Büyük beklentilerle başlayıp hayal kırıklığıyla biten kitaplar serisinde bugün: Taş Kâğıt MakasNe Yaptığını Biliyorum ’u hem okumuş hem de dizisini keyifle izlemiş biri olarak bu kitaptan beklentim çok başkaydı. Ama ne yazık ki o ritmi, o derinliği yakalayamadım. Alice Feeney ’nin tarzını az çok biliyoruz; derin edebi cümleler yerine, hızla ekrana uyarlanabilecek, ters köşelerle yürüyen hikayeler yazıyor. Bu kitap da tam olarak o "dizisi çekilecek kitaplar" formülünden çıkmış gibiydi.
Kötü diyemem, akıcılığına da lafım yok ama hikaye bana bir türlü geçmedi, karakterlerle bağ kuramadım. Sanırım bu sefer formül benim üzerimde çalışmadı. Benim için yazarın diğer kitabının gerisinde kalan, hızlıca tüketilip unutulacak bir kurgu oldu…
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,1bin okunma
Gelelim Alex Schulman’ın "en otobiyografik kitabım" dediği o meşhur metne…
17 Haziran hafta sonu bitti bitti ama bende bıraktığı his biraz karmaşık.
Aslında tam bir Schulman dünyası; yine o bildiğimiz travmalar, zihnin kuytularında bekleyen anılar ve geçmişin peşimizi bırakmayan gölgesi… Hayatta Kalanlar ile o kadar benzer bir arka planı var ki okurken hiç yabancılık çekmedim.
Fakat ne yalan söyleyeyim, bu sefer o beklediğim büyüyü yakalayamadım, bu kitabını pek sevemedim.
Hayatta Kalanlar ve Malma İstasyonu bende o kadar güçlü, o kadar sarsıcı bir iz bırakmıştı ki, 17 Haziran onların yanında biraz zayıf ve hırpalanmadan uzaktan izlediğim bir hikaye gibi kaldı. Belki de otobiyografik olmasının getirdiği o kişisel sınır, kurgunun o derin çarpıcılığının önüne geçti, bilemiyorum.
Yazarın o tanıdık melankolisini ve dilini yine de seviyorum ama benim için bir Malma İstasyonu asla değil…