Uzaktan Aşk

7,9/10  (31 Oy) · 
116 okunma  · 
24 beğeni  · 
1.172 gösterim
XII. yüzyılda, Akitanya'dayız... Soylu bir ozan, Jeufré Rudel, zevk ve eğlenceye doymuş, böylesi bir yaşam sürmekten bıkmış; uzak, arı ve sonsuz bir aşkı düşlüyor... Kusursuz, düşsel bir kadını anlatıyor dizelerinde. Ve günün birinde, denizler ötesinden gelen Gezgin, bu imgenin gerçekten yaşadığını haber veriyor ona. Çılgına dönen ozanın "uzaktan aşk"ını arayışı böyle başlıyor.

Kaija Saariaho'nun bestelediği Uzaktan Aşk operasının ilk gösterimi, 2000 yılı Ağustos ayında Salzbourg'da, Peter Sellars'ın sahnelemesi, Kent Nagano'nun müziksel yönetimi ve Georges Tsypin'in dekorlarıyla gerçekleştirildi. Clémence rolünü Dawn Upshaw, Jaufré Rudel'i Dwayne Croft, Gezgin rolünüyse Dagmar Peckova üstlendi.

Gérard Mortier yönetimindeki Salzbourg Festivali'nin, Jean-Pierre Brossmann yönetimindeki Théâtre du Châtelet'nin ve Santa Fe Operası'nın ortak yapımı olan opera, 2001 Ekim ayında Fransa'da sahnelendi; 2002 Temmuz'unda da ABD'de izlenebilecek.

Uzaktan Aşk operasının librettosunda, Maalouf, amacına ulaşamadan yitip giden bir sanatçı yaşamının eğretilemesini sunarken, yolculuk, sürgün, Tanrı, kimlik ve aidiyet izlekleri çevresinde biçimlenen ve yine Batı'dan Doğu'ya uzanan o dokunaklı aşk ve ölüm masallarından birini anlatıyor.
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2012
  • Sayfa Sayısı:
    87
  • ISBN:
    9789750803590
  • Orijinal Adı:
    L'amour De Loin
  • Çeviri:
    Samih Rifat
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Mürsel 
22 Haz 00:39 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

HEP UZAKTAN UZAĞA / Mürsel DEMİR

('Uzaktan Aşk' adlı kitap üzerine, gönülden dökülenlerin yayımlandığı bir deneme...)





Uzaktadır, her şey uzakta. Uzaklık uzaktadır, yakın bile uzakta. En yakınımızdaki uzaktır bazen bize. Bazen biz uzaklaşırız en yakınımızdakilerden. Ya da sebepler uzaklaştırır bizi sevdiklerimizden. Düşmanlar yakın olur bazen, hüzünler yakın, sevinçler hep uzaktan uzağa…

Ve aşk… O da uzakta… Uzaktan da uzakta… Buralarda değil sanki. Arayıp da bulamadığımız bir şey gibi. Yokluk içinde varlığını hissediyor ve yaşıyoruz ama dokunamıyoruz.

Heybeme tam da bu düşmüştü bu hafta; Amin Maalouf’un “Uzaktan Aşk” adlı piyesi. Okudum ve uzaklara gittim. Kayboldum, boğuldum… Bir ışık aradım kurtulmak için. Bir iz bir nişan… Bir nida bekledim. Aradım ve yandım. Tıpkı Jaufre’nin yandığı gibi.

Jaufre yanmıştı ve vurulmuştu uzaklara. Aşkın kokusunu almıştı ta uzaklardan. Kendi varlığına yokluk elbisesi giydirip bir tek O’nu var etmişti adeta. Uzaklarda bir sevgili vardı Jaufre için. Hayalini kurduğu fakat bunun gerçekliğine yürekten inandığı bir aşkı keşfetmişti adeta yeni bir kıtayı keşfeder gibi.

