Andre Aciman

Andre Aciman

Yazar
8.7/10
283 Kişi
·
534
Okunma
·
18
Beğeni
·
1618
Gösterim
Adı:
Andre Aciman
Unvan:
Yazar
Doğum:
İskenderiye, 2 Ocak 1951
ANDRÉ ACİMAN, 2 Ocak 1951'de İskenderiye'de doğdu. Romancı, denemeci ve anı yazarı, aynı zamanda dünya çapında ünlü Proust uzmanlarından biridir. New Yorker, New York Review of Books, New York Times, Paris Review gibi dergilerde makaleleri yayınlandı. Türkiye vatandaşlığına sahip Yahudi bir aileye (babası aslen İstanbulludur) mensup olan André Aciman, İskenderiye'nin çokdilli, kozmopolit ortamında yetişti, aile daha sonra New York'a yerleşti. New York City Üniversitesi'nde edebiyat teorisi, Princeton Üniversitesi'nde Fransız edebiyatı dersleri verdi. Anı kitabı Out of Egypt ile Whiting Ödülü'nü kazandı. Adınla Çağır Beni, ilk yayınlandığı yıl olan 2007'de New York Times tarafından "Yılın Dikkate Değer Kitabı" seçildi ve Lambda Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. Yazar yaşamını ve çalışmalarını New York'ta sürdürmektedir. Yazarın Adınla Çağır Beni'nin devamı niteliği taşıyan Find Me (2019) romanı da yayın programımızdadır.
"Dakikalarımızın sayılı olduğunu biliyor ama saymaya cesaret edemiyordum, tüm bunların nereye doğru gittiğini biliyor, ama kilometre levhalarını okumak istemiyormuşum gibi.  Dönüş yolumu bulmak için ekmek parçalarını, kasten bırakmadığım günlerdi; yedim onları."
Geçmiş çoktan gelecek tarafından lekelenmiştir ve geleceğin gözü daima geçmiştedir.
Andre Aciman
Sayfa 48 - e-kitap yayınevi
"Bir akşam babamın kütüphanesinde kitap okurken,bir prensese delice aşık olmuş,genç ve yakışıklı şövalyenin hikayesine rastladım.Prensesde şövalyeyi seviyor ama prensin sevgisinin pek farkında değilmiş gibi görünüyor ve şövalye ,aralarında gelişen arkadaşlığa rağmen ,kadının ürkütücü samimiyetinden ötürü öylesine aciz ve suskun bir hale geliyorki ,sevgisinden kesinlikle söz açamıyor.Bir gün kadına birdenbire soruveriyor:" SÖYLEMEK Mİ DAHA İYİ,ÖLMEK Mİ?"
Normalde, şöyle bir bakış atar ve sonra gözlerimi kaçırırdım, çünkü onun gözlerinin güzel, berrak gölünde davet edilmeden yüzmek istemiyordum.
Hiç kimse konuşmasın istiyorsunuz, çünkü siz konuşmuyorsunuz ve kimse sizden kımıldamanızı istemesin diye dua ediyorsunuz, çünkü kalbiniz tıkanmış ve öylesine hızlı çarpıyor ki, daralmış odacıklarından bir şey akamadan kırık cam parçaları fışkıracak.
"Yalnız kalmayı seviyor musun?" diye sordu.

"Hayır. Kimse yalnız kalmayı sevmez. Ama yalnızlıkla yaşamayı öğrendim."
248 syf.
https://youtu.be/KQT32vW61eI
"O zamanlar yaptığın gibi, yüzüme bak, göz göze gel ve adınla çağır beni"

LGBT temalı film ve kitaplara bayılıyorum. Keşke daha fazla olsa daha fazla okusam ve daha fazla izlesem. Aşk kitaplarından hazzetmem lakin lgbt temalı kitaplar hetero ilişkilerden çok daha derin geliyor bana. Daha bir içime işliyor, okurken sayfaları nefesimi tutarak çeviriyorum.

Kitabın konusuna geçmek istemiyorum çünküm bu kadar övdüm merak edin okuyun veya izleyin falan :/ Kimlik karmaşası, kendinden yaşça büyük hemcinsine olan aşkı... Tüm bu karmaşalar sizi kitabın içine çekiyor. İtalya'nın büyüsüne hiç değinmiyorum bile.

"Hayatını nasıl yaşayacağın seni ilgilendirir. Sakın bunu unutma. Kalbimiz ve bedenimiz bizlere bir kereye mahsus verilmiştir."

