"Bu kitap yayınlandığından beri Howards End, modern İngiliz romanıyla ilgili her ciddi öğrencinin okuması gereken bir eser haline gelmiştir.
..
Howards End, İngiltere'nin yazgısını anlatan bir romandır. Sınıf mücadelesinin hikayesidir. Bu savaş örtülü olsa da gerçektir....
... Sınıf mücadelesi sınıflar arasında değil, tek bir sınıfın, orta sınıfın içindedir. Ne aristokrasi ne de proletarya temsil edilir, hele ki en yoksul sınıf özellikle kitabın dışında tutulmuştur. "
diyor Emrah Serdan kitabın başarılı analizini yaptığı önsöz ve sonsözde. Bu harika önsöz ve sonsözde kitapla ilgili değinilmesi gereken noktalara fazlasıyla değinerek kitabı ve dolayısıyla yazarın zihniyetini anlamama epey yardımcı olmakla birlikte, yorumumu yazarken de kendisinin etkisinde kaldığımı söyleyebilirim.
Howards End, eleştirmenlerce Forster'ın en başarılı eseri olarak kabul edilir. Kitapta annesi ve babalarını kaybettikten sonra birlikte yaşayan üç kardeş, ( Margaret, Helen ve Tibby Schlegel kardeşler) yetişkin olsalar bile kendisinin bakımına ihtiyaç duyduklarını düşünen ve arasıraonlarla birlikte kalıp olaylara en ön safta dahil olan Juley Teyze, (Juley teyzemiz fırsat buldukça üç kardeşin babalarının Alman olması ve dolayısıyla saf İngiliz kanlarına bulaşan ona göre zararlı kandan dolayı, çocukların aldığı kendince her yanlış kararı buna bağladığı için yanlarından ayrılmaz) burjuvazi yaşantılatıyla dikkat çeken Wilcox ailesi ve bu iki aile gibi soylu olmayıp en alt sınıfı temsil edecek kadar yoksul da olmayan (adeta sınırda kalmış sınıfı temsil eden) Bast ailesini ve bu üç aileyi birbirine bağlayan olaylar silsilesini okuyoruz kitapta.
Bu ailelerin her birinin İngiliz toplumundaki farklı sınıfları temsil etmesiyle birlikte romanda geçen her bir unsurun da (Karaağaç, Howards End, kilise..