Fakat hikayenin ilginç olan kısmı, Jaufre’nin denizleri geçerek yüzünü görmeden özüne vurulduğu sevgiliye giderken, aslında gitmemeyi istemesi, med-cezirler yaşamasıydı. Sevgiliyi görmek mi yoksa görmemek mi? Görerek sevmek mi, görmeden bir ömür boyu aşkından her gün yeni baştan can kesilmek mi? Jaufre bunun tereddüdünü iliklerine kadar yaşıyordu. Belki de korkuyordu, görünce vazgeçeceğinden. Belki de korkuyordu büyünün bozulacağından.

Ve bir de Jaufre’nin sevgilisi olan Clemence’nin endişeleri vardı. Olanları duyup da Jaufre’nin onu görmeye geleceğini öğrenince; “Bu ozan beni tanısaydı, yine bunca coşkuyla şiirler söyler miydi bana? Şiirlerinde seslenir miydi bana, ruhumun derinliklerine inebilir miydi? En güzel giysilerimle çıkıp salınıyorum kilise yolunda ve gidip diz çöküyorum orada, bomboş ruhumla! Ozan, yalnızca senin dizelerinin aynasında güzelim ben.” Clemence’nin bu ifadeleri adeta son noktayı koyar gibi her şeyi özetler mahiyetteydi. İnsanın düşü ile hayattaki gerçeklik hep zıtlaşır birbiriyle. Kişilerin, sevgililerin birbirlerinde mevcut olan tahayyülleri ile hakikatte var olan arasında çok vakit uçurum vardır. Ve burada da o korkuyu iliklerine kadar yaşayan iki aşık… Fakat öncesindeki aşk bembeyaz bir sayfa gibi. Yüzünü görmeden özüne vurulmak sevgilinin. Seven sevdiğini hayalinde öyle güzel bir yere oturtur ki onu devirmek çok zordur. Adeta saltanat kurmuştur sevilen orada, istense de istenmese de. Ama görmek, sevgilinin erişilmez büyüsüne ermek korkusu seveni nasıl da inletiyor: “O’nu gönlümce seyretmek hoş geliyordu, o beni görmediğinde…”

Ve Clemence’nin tespiti Amin Maalouf’un takdiri hakkettiğinin göstergesidir: “Denizler ötesiyim ben Ozan’ın ve Ozan benim denizler ötem.”

Farkında mısınız? Jaufre bir arayışın hengamesinde. “O’na kavuşamamaktan korkuyorum ve O’na kavuşmaktan korkuyorum…” İşte bu kaygı, bu his, bu halet-i ruhiye; varılacak sevgilinin asıl olmamasından ötürüdür. Asıl istenilen şey Vuslat’a özlem… Visali istemez aşık, hep onun hengamesinde olmayı ister.

Yukarıda da ifade ettiğim gibi görmeden sevmek, varlığını bilmek fakat duymamak… Ve Maalouf’un takdire şayan bu kitabı, arayışı çok güzel dile getiriyor. Arayış, bulma ve visal… ve bulduğu an kaybediş…

İnsanın doğan güneşi batan güneşi olur mu hiç? Ya da batan güneşi bir gün gelir de yeniden doğar mı hiç? Kim bilebilir ki…

Âşık Jaufre güzelliğin ta kendisinin maşuku olduğunu ifade ediyor, kendisinin ise onun yansıması hatta bu yansımanın bir katresi olduğunu ifade ediyor. Aslında bu fevkalade bir tespit. Maşuku yüceltmek onu hiç olmadığı kadar, belki de olmasını istediği o sınırsız hayallerin sınırsız gerçekliği kadar alabildiğine yüceltmek ve öylece her gün yeniden aşık olmaktır.

Ve visalin daha yolculunda henüz gözler birbirine değmeden aşığı maşuka yaklaştıran her adımda, aşık biraz daha ölüme yaklaşmakta, bu âlemde tek yakınlık olan ölüme adeta bile bile gitmektedir. Ve visal anı gelmeden düşmüştür ölüm döşeğine âşık. Maşukun aşkıyla sarhoş olmamış, bu yüksek dozla adeta intihara teşebbüste bulunmuş, ölüme düçâr olmuştur. Uzanırken boylu boyuna âşık, maşuku ile göz göze gelişi adeta ölüm fermanını imzalayışı ama bir yandan da gerçek özgürlüğe kavuşur gibi ya da amansız bir hastalıktan kurtulur gibi… Zira maşuku görüşü hem doğuşu hem ölüşüdür aşığın.