Oğlunun eşcinsel olduğunu öğrenen babanın verdiği öğüt ayrı müthiş. Bknz: https://youtu.be/biDIct8kxc0

İtinayla önerilir. İyi okumalar.
248 syf.
·1 günde·9/10
Okuyup büyüsüne kapıldığım esere çok denk geldim. Çoğunun etkisinden bir süre çıkamadım, bazılarının (Kara Kule elbette) etkisinden çıkabileceğimi de düşünmüyorum ve bununla çok mutluyum. Kitap çekiciliği farklı unsurlardan kaynaklanır; hikayesine kapılırsınız, üslubuna kapılırsınız, karakterlerine ve bazen o karakterlerle olan benzerliklerinize kapılırsınız. Bazen de yalnızca kapılırsınız ve ne olduğunu anlamazsınız.

Birinci ağızdan yazmak zordur. Normalde istenilen ve gereken duygunun daha üst düzeyde verilmesi gerekir. Başarmak da zordur. Çünkü duygunun işe yaraması için empati gerekir. Hatta bu empati bazen öyle kurulmalıdır ki taban tabana zıt olduğunuz bir karakteri bile anlamalısınız. "Adınla Çağır Beni" işte bu tarz bir empatiye ihtiyaç duyuyor anlaşılmak için, yarattığı duygu yoğunluğu ile de o noktayı kısa sürede yakalıyor.

Anlatım açısından yoğun eserlerden, iç dünyası karışık bir karakteriniz var ise başka bir yol izlenmemeli zaten. Bir başlangıç noktası veya herhangi bir bitiş olmadan süregelen hikayeye bulabildiğiniz yerden dalmanız lazım ki adaptasyon süreci kısa olsun. Ayrıca şunu da görüyoruz ki; yer yer güldüren, yer yer üzen, kalpleri burkan romantik bir macera için illa bir kadın unsuru gerekmiyormuş. İnsani duygular sadedir ve kime, nereye, nasıl yönelirse yönelsin genellikle birbirine benzer. Vıcık vıcık bir aşk romanı olmamış ve en duygu yüklü unsur olan zamanın geçişini de çok güzel kullanmış. Yoğun detaylardan sıkılmak mümkündür, yoğunlaşamamak, çoğumuzun çoğu zaman yaşadığı "boş okuma" yapmak genellikle bu tarz anlatıma sahip romanlarda yaşanabilir. Fakat "Adınla Çağır Beni", karakter duygularını şeffaf bir şekilde açığa çıkaran bu ince detayları büyüleyici şekilde kullanan bir roman.

Aynı isimle beyazperdeye uyarlanan ve önümüzdeki Oscar ödüllerinde hatırı sayılır adaylıklar alan uyarlamaya merakımın uyanmaması elde değil. İlgi alanımın gerektirdiği üzere kitabı okurken adeta izledim de ve ne kadar zor bir uyarlama olduğunu tahmin edebiliyorum. Umuyorum ki duygu yoğunluğu yerinde ve güzel verilmiştir. Şu ana kadar görme fırsatı bulduğum Oscar adayları beni hayal kırıklığına uğratmadı, kitabından aldığım izlenime göre "Call Me By Your Name" de beklentilerimi fazlasıyla karşılayan bir film olacak gibi.
248 syf.
·Beğendi·7/10
Kitabın öncelikle filmini izlemiştim ve filmdeki oyunculukları çok başarılı bulduğum için filmini kitaptan daha çok beğendim ,beni daha çok etkiledi filmi.Yinede kitabıda güzeldi ,duygular güzel ve filmde olmayan ayrıntıları ,düşünceleri daha fazla okumuş oldum .Filminide izlemek isteyen ,kitabınıda okumak isteyenlere önce kitabı okumayı tavsiye ederim.
248 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Nasıl incelemeye başlarım bilmiyorum ama buraya yazdığım ve yazacağım her şeyin bin katı içimde saklı .
Öncelikle bence :Kız -kız,,erkek-erkek arasındaki aşkın kız-erkek aşkından hiçbir farkı yok .Zaten "aşk"varsa insan tipe ,yüze,vücuda bakmaz ki "kalbe ve etkileşime "bakar.
Işte "Adınla Çağır Beni "homoseksüel bir aşkı ele alıyor .Ve yazar inanılmaz bir betimlemeyle karşımızda oyununu sergiliyor .Kitapta +18 yerler de mevcut ama abartıldığı kadar da fazla değil -yorumlara bakarak söylüyorum- .
Yazarın diline ,betimlemelerine ,duyguyu vermesine kısaca üslubuna aşık oldum .Hele o son cümle...
238 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Andre Aciman'ın yayına hazırladığı proje. Aciman'ın da aralarında bulunduğu 28 yazar Marcel Proust'un yazdığı "Kayıp Zamanın İzinde" serisindeki en beğendikleri bölümleri alıntılamışlar ve kendi açılarından yorumlamışlar.

