona ve Madrid'te görev yaptı. Bu dönemde yazdığı şiirler ezoterik sürrealist şiir kitabı "Residencia en la tierra"da (1933) toplanmıştır.
İspanya İç Savaşı ve García Lorca'nın ölümü onu çok etkiledi ve önce İspanya sonra da Fransa'da Cumhuriyetçi harekete katılmasına neden oldu. Bu sırada şiirlerini topladığı "Kalbimdeki İspanya" (España en el corazón (1937)) üzerine çalışmaya başladı. "Kalbimdeki İspanya" iç savaş sırasında cephede basılması açısından önemlidir. Aynı yıl ülkesine dönen Neruda'nın daha sonraki eserlerini siyasi ve sosyal konular üzerine oluşturmuştur.
1939'da Paris'te İspanyol göçmenler için konsolosluk görevine getirildi. Meksika'daki konsolosluk görevi sırasında "Canto General de Chile"yi yazdı. Bu eserde bütün Güney Amerika kıtasının doğası, insanları ve tarihi yazgısı epik şiir şeklinde anlatılmaktadır. Eser, 1950'de Meksika'da basılırken, Şili'de de el altından yayınlandı. Yaklaşık 250 şiirin yer aldığı eser, on kadar dile çevrildi ve bu çeviriler yüzünden Neruda elçilik yaptığı ülkelerde zorluklar yaşadı.
1943'te Şili'ye dönen Neruda, 1945'te senatör seçildi ve Şili Komünist Partisi'ne katıldı. 1947'de Başkan González Videla'nın grevdeki madencilere yönelik baskıcı protestolarını protesto ettiği için, 2 yıl boyunca kendi ülkesinde kaçak yaşadı. 1949'da yurt dışına çıktı ve 1952'ye kadar çeşitli ülkelerde bulundu. Bu dönemde yazdığı eserler politik aktivitelerinin damgasını taşır. Örneğin "Las uvas y el viento" (1954) Neruda'nın sürgündeki günlüğü gibidir.
Yaşamı boyunca güçlü siyasi duruşuyla tanınan Neruda, ülkesindeki ve İspanya'daki faşizme karşı durmuştur. 1970 yılında Şili başkanlığına aday gösterilmiş, ancak daha sonra başkan seçilen Salvador Allende'yi desteklemiştir. Allende seçilince Neruda'yı Şili'nin Fransa elçisi olarak görevlendirdi. 1971 yılında edebiyat dalında Nobel Ödülü aldı. 1972 yılında sağlık sorunları nedeniyle elçilik görevini bırakarak Şili'ye döndü.
Kendisi Nâzım Hikmet adına Barış Ödülü almıştır. Bir kongrede Nazım Hikmet ile ilgili 'Onun (Nazım Hikmet'in) yanında biz şair bile olamayız' diyerek Nazım Hikmet'i övmüştür.
24 Eylül 1973'te prostat kanserinden hayatını kaybettiği açıklanmış olsa da ölümünün kendi dünya görüşüne karşıt olan 1973 Şili Darbesi'nin hemen ardından olması sürekli olarak sorgulanmıştır. Şili Hükümeti, 2015 yılı Kasım ayında yapılan bilgilendirme neticesinde Neruda'nın ölümünün doğal yollardan olmayabileceğini kabul etmiştir. Cenazesinin kitlesel bir şekilde kaldırılması darbeyle başa gelmiş olan cunta yönetimi tarafından yasaklanmış olsa da, sokağa çıkma yasağını tanımayan binlerce kişi cenazeye katılmıştır.