Doğmuştur gördüğü an ve ölmüştür âşık. Sonra şunu da farkına vardım aslında tıpkı ‘Gezgin’in dediği gibi; “Ama ölüm bu kadar yakın olmasaydı Jaufre, sevdiğin kadın şuanda yanında olmazdı, sarılmazdı sana, o güzel kokusu duyulmazdı soluduğun havada. Ve ‘seni seviyorum Jaufre’ demezdi sana.” Ayrılıklar sevgiyi körüklüyor bir nevi. Ya da ayrılacağını bilmek insana sevmeyi, katışıksız, saf, temiz ve samimice sevmeyi öğretiyor.

Bakın sonunda Clemence’nin varış noktası ne oluyor: “Bir gelinliğin beyaz ipliklerini dokuduğumu sanırdım, oysa bir kefenin ipliğini dokuyormuşum bilmeden!” Allah’ım bu nasıl bir fark ediş bu nasıl bir serzeniş…

Ve Aşk-ı asla ulaşır gibi oluyor bu son demde. Başta isyana kaçsa da sonradan kullandığı ifadeler çift anlamlı olarak algılanmakta, aşığına mı yoksa onu var edene mi ithaf etiği muğlakta kalmaktadır. Lakin netice itibariyle alanın veren olduğu, var edenin de maşuklar maşuku olduğu anlaşılmaktadır.

Bazen âşık olur insan, kavuşamayınca kahrolur. Bazen âşık olur insan, kavuşunca kül olur. Visalin ateş olduğunu anlayamaz bazen. Ve aramanın, asıl arayışın, vuslatın ve Mahbub’un bulduğu olmadığını fark edemez insan. Zira ‘hayat olmaktır’ der, şair. Ve olmaksa eğer hayat; olmak O’nu bulmaktır, diye bitirir.

Ve uzaklık-yakınlık derken, alemde her şey uzaklara kaçmakta, bir tek şey hariç. O şey ise her geçen gün yaklaşmaktadır tüm çıplaklığıyla.

Şair Ahmet Muhip Dıranas’ın ifadesiyle;



“Uzaktadır her şey; gökyüzü, deniz,

Her an peşimizden koşan gölgemiz,

Özlenen limanlar yanan yıldızlar,

Uzaktadır her şey; anneler, kızlar…

Uzaktadır her şey; hep... yalnız ölüm,

Her yerde, her an yakınımız, ölüm.

Zeynep Betül Demirses 
13 May 13:23 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bugün elimizdeki kitap yaklaşık 20 30 dakikada bitirebilecegimiz bir kitap. Yani en azindan bana o süre yetmisti :))) Aslında kitap değil, libretto desek daha münasip olur:) Libretto, müziksel sahne eserlerinin metinlerine verilen addır.
Eserdeki hikaye çok hoşuma gitti. Konuya kısaca değinecek olursak, birbirini hiç görmemiş iki insanın birbirine olan aşkı ve kavuşurlarsa bu aşkın onları yaşatmayacağı korkusu...
Adettendir kitaptan bir bölüm yazayım;

Jaufré:
"Kötüye kullanmayalım Tanrı'nın iyiliklerini!
Ölmeden sizi gormeyi bahşetmesini diledim ondan ve işte karşımdasınız.
Bu dünyadan saklayacağım son imge, yüzünüz olacak ve bana sarılan gözleriniz.
Duyacağım son ses, beni yatıştırmaya çalışan sesiniz.
Ve ölümlü bedenimin son hissedeceği, avucunuzda uykuya dalan bitkin elim.
Daha ne isteyebilirim ki Tanrı'dan? Nasıl daha eksiksiz bir sevinç tadabilirim, yüz yıl daha yaşasam..." Ah, uzaktan sevmek.. Ah, aşkın görmeden olanı... Sahi ya, eğer ölüyor olmasaydı söyler miydi Clémence Jaufré'ye onu sevdiğini?

