9,0/10  (7 Oy) · 
19 okunma  · 
8 beğeni  · 
1.009 gösterim
Seksek oyunu, ayağın ucuyla itilen bir taşla oynanır. Oyun elemanları şunlar: kaldırım, irice bir çakıltaşı, ayakkabı ve tebeşirle çizilmiş güzel bir çizgi, renkli tebeşir tercih edilir. En üstünde çizginin Gökyüzü hanesi bulunur ve en altta Yeryüzü; taşı iteleye iteleye Gökyüzü'ne ulaşmak çok zordur; ne denli nişan alsan, ne denli dikkatlice atsan ve itelesen de zordur, taş çizgi üstüne gelir veya çizgi dışına çıkar.

Julio Cortázar'ın başyapıtı Seksek, ilk yayımlandığı 1963 senesinden beri Latin Amerika edebiyatının en çok tartışılan, sonraki kuşak yazarlar üzerinde en çok iz bırakan eserlerindendir.

Antiroman diye de nitelenen ve "anlatı" ile "anlatının yarattığı çağrışımlar" üzerine inşa edilen Seksek'in başındaki okuma planında, maceracı okurlara alternatif bir "sıçrayarak okuma" düzeni sunulur. Bu okuma biçimi, seksek oyununu andırır. Okuru kurmacanın etkin bir unsuruna dönüştüren bu sıçramalar, yalnızca romanın okuma biçiminin değil, yaratılan kişilerin, dolayısıyla insanlığın içinde yaşadığı dünyanın da parçalanmışlığını simgeler.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2016
  • Sayfa Sayısı:
    752
  • ISBN:
    9789750732065
  • Orijinal Adı:
    Rayuela
  • Çeviri:
    Necla İşık
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

Ben her iki günde bir tam 1080 metre yüzerim. 20-25 dakika sürer. 30 metrelik havuzda 36 tur. Öncesini saymazsak, en az beş yıldır. Ara vermeler olsa da pek bozmam bu düzeni. Çok sıkıcıdır ama. Bitmez bir türlü. Say allah say. Dile kolay 36 kez. Lineer bir biçimde. Yeni sayma teknikleri denedim hep. Sanki daha çabuk ulaşıyordum 36 rakamına. En son altılı sayı sistemi uydurdum, onu kullanıyorum. 11 diye başlar, 16’da biter ilk tur. Sonra 21-26, 31-36 diye 66’da biter. Hastalık işte. Kafa kontaklığı.

Bir dostuma telefonda romanımı anlattım biraz. Deneysel edebiyat yapmışsın, dedi. (Aman ha deneysel romanla karıştırmayın. O ta Hügo’ya kadar gider. Naturalisttir zira) Yok be, bakma anlattıklarıma, okusan farklı hissederdin, dedim. Havuzda hem altılı sistemde tur sayıyor bir yandan da arkadaşımın dediğini düşünüyordum. Deneysel edebiyat. Az kaldı su yutuyordum. Vay be, bu oyunu Cortazar oynamıştı bana. Seksek’i geldi aklıma. Anlamışsınızdır, Julio Cortazar.

Ben romana direkt başlarım. Önsöz, tanıtıcı söz bilmem. Önce kendim alırım tadını. Hele uzun uzun roman üstüne yazı varsa, gözümü tamamen kaparım. Romanda kendi yolumu kendim açmak isterim. Bittikten sonra döner başkalarının ne düşündüğünü okurum. En az bir hafta dinlendirdikten sonra kafamda ama.

O geçeydi ilk kısmı romanın. Yoksa bu geçe miydi? Paris’te geçen hani. Ne yok ki Paris’te? Edebiyat hep vardı. Müzik de. Hem de her türünden. caz, vazgeçilmezidir Paris gecelerinin. Romanda da öyleydi. Lineer ama. Bir de postmodern ha. Roman değil, anlatı. Lineer bir romandı (Lineer romanı aramayın nette. Bu, bu fukaranın yumurtlaması zira.) Sonra sınır dışı edilme. Buenos Aires. Edebiyat var. Şiir zaten. Müzik de. Artık tango. Sonra, her iki yaka var. Mekân Arjantin olsa da. Mekânda bedeni tutabilirsiniz. Ya hayal gücü. Ruh ya? Birbirine dönüşen kahramanlar.

