Adı:
Uzaktan Aşk
Baskı tarihi:
Ekim 2018
Sayfa sayısı:
87
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750803590
Kitabın türü:
Orijinal adı:
L'amour De Loin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
XII. yüzyılda, Akitanya'dayız... Soylu bir ozan, Jeufré Rudel, zevk ve eğlenceye doymuş, böylesi bir yaşam sürmekten bıkmış; uzak, arı ve sonsuz bir aşkı düşlüyor... Kusursuz, düşsel bir kadını anlatıyor dizelerinde. Ve günün birinde, denizler ötesinden gelen Gezgin, bu imgenin gerçekten yaşadığını haber veriyor ona. Çılgına dönen ozanın "uzaktan aşk"ını arayışı böyle başlıyor.

Kaija Saariaho'nun bestelediği Uzaktan Aşk operasının ilk gösterimi, 2000 yılı Ağustos ayında Salzbourg'da, Peter Sellars'ın sahnelemesi, Kent Nagano'nun müziksel yönetimi ve Georges Tsypin'in dekorlarıyla gerçekleştirildi. Clémence rolünü Dawn Upshaw, Jaufré Rudel'i Dwayne Croft, Gezgin rolünüyse Dagmar Peckova üstlendi.

Gérard Mortier yönetimindeki Salzbourg Festivali'nin, Jean-Pierre Brossmann yönetimindeki Théâtre du Châtelet'nin ve Santa Fe Operası'nın ortak yapımı olan opera, 2001 Ekim ayında Fransa'da sahnelendi; 2002 Temmuz'unda da ABD'de izlenebilecek.

Uzaktan Aşk operasının librettosunda, Maalouf, amacına ulaşamadan yitip giden bir sanatçı yaşamının eğretilemesini sunarken, yolculuk, sürgün, Tanrı, kimlik ve aidiyet izlekleri çevresinde biçimlenen ve yine Batı'dan Doğu'ya uzanan o dokunaklı aşk ve ölüm masallarından birini anlatıyor.
87 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Uzaklığı kilometrelerle mi ölçmek lazım?
Yoksa çaresizliğin şiddeti midir insanı canından ayıran?

Bütün zamanların ötesinde mevsimleri, ayları, günleri isimsiz bırakan..
Bütün duvarlarını yıkan koskoca bir şehrin..
Bütün bekleyişleri ayaklarına savuran..

Ya da bir sızı mıdır, acısının şiddetiyle en amansız hastalıklara kafa tutan?
Bir cehennemde her zerresine kadar yanıp yok olduktan sonra, ertesi sabah gözünü yine aynı cehenneme açtıran..
Bir Hıdrellez dileği midir yoksa, gül ağacının dibinde, en güzel bahar yağmurlarıyla ıslanan?
Yorgun bir yürek midir ;düştü düşecek, çaresiz? Bir başka yüreğe yaslanan..

Gözlerimi asırlık akşamlara diken suskun bir umuttum ben. Bir bekleyiştim, yıkıldı yıkılacak..
Hayal kırıklıklarım olmadı hiç, hayallerim de.
Susuzluklarım olmadı hiç, suya kanışlarım da..
Bahar çiçeklerinden öğrendim zamanın çabuk geçtiğini.
Hayat, öylesine ürkek duruyordu yakamda..
Seslerin şaşaasından sıyırdım zamanı. Damlaların izlerini söktüm topraktan. Bir avuç kor aldım, ateşlerin en tutsağından. Bin nefes verdim ölümüne hasret bir cana. Ağaçlar meyveye durdu, dallar çiçeğe. Ben siyah bulutlarda demlenen baharları sevdim.

Şimdi gidersen, bir çığ gibi saplanır hasretlerim, bekleyişlerin yüreğine.
Kalırsam, zamanların ötesinde yepyeni bir iklim başlar hepimiz için..
Başlarsan huzurla yudumlarım her sabahı.
Bitirirsen keskin bir sızı düşer, iyileştiğini sandığım bütün yaralarımın üzerine.
Anlarsan anlatırım, sustalı bir yalnızlığa benzeyen gecelerimi.
Konuşursan dinlerim ; hiç bıkmadan, usanmadan.
Verirsen saklarım kilitli sandıklarda.
Tutuşturursan yanarım, hiç korkmadan..
Seversen ;
Küçülürüm,
Ufalırım,
Yok olurum sende...
87 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Doğu'nun Limanları ile tanıştığım Amin Maalouf'un okuduğum ikinci eseri Uzaktan Aşk oldu. Doğu'nun Limanları'nda umduğumu bulamamıştım ve ikinci kitabını seveceğimi düşündüğüm, alana kadar tiyatro türünde sandığım eserini seçtim. Uzaktan Aşk bir librettoymuş yani opera. İlk kez bu türde bir kitap okudum ve çok beğendim. Karakterler üç kişi ve korodan oluşuyor, bu durum çok rahