Cinayeti GördümJulio Cortazar

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.931
Gösterim
Adı:
Cinayeti Gördüm
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
184
ISBN:
9789750707957
Orijinal adı:
Bestiario, Final Del Juego, Las Armas Secretas
Çeviri:
Nihal Yeğinobalı
Yayınevi:
Can Yayınları
Bu kitapta, fantastik kısa öykünün büyük ustalarından Julio Cortazar'ın en güzel öykülerinden bir seçki sunuyoruz. Seksek adlı başyapıtıyla geleneksel roman yapısını altüst eden Cortazar, bu öykülerinde gerçekliğin görünen yanından çok, görünen ardındakine yöneliyor. Cortazar'ın öyküleri, Taocu Çin Klasiği Zhuangzi'deki bir öyküyü anımsatır: Rüyasında kelebek olduğunu gören bir adam, uyandığında, rüyasında kelebek olduğunu görmüş bir adam mı, yoksa rüyasında insan olduğunu görmüş bir kelebek mi olduğunu anlayamaz. Cortazar'ın belki de en ünlü öyküsü olan "Şeytanın Salyaları", 1966'da Michelangelo Antonioni tarafından "Blow-Up" adıyla beyazperdeye uyarlanmış, film ülkemizde "Cinayeti Gördüm" adıyla gösterilmişti. Yaşamın bir yanılsama olduğunu anlatan bu öykü, Nihal Yeğinobalı'nın dilimize kazandırdığı bu kitaba da adını verdi.
Kitap 13 öyküden oluşuyor. Dili ağır olmakla birlikte bütün hikayelerini beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Bazı hikayelerinde çeviri hatası mı var diye düşündüğüm kısımları oldu. Hikayelerin içeriğinde bir son beklerseniz hayal kırıklığına uğrarsınız. Çoğu hikaye gerçek hayattan kopukluk ve absürtlükleriyle yoğun diline yayılmış. Paris'te Bir Genç Hanıma Mektuplar öyküsünde tavşan kusan adam, bu söylemimden kısa bir örnek diyebilirim. Hikayeleri içinde en sevdiklerim Cinayeti Gördüm, Bir Sarı Çiçek, ve Ele Geçirilen Ev.

Cinayeti Gördüm öyküsünde, bir fotoğrafçının, genç erkek ve orta yaşlı kadını gözlemine dayalı, her bir küçük ayrıntısıyla somut çıkarımlarını hayal dünyasıyla bezeyerek, olasılılığı yüksek hikayeleştirmesini etkilenerek okudum. Sonuç olarak, Fotoğraf sanatçılarıyla ilgili bu zamana kadar hiçbir öngörümün dahi olmadığını anlamış bulundum :). Gölge ve ışığın düşme açısıyla kişilerden yayılan duygu yoğunluğunun harekete dökülmüş anlarını söküp alırcasına makineyle çekmek kesinlikle sanat işi. Birde fotoğrafçının keskin sezgileri, her an tetikte oluşu, ellerini mükemmel şekilde kontrol etmesine hiç girmeyeceğim bile... :)

Bir Sarı Çiçek öyküsüne gelecek olursam, varoluşsal buhranı olan yaşlı bir adamın, farkında olmadan efsanevi bir sebebe dayanarak hayata tutunması işlenmiş. Tesadüfen otobüste karşılaştığı bir çocuğun, kendisinin küçük bir prototibi olduğunu ve kendisinin ölmeden çocuğun doğmasından dolayı (yaşlı adamın mantığınca) zamanın akışında aksaklık olduğunu, çocuğun hayatıyla benzerliklerini de katarak yaşama dair algısının ne derece bozulduğu gözler önüne serilmiştir.