Kısa kısa akıyordu bölümler hızla. 41. bölüm bitmek bilmedi. Oku Allah oku. Kasten yaptığını düşündüm. Adam oyun oynuyordu okurla. Bunun için yazmış sanki. Yine kısacık bölümler. Altılı sisteme oturttum ya, rahattım. Son bölüm yıktı. Uzundu ama okunmaya değerdi. Üç nokta koymuş. Roman bitti diye. Kitabın neredeyse yarısı var daha. Gerisini okumayabilirsiniz. Okumazsanız bir kaybınız olmaz. Ama delikanlı olan okur gibi de bir şeyler yazılmış. Belki de yorumdu.

Ben de delikanlı okurum ya, devam ettim okumaya. Roman boyunca bir anlam veremediğim rakamlar başrol oyuncusu gibi gülmeye başlamıştı. Bir oraya yolluyordu, bir buraya. 80. Bölümü mü bitirdiniz, altında komut vardı, 35. Bölüme git diye. Roman içinde roman. Lineer değildi artık roman. Hatta, adam bize sek sek oynatıyordu. Sonra kısır döngüye sokuyor. Mesela, 30’dan 110’a yolluyor ya, sonra tekrar 30’a yolluyor. Demek istiyor ki, ben sana sek sek oynatıyorum, sınırlarını ben çizdim ama. Gerisi sana kalmış. Oku neresini istersen.

Bunları düşündüm havuzda. Altılı saymayı da unutmuştum. Karıştı her şey. Su da yuttum. Yazardır, kuvvetliyse kalemi, yapar yapacağını.

Bu incelemem değerli dostum Cem' e ithaf olmuştur. Özellikle de onun, #13310623 Böll incelemesine. Ki benim favorimdir.

Sağlıcakla kalın

Ali Göktürk 
22 Mar 21:18 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Her okuduğumda farklı anlamlar çıkardığım, bilinç altımdaki biçimlerin görüntüsüyle oynayan muazzam bir kitap. Başlarda biraz karmaşık ve sıkıcı geliyor 7. bölümden sonrası daha akıcı. Ayrıca iki farklı okuma seçeneği sunması ve ikinci hikayeyi okuyup okumamayı okura bırakması çok nacizhane.

Kitaptan 11 Alıntı

Denebilir ki mutluluk insanın yalnızca kendisine aittir, tek kişiliktir mutluluk, oysa mutsuzluk herkesin gibidir, herkese ait gibidir.

Seksek, Julio CortazarSeksek, Julio Cortazar

Bilsen n'olacak, her yolun yanlış, eğer yolun ötelerine de ulaşmak isteğiyle sapmamışsan, hatalı olduğunu bilsen neye yarar, bildiğini sansan ne olur?

Seksek, Julio CortazarSeksek, Julio Cortazar

İçimize yağmurlar yağsın, ferahlayalım isteği; sonunda yağsın, yağsın da toprak koksun, canlı bir şeyler evet, sonunda canlı bir şeyler koksun.

Seksek, Julio CortazarSeksek, Julio Cortazar

Sanırım balıklar akvaryumdan çıkmayı pek de öyle istemezler, cama dayanmazlar bile, burunlarını bile değdirmezler.

Seksek, Julio CortazarSeksek, Julio Cortazar

Hiçbir gerçek devrim, biçimlere karşı yapılmamıştır. Önemli olan yavrucuğum özdür, öz.

Seksek, Julio CortazarSeksek, Julio Cortazar

“ Çok büyük bir uzaklık, çok fazla olanaksızlıklar vardı sizinle aramızda; aynı oyunu oynamıştık ancak siz hala canlıydınız”

Seksek, Julio Cortazar (Can)Seksek, Julio Cortazar (Can)

Ben bile, evet ben bile sanma ki dosdoğru bir adamım, tam ve bütün yanılmaz biri, yalnızca bir parmaktan ötekine yengeç gibi atılan ebemkuşağını seviyordum ben.

Seksek, Julio CortazarSeksek, Julio Cortazar
arden 
29 May 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Aristophanes'e göre, sofistin özelliği yeni nedenler, akıl yürütmeler bulmaktır.
Yeni tutkular bulmayı deneyelim veya eskilerini aynı doğrulukta yaşayalım.
Bir kez daha bu sonucu çözümleyerek düşünüyorum da öz olarak tümüyle Pascal'ca: Gerçek inanç, batıl inançla inançsızlık arasında yarı yolda bir yerdedir.

Seksek, Julio Cortazar (Sayfa 541)Seksek, Julio Cortazar (Sayfa 541)
2 /