Hatice Biçer 
12 Mar 01:43 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Aşka lanet etmeyin dostlar,
Odur bize sevinçlerimizi veren
Neden geri almak da onun hakkı olmasın?
Hiçbir zaman aşk değildir bize layık olmayan, oysa biz layık olmayız ona kimi zaman.
Hiçbir zaman bize ihanet etmez aşk ve biz oluruz hep, ona ihanet eden."

Fulya 
14 Ara 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Normalde tiyatro tarzi kitaplari pek sevmem fakat kitap degerli bir arkadasimin hediyesidir kendisine tekrar tesekkur ederim. Yazari zaten seviyordum bu turde de ne kadar basarili oldugunu gostermis. Bas kahraman olan ozanimiz hic gormedigi sadece hayalinde bir takim ozellikler yukledigi bir kadina asik olur. Onu hic bulamayacagini dusunurken bir yerlerde yasadigini duyar. Hic tanimadiginiz birine asik olabilir misiniz? Oyleyse buyrun

Kitaptan 33 Alıntı

Emire Nişli 
02 Şub 21:08 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ne zaman bir gemi yanaşsa rıhtıma
Ve bir bırakılmışlık duygusu salıyor içime,
Kıyıdan uzaklaşıp giden her yelkenli.

Uzaktan Aşk, Amin Maalouf (Yapı Kredi Yayınları)Uzaktan Aşk, Amin Maalouf (Yapı Kredi Yayınları)
Emire Nişli 
02 Şub 21:12 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Şarkıları, okşamalardan öte bir şey, ve bilmiyorum sever miyim erkeği, ozanı sevdiğim gibi. Sever miyim sesini, müziğini sevdiğim kadar.

Uzaktan Aşk, Amin Maalouf (Yapı Kredi Yayınları)Uzaktan Aşk, Amin Maalouf (Yapı Kredi Yayınları)
Emire Nişli 
02 Şub 21:03 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Uzaktan göğün ışığıdır güneş, ama yaklaşınca bir cehennem ateşi!

Uzaktan Aşk, Amin Maalouf (Yapı Kredi Yayınları)Uzaktan Aşk, Amin Maalouf (Yapı Kredi Yayınları)
Onur Erol 
06 Nis 12:22 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Aşk
JAUFRE:
Aşka lanet etmeyin dostlar,
Odur bize sevinçlerimizi veren
Neden geri almak da onun hakkı olmasın?

Uzaktan Aşk, Amin MaaloufUzaktan Aşk, Amin Maalouf
Emire Nişli 
02 Şub 20:57 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ve dudakları, bir başka serin pınar,
Gülümser, avutucu sözcükler mırıldanır,
Uzatır sonra kendini susamış sevgiliye.

Uzaktan Aşk, Amin Maalouf (Yapı Kredi Yayınları)Uzaktan Aşk, Amin Maalouf (Yapı Kredi Yayınları)
Emire Nişli 
02 Şub 21:05 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Denizler ötesini düşlüyoruz ikimizde, ama sizin için denizler ötesi burası, Gezgin, benim içinse orada, uzakta.

Uzaktan Aşk, Amin Maalouf (Yapı Kredi Yayınları)Uzaktan Aşk, Amin Maalouf (Yapı Kredi Yayınları)
Emire Nişli 
02 Şub 20:52 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hiçbir zaman benim olmayacak biliyorum, o uzaktaki kadın, ama ben onunum artık, sonsuza dek, ve bir başkası daha olmayacak yaşantımda .

Uzaktan Aşk, Amin Maalouf (Yapı Kredi Yayınları)Uzaktan Aşk, Amin Maalouf (Yapı Kredi Yayınları)
Emine Çoban 
07 Tem 21:35 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Şarkılarında da söylüyor mu bunu,
Sizin o uzak yıldız olduğunuzu
Ve umutsuz bir aşkla sizin için eriyip bittiğini..

Uzaktan Aşk, Amin Maalouf (Sayfa 32)Uzaktan Aşk, Amin Maalouf (Sayfa 32)
Onur Erol 
06 Nis 11:56 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Ben çocukluğumu anımsıyorum, ama çocukluğumun dünyasında her şey unuttu beni.

Uzaktan Aşk, Amin MaaloufUzaktan Aşk, Amin Maalouf
4 /