Kitabın henüz izlemediğim Cinayeti Gördüm filmi de var. Kanatimce yoğun olmadığınız zamanda kitabı okumanızı tavsiye ederim :)
Yaşam, yukarı doğru bir çıkıştır ve soncul bir tıkırtıyla noktalanır, aynı zamanda yaşam alçak, beyaz bir tavandır, kişiyi lavanta çiçeği kokan, ılık bir kuytuyla sarmalar.
Çiçek güzeldi, gelecekte insanlar için her zaman çiçekler olacaktı. Birden damdan düşercesine hiçi anladım, hiçliği demek istiyorum, hiç. Ben bunun huzur olduğunu sanmıştım, bir zincirin son halkası. Oysa ölecektim. Luc zaten ölmüştü, bizler için bir daha hiç çiçek olmayacaktı, bir daha hiçbir şey olmayacaktı, hiç ama hiçbir şey, hiçlik de buydu işte.Bir daha hiç çiçek olmaması.
Ne tuhaf, insanlar yatak yapmanın tıpkı yatak yapmak gibi, tokalaşmanın her zaman tokalaşmak gibi olduğunu, bir sardalye kutusu açmanın sonsuza dek aynı sardalye kutusunu açmak demeye geldiğini sanırlar. Beri yandan her şey bir istisnaysa, diye düşünüyor Pierre, yıpranmış mavi yatak örtüsünü beceriksiz elleriyle düzeltirken. "Dün yağmur yağdı, bugün güneş açtı; dün içim kapanıktı, bugün Michéle geliyor. Değişmeyen tek şey şu ki: Bu yatağı dünyada doğru dürüst düzeltemeyeceğim." Önemi yok, kadınlar bekâr odalarının düzensizliğinden hoşlanırlar, gülümseme fırsatı çıkar onlara (dişlerinin her biri anaçlıkla parlayarak), perdeleri düzeltir, sandalyelerin, çiçek saksılarının yerini değiştirir, şu masayı en ışıksız köşeye koymak ancak senin aklına gelirdi, derler. Michele de buna benzer şeyler söyleyecek büyük bir olasılıkla, ortada dolaşan kitapları, lambaları elleyecek, oradan alıp oraya koyacak, Pierre de göz yumacak buna; yatağın üstüne uzanmış yattığı ya da eski kanepeye gömülmüş oturduğu yerden, bir halka Gauloise dumanının arasından onu süzerek, onu isteyerek.
Julio Cortazar
Sayfa 90 - Can Yayınları
Saatler geçiyor, bir iki dakika geçiyor, zaman kamçılarla, saçılan tükürüklerle dolu olan bir şey.
O ilk gün uzun uzun fotoğrafa bakıp o sahneyi anımsadı: Elden gitmiş olan gerçekle anının iç karartan karşılaştırılması, bütün resimler gibi donmuş bir anı ki hiçbir şeyi eksik değildi, sahnenin asıl toparlayıcısı olan hiçlik bile; hele hele hiçlik hiç eksik değildi.
Anlaşmak olanaksızdı gene de o açıkça biliyordu her şeyi. Ya da ben onun içindeydim. Ya da hepimiz birden insanca düşünüyorduk.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cinayeti Gördüm
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
184
ISBN:
9789750707957
Orijinal adı:
Bestiario, Final Del Juego, Las Armas Secretas
Çeviri:
Nihal Yeğinobalı
Yayınevi:
Can Yayınları
Bu kitapta, fantastik kısa öykünün büyük ustalarından Julio Cortazar'ın en güzel öykülerinden bir seçki sunuyoruz. Seksek adlı başyapıtıyla geleneksel roman yapısını altüst eden Cortazar, bu öykülerinde gerçekliğin görünen yanından çok, görünen ardındakine yöneliyor. Cortazar'ın öyküleri, Taocu Çin Klasiği Zhuangzi'deki bir öyküyü anımsatır: Rüyasında kelebek olduğunu gören bir adam, uyandığında, rüyasında kelebek olduğunu görmüş bir adam mı, yoksa rüyasında insan olduğunu görmüş bir kelebek mi olduğunu anlayamaz. Cortazar'ın belki de en ünlü öyküsü olan "Şeytanın Salyaları", 1966'da Michelangelo Antonioni tarafından "Blow-Up" adıyla beyazperdeye uyarlanmış, film ülkemizde "Cinayeti Gördüm" adıyla gösterilmişti. Yaşamın bir yanılsama olduğunu anlatan bu öykü, Nihal Yeğinobalı'nın dilimize kazandırdığı bu kitaba da adını verdi.

Kitabı okuyanlar 63 okur

  • erdijrk
  • İbrahim. Y
  • Furkan yekeler
  • Murat Kotbaş
  • Veysi Yavuz
  • Artık ben ne şairim ne de fıkra muharriri
  • salih
  • Marry C
  • Marguerite
  • uyuşuk kontes

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%23.8
25-34 Yaş
%40.5
35-44 Yaş
%26.2
45-54 Yaş
%7.1
55-64 Yaş
%2.4
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%44.8
Erkek
%55.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.4 (8)
9
%27.3 (6)
8
%22.7 (5)
7
%9.1 (2)
6
%4.5 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0