Taşralı bir şair, bir kuşbaz olarak niteler kendini Pablo Neruda bu kitabında... Anavatanının, yurdunun tüm içselliğini, tüm romantizmini, tüm duygusallığını göstermek için çıktığı bu yolda, bu isteğini kuş metaforu kullanarak gerçekleştirmiş ve ortaya "Kuşlar Sanatı" adlı şiir kitabını çıkarmıştır. Bu eseriyle "Latin Amerika'nın Walt Whitman'ı" olarak nitelenen Pablo Neruda, tüm şairliğini ilginç bir deneye yönlendirmiştir. Ülkesinde gördüğü tüm kuşları gözlemleyerek, şiirinde bunları kullanmak üzere notlar almıştır. Neruda'nın şiirlerinde boy gösteren 48 farklı kuş, 48 farklı düş, 48 farklı canlı, 48 farklı özellik ve hissedilen onlarca farklı duygu... Şili'de gerçekleştirilen bu enteresan şiir deneyi, giderek yozlaşan bu acımasız dünyada insana insanı hatırlatmak, anlatmak için vücut bulmuş ve kitaplaştırılmıştır. Tüm bu kuşlar üzerinden aslında insanın duygularını, hissettiklerini, en derinlerindekini, görmüş geçirmişliğini, yalnızlığını, hırslarını, öfkelerini, yaşama sevinçlerini, soğukluğunu, ölümü kavrama çabasını, düşünceli yapısını, kayıtsızlığı, hayatın anlamını bulma arayışını vb nice olguları okuyoruz. Lirik, coşkulu ve yer yer karamsar anlatımıyla Neruda, okuruna hatırlatmayı bir görev ediniyor. Neruda'nın çok başarılı gözlemciliği ve usta şiirselliği, doğa ve kuşlar yardımıyla bir şölene, müzikale dönüşüyor. Şiir alanında şahsen ben, ilk defa böyle ilginç bir deneyim yaşadım. Beğendiğimi, o derinliği hissettiğimi söylemeliyim.
Kuşların hangi özellikleri yok ki kitapta... Kuşların göç yoluna ve göç ederken tüm o sürü haline rağmen hissettikleri yalnızlığa değinerek başlıyor Pablo Neruda söze... Bir lider edası vermek istediği gezgin albatrosun geniş kanatlarıyla gökteki özgürlüğünü konu ediniyor. Soğukluğuyla, kayıtsızlığıyla, bitmeyen öfkesiyle ve ölüm