Adı:
Seksek
Baskı tarihi:
Nisan 2016
Sayfa sayısı:
752
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750732065
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Rayuela
Çeviri:
Necla İşık
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Seksek oyunu, ayağın ucuyla itilen bir taşla oynanır. Oyun elemanları şunlar: kaldırım, irice bir çakıltaşı, ayakkabı ve tebeşirle çizilmiş güzel bir çizgi, renkli tebeşir tercih edilir. En üstünde çizginin Gökyüzü hanesi bulunur ve en altta Yeryüzü; taşı iteleye iteleye Gökyüzü'ne ulaşmak çok zordur; ne denli nişan alsan, ne denli dikkatlice atsan ve itelesen de zordur, taş çizgi üstüne gelir veya çizgi dışına çıkar.

Julio Cortázar'ın başyapıtı Seksek, ilk yayımlandığı 1963 senesinden beri Latin Amerika edebiyatının en çok tartışılan, sonraki kuşak yazarlar üzerinde en çok iz bırakan eserlerindendir.

Antiroman diye de nitelenen ve "anlatı" ile "anlatının yarattığı çağrışımlar" üzerine inşa edilen Seksek'in başındaki okuma planında, maceracı okurlara alternatif bir "sıçrayarak okuma" düzeni sunulur. Bu okuma biçimi, seksek oyununu andırır. Okuru kurmacanın etkin bir unsuruna dönüştüren bu sıçramalar, yalnızca romanın okuma biçiminin değil, yaratılan kişilerin, dolayısıyla insanlığın içinde yaşadığı dünyanın da parçalanmışlığını simgeler.
(Tanıtım Bülteninden)
Ben her iki günde bir tam 1080 metre yüzerim. 20-25 dakika sürer. 30 metrelik havuzda 36 tur. Öncesini saymazsak, en az beş yıldır. Ara vermeler olsa da pek bozmam bu düzeni. Çok sıkıcıdır ama. Bitmez bir türlü. Say allah say. Dile kolay 36 kez. Lineer bir biçimde. Yeni sayma teknikleri denedim hep. Sanki daha çabuk ulaşıyordum 36 rakamına. En son altılı sayı sistemi uydurdum, onu kullanıyorum. 11 diye başlar, 16’da biter ilk tur. Sonra 21-26, 31-36 diye 66’da biter. Hastalık işte. Kafa kontaklığı.

Bir dostuma telefonda romanımı anlattım biraz. Deneysel edebiyat yapmışsın, dedi. (Aman ha deneysel romanla karıştırmayın. O ta Hügo’ya kadar gider. Naturalisttir zira) Yok be, bakma anlattıklarıma, okusan farklı hissederdin, dedim. Havuzda hem altılı sistemde tur sayıyor bir yandan da arkadaşımın dediğini düşünüyordum. Deneysel edebiyat. Az kaldı su yutuyordum. Vay be, bu oyunu Cortazar oynamıştı bana. Seksek’i geldi aklıma. Anlamışsınızdır, Julio Cortazar.

Ben romana direkt başlarım. Önsöz, tanıtıcı söz bilmem. Önce kendim alırım tadını. Hele uzun uzun roman üstüne yazı varsa, gözümü tamamen kaparım. Romanda kendi yolumu kendim açmak isterim. Bittikten sonra döner başkalarının ne düşündüğünü okurum. En az bir hafta dinlendirdikten sonra kafamda ama.

O geçeydi ilk kısmı romanın. Yoksa bu geçe miydi? Paris’te geçen hani. Ne yok ki Paris’te? Edebiyat hep vardı. Müzik de. Hem de her türünden. caz, vazgeçilmezidir Paris gecelerinin. Romanda da öyleydi. Lineer ama. Bir de postmodern ha. Roman değil, anlatı. Lineer bir romandı (Lineer romanı aramayın nette. Bu, bu fukaranın yumurtlaması zira.) Sonra sınır dışı edilme. Buenos Aires. Edebiyat var. Şiir zaten. Müzik de. Artık tango. Sonra, her iki yaka var. Mekân Arjantin olsa da. Mekânda bedeni tutabilirsiniz. Ya hayal gücü. Ruh ya? Birbirine dönüşen kahramanlar.

