✍DİPÇE :
Bir gazetenin manşetten geçtiği habere göre; gece uyanan bir adam, koridorda duran balta gözüne ilişince, bütün ailesini paramparça eder ve katil nedenini bir türlü açkılayamaz. Bu gerçek olay,
Kont Oderland adlı oyunun esin kaynağı olmuştur.
Oyunda ise; bir bankada veznedar, görünürde görevine sadık, paragöz olmayan , günlük rutini ve işini aksatmayan bir adam; kapı bekçisini eline geçirdiği bir balta ile öldürür ve sebebi üzerine fikirsizdir.
Katili, onu savunan avukattan çok; savcı anlar.Bu cinayetin nedensizliği ile kendi düzenli, sıradan, kurallarla örülü yaşamı arasında özdeş bir bağ yakalar.
Eserde balta bir fetişe dönüşür. Savcının düzenden ve sistemden kurtulmak isteği, onlarca dosyanın, evrakın yakılmasıyla ifade edilir. Yaşama dair her şeyin her gücün her anahtarın adı olan evraklar ile gücü elinde tutan savcı; bu kez Kont Oderland kimliğinde, deri çantasında her daim taşıdığı balta ile iktidarı elinde tutar. Aslında değişen sadece imgelerdir onu kullanan zihniyet değişmedikçe evrak ya da balta güce hizmet etmekten öteye geçmeyecektir, düzenin bir parçası olan savcı bu kez de ilkel bir araçla başkalarını bu sistemin mahkumu edecektir, sarmaldan kurtulmak imkansızdır artık.
Bürokrasinin içinde kimliğini yitiren monotomik insanın kurtuluşu ve anlamlı bir tutmaç bulması mümkün müdür? Yine düşle gerçeğin karıştığı bir zeminde sorunu gördüğümüz fakat çözümsüz kaldığımız bu mevzuya çarpıcı bir dokunuş Kont Öderland.
Birkaç saatte okunan, bu kekremsi, on iki sahnelik metin tiyatrosunu tavsiye ederim.
Esen kalın.