Bu kitap için bir nevi "Kayıp Zamanın İzinde okuma rehberi" de diyebiliriz. Marcel Proust olağanüstü yazar ama yazılanlar arasında sürekli olarak farklı isimler, farklı yerler, belki okuyucunun fazla önemsemeyeceği ayrıntılar olduğu için okuyucu metinden kopabilir.

Kitapla ilgili en güzel detay, metinler verilmeden önce sahnenin bilgisinin verilmesi ve daha öncesi ile ilgili hatırlatma yapılmasıdır. Malum Proust'un orijinal metinlerini okurken hangi sahnenin nerede başladığı tam olarak belli olmaz. Zaman içinde ortamdan ortama salınırız, o nedenle böyle derlemeler okuyucunun dikkatini daha çok çeker.

Bu kitap "Kayıp Zamanın İzinde" okumadan da okunabilir ama şahsen seriyi okuduktan sonra en hassas yerleri için okunmasının isabetli olacağını düşünüyorum.
Daha kitaba yeni başladım ve kitabı tam okumamışsın nasıl inceleme atabiliyorsun diyebilirsiniz
Kitabı uzun zamandır hatta filmi ilk izlediğimden beri almak istiyordum ama araya hep başka kitaplar girdi ve adınla çağır beni hep 2.plana atıldı.
Ki kitabı hâla almadım ama internetten okumaya başladım umarım bu gün bir cesaret gelirde gidip kitabı bir kitapçıdan alabilirim
Bu ileti aslında film yorumu olacak kitabı okuduğumda da kitabın yorumunu yazacağım zaten
Filmi hep bir yerlerde görüyordum zaten ama en sonunda izlemeye karar verdim bir anda oldu filmi izlemek gibi bir planım yoktu.

—filmi izlemeyenler için burası büyük spoiler—

Elio ve Oliver’in aşkını anlatıyordu ki ben bunların aralarında bir şey geçene kadar konuyu anlayamamıştım
Oliver’ın Elio’ya “ben sana yaklaşmıştım ama sen geri çekilince....”gibi bir sözü vardı ama bana Oliver’ın uydurmasyonu gibi geldi çünkü Oliver , Elio’ya hiç yaklaşmadı.
Film boyu Oliver’a hiç ısınmadım çünkü en baştan beri bana sanki bu olayı bir oyun gibi görüyormuş gibi geldi(ama Elio’nun burnu kanadığında veya kustuğunda benim yüzümden mi oldu demesi çok masumcaydı)Filmde +18 sahneler vardı ama beni pek etkilemedi.Filmde Elio karakteri tam oturmuştu bana göre zaten o rolü ondan daha iyi yapabilecek biri yok.
Elio’nun da baya tutarsızlığı vardı ismini hatırlamıyorum ama önce bi kızla sonra Oliverle sonra yine kızla sonra yine Oliverla yapması biraz beni üzmüştü çünkü sonda kimin bırakacağından emin değildim
Oliverla Elio’nun sonlarda bir yere gitmeleri orada sokakta dans etmeleri gibi güzel ayrıntılar vardı.
Elio’nun babasının bu ilişkiden haberinin olması sonra”bu senin hayatın istediğini yapabilirsin”demesi mükemmeldi çünkü araya bir de ailenin girmesi filmi bozardı
Şimdi gelgelelim Oliver’in sonda yaptığına bu konu hakkında pek yorum yapamayacağım ama çok berbattı.Sonda Elio’yu arayıp haber vermesi ve Elio’nun ona ismiyle hitap etmesi , Oliver’ın her şeyi hatırlıyorum demesiyle biraz toparlanmıştı .Orada Elio’yu unuttuğunu sanıp nefesimi tuta tuta izledim.
Ama sonda ne olmuş olursa olursun benim en sevdiğim filmler arasındaydı :)