Kısa kısa akıyordu bölümler hızla. 41. bölüm bitmek bilmedi. Oku Allah oku. Kasten yaptığını düşündüm. Adam oyun oynuyordu okurla. Bunun için yazmış sanki. Yine kısacık bölümler. Altılı sisteme oturttum ya, rahattım. Son bölüm yıktı. Uzundu ama okunmaya değerdi. Üç nokta koymuş. Roman bitti diye. Kitabın neredeyse yarısı var daha. Gerisini okumayabilirsiniz. Okumazsanız bir kaybınız olmaz. Ama delikanlı olan okur gibi de bir şeyler yazılmış. Belki de yorumdu.

Ben de delikanlı okurum ya, devam ettim okumaya. Roman boyunca bir anlam veremediğim rakamlar başrol oyuncusu gibi gülmeye başlamıştı. Bir oraya yolluyordu, bir buraya. 80. Bölümü mü bitirdiniz, altında komut vardı, 35. Bölüme git diye. Roman içinde roman. Lineer değildi artık roman. Hatta, adam bize sek sek oynatıyordu. Sonra kısır döngüye sokuyor. Mesela, 30’dan 110’a yolluyor ya, sonra tekrar 30’a yolluyor. Demek istiyor ki, ben sana sek sek oynatıyorum, sınırlarını ben çizdim ama. Gerisi sana kalmış. Oku neresini istersen.

Bunları düşündüm havuzda. Altılı saymayı da unutmuştum. Karıştı her şey. Su da yuttum. Yazardır, kuvvetliyse kalemi, yapar yapacağını.

Bu incelemem değerli dostum Cem' e ithaf olmuştur. Özellikle de onun, #13310623 Böll incelemesine. Ki benim favorimdir.

Sağlıcakla kalın
Sıçrayarak okumaya çok da alışkın olduğumuz söylenemez. Bana hitap ettiğini de söyleyemeyeceğim. belki sekerek okunmasa daha akıcı olabilir.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.933 Oy)9.205 beğeni30.223 okunma926 alıntı146.560 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.618 Oy)4.102 beğeni13.647 okunma1.539 alıntı56.421 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.971 Oy)19.900 beğeni45.580 okunma3.564 alıntı192.644 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.728 Oy)9.693 beğeni27.216 okunma2.009 alıntı126.026 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.289 Oy)6.642 beğeni17.670 okunma2.970 alıntı90.323 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.733 Oy)8.190 beğeni22.289 okunma4.553 alıntı136.881 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.123 Oy)13.950 beğeni36.146 okunma3.799 alıntı153.628 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.775 Oy)8.391 beğeni23.992 okunma955 alıntı95.732 gösterim
  • Çavdar Tarlasında Çocuklar
    7.5/10 (2.230 Oy)1.752 beğeni6.779 okunma769 alıntı35.433 gösterim
  • Puslu Kıtalar Atlası
    8.8/10 (2.076 Oy)1.833 beğeni5.418 okunma704 alıntı31.412 gösterim
Deneysel Bir Roman

Latin edebiyatinin basyapitlarindan Seksek, icinde tasidigi farkli iki kitap ve bulmaca gibi bölümleriyle beni epey sasirtan bir roman oldu.

56 bölüme degin klasik sekilde okunan kitap, sonra 73.bölüme baglaniyor. Aradaki bölümler monologlar, onlari okumasaniz da olur demis yazar, tesekkur ederiz.
73'den sirasiyla 1-2-116-3-84-4 diye bölüm numaralariyla gidiyor. Bir o bölümden bir bu bölüme tekrar o bölüme geçe geçe, seksek oynuyormuscasina başı biraz dönüyor insanin.
Bizdeki Dogu-Bati trajedisi gibi romanda da Latin Amerika(Arjantin)-Avrupa(Paris) trajedisi var. Umdugu Avrupa'yi bulamayan ve hayalkirikligi yasayan Horacio Oliveira'nin hikayesi bu kisaca.
Butun boylesi romanlardan anladigim sey, okudugunuz sey gercek degildir gercegin kurmacasidir, kisaca kurmacadir. Oyle olunca da, kitabin hep disinda kaliyoruz. Tam icine girecekken, sopasiyla cik disari diyor Cortazar dede.

Bu kült ama hala tartisilan romani, bu türün meraklilarina tavsiye ederim.
Sen Arjantinin en ünlü yazarlarındansın tamam çocukluğun fransa da geçti ama boğdun bee cordazar gerçekten boğdun.

La maga ile karşılaştık. Pont-des-Art giderken Conti rıhtımına bakan Marais Gettosu'ndaki büyük kapılardan birinin altın da Sebastopol bulvarın da sıcak bir sosis yiyor.

Tamam paris görmüşsün zamanın elit yerlerin de takılmışsın da bu yer, mekan isimleri bunalttı yani :)
Her okuduğumda farklı anlamlar çıkardığım, bilinç altımdaki biçimlerin görüntüsüyle oynayan muazzam bir kitap. Başlarda biraz karmaşık ve sıkıcı geliyor 7. bölümden sonrası daha akıcı. Ayrıca iki farklı okuma seçeneği sunması ve ikinci hikayeyi okuyup okumamayı okura bırakması çok nacizhane.
Okuma metodunu okuyucuya bırakan, tercih edilen her iki biçimde de sıradışılığa itip zihni flulaştıran bir kimyası var kitabın. Cortazarın en manik yapıtı bence
Birbirimizi aramaksızın yürüdük ama birbirimizi bulmak için yürüdüğümüzün farkındaydık...
"Açıklaması zor bir evrende iki noktayız biz, yakın olmuşuz uzak olmuşuz ne fark eder, bir çizgi oluşturan iki nokta, birbirine kâh yaklaşan kâh uzaklaşan" .
Julio Cortazar
Sayfa 281 - Can Yayınları
Denebilir ki mutluluk insanın yalnızca kendisine aittir, tek kişiliktir mutluluk, oysa mutsuzluk herkesin gibidir, herkese ait gibidir.
İçimize yağmurlar yağsın, ferahlayalım isteği; sonunda yağsın, yağsın da toprak koksun, canlı bir şeyler evet, sonunda canlı bir şeyler koksun.
Bilsen n'olacak, her yolun yanlış, eğer yolun ötelerine de ulaşmak isteğiyle sapmamışsan, hatalı olduğunu bilsen neye yarar, bildiğini sansan ne olur?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Seksek
Baskı tarihi:
Nisan 2016
Sayfa sayısı:
752
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750732065
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Rayuela
Çeviri:
Necla İşık
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Seksek oyunu, ayağın ucuyla itilen bir taşla oynanır. Oyun elemanları şunlar: kaldırım, irice bir çakıltaşı, ayakkabı ve tebeşirle çizilmiş güzel bir çizgi, renkli tebeşir tercih edilir. En üstünde çizginin Gökyüzü hanesi bulunur ve en altta Yeryüzü; taşı iteleye iteleye Gökyüzü'ne ulaşmak çok zordur; ne denli nişan alsan, ne denli dikkatlice atsan ve itelesen de zordur, taş çizgi üstüne gelir veya çizgi dışına çıkar.

Julio Cortázar'ın başyapıtı Seksek, ilk yayımlandığı 1963 senesinden beri Latin Amerika edebiyatının en çok tartışılan, sonraki kuşak yazarlar üzerinde en çok iz bırakan eserlerindendir.

Antiroman diye de nitelenen ve "anlatı" ile "anlatının yarattığı çağrışımlar" üzerine inşa edilen Seksek'in başındaki okuma planında, maceracı okurlara alternatif bir "sıçrayarak okuma" düzeni sunulur. Bu okuma biçimi, seksek oyununu andırır. Okuru kurmacanın etkin bir unsuruna dönüştüren bu sıçramalar, yalnızca romanın okuma biçiminin değil, yaratılan kişilerin, dolayısıyla insanlığın içinde yaşadığı dünyanın da parçalanmışlığını simgeler.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 54 okur

  • Anchiornis Huxleyi
  • Novella Buendia
  • Ersin Kara
  • Osman ARAT
  • Oğuz Albayrak
  • Ahmet Erkam Saraç
  • Mustafa YILDIRIM
  • Rainbow 2071
  • Veysi Yavuz
  • ahmet er

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.4
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%14.8
25-34 Yaş
%37
35-44 Yaş
%18.5
45-54 Yaş
%11.1
55-64 Yaş
%3.7
65+ Yaş
%7.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%40
Erkek
%60

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.1 (4)
9
%26.3 (5)
8
%36.8 (7)
7
%5.3 (1)
6
%5.3 (1)
5
%5.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0