-bu inceleme baya fazla oldu ama daha bunun birde kitap yorumu gelecek -
ah o elio aracılığıyla yapılan oliver tasvirleri...
ve aşk, bağımlılık, tutku üzerine işlenmiş incelikli üslup.

olay artık konudan çıkıp yazarın üslubuna doğru evriliyor. müthiş bu yönüyle.

aralarındaki çekim, şehvet, tutkunun belki de en iyi işlendiği eserlerden biri olabilir bu kitap.

kitap, gay bir çiftin hikayesini işliyor. bilmeyen muhtemelen call me by your name olarak filminden haberdardır. straight olduğumdan dolayı kitaptaki incelikli dili kendime göre devşirmedim değil. o kadar etkileyici ki okuyup da hissetmek kadar tanımlanabilir olmaz hiç bir söz.

filmi konusunda da bir şeyler söylemek gerek. filmleri her zaman yönetmeninin hayali olarak konumlandırıyorum. hazır bir hayal izliyormuşum gibi. halbu ki kitapta kendi hayalimizde istediğimiz gibi canlandırıyoruz karakterleri ve sahneleri. bu yüzden kitaptan alınarak yapılan filmler hiç cezbetmiyor beni. bunda da mutlaka kitabın okunmasını öneriyorum.
248 syf.
·14 günde·Beğendi·9/10
Uzun zamandır hem filmini hem kitabını merak etmiştim ve adetim olduğu üzere önce kitabını okuyup sonra filmini izleyecektim. Kitapta birçok duyguyu bir arada yaşadığımı söylemeliyim. Sadece bir aşk kitabı değildi aslında. Aile, dostluk, yaşam, edebiyat ve daha birçok şey hakkındaydı. Oldukça duygulandığım ve oldukça mutlu olduğum yerler oldukça fazlaydı. Bayıldığım bir kitap oldu, kesinlikle okuyun.
248 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
Şiir gibiydi ‘adınla çağır beni’.yaşanılan,kelimelere dökülen,hayal edilen duygular çok tazeydi.Bu duygular sadece Elio ve Oliver ‘a ait değil bize de dokunuyor.Söz konusu olan kitaplar,şarkılar..Büyülü bir atmosferin ortasına bırakıyor sizi ve izlemeye başlıyorsunuz.Hem bir o kadar içindesiniz olayın “öyle yapma,şunu yap,bunu söyle” diyecek kadar,ve bir o kadar da dıştan bakan bir gözlemcisiniz “tamam anlıyorum.zaten en mantıklısı da buydu” şeklinde düşünecek kadar.
248 syf.
·6 günde
Birbirlerinin ruhlarına ve bedenlerine işlenmiş bir aşkın,tutkunun romanı. Hikaye enfes detaylarla kurgulanmış.Tatlı bir hüzün ve derinlik var. Sanırım ben çok dogru bir zamanda okudum. Filmi de kitapla aynı eksende ve sıcaklıkda.

Yazarın biyografisi

Adı:
Andre Aciman
Unvan:
Yazar
Doğum:
İskenderiye, 2 Ocak 1951
ANDRÉ ACİMAN, 2 Ocak 1951'de İskenderiye'de doğdu. Romancı, denemeci ve anı yazarı, aynı zamanda dünya çapında ünlü Proust uzmanlarından biridir. New Yorker, New York Review of Books, New York Times, Paris Review gibi dergilerde makaleleri yayınlandı. Türkiye vatandaşlığına sahip Yahudi bir aileye (babası aslen İstanbulludur) mensup olan André Aciman, İskenderiye'nin çokdilli, kozmopolit ortamında yetişti, aile daha sonra New York'a yerleşti. New York City Üniversitesi'nde edebiyat teorisi, Princeton Üniversitesi'nde Fransız edebiyatı dersleri verdi. Anı kitabı Out of Egypt ile Whiting Ödülü'nü kazandı. Adınla Çağır Beni, ilk yayınlandığı yıl olan 2007'de New York Times tarafından "Yılın Dikkate Değer Kitabı" seçildi ve Lambda Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. Yazar yaşamını ve çalışmalarını New York'ta sürdürmektedir. Yazarın Adınla Çağır Beni'nin devamı niteliği taşıyan Find Me (2019) romanı da yayın programımızdadır.

Yazar istatistikleri

  • 18 okur beğendi.
  • 534 okur okudu.
  • 48 okur okuyor.
  • 410 okur okuyacak.
  • 13 okur yarım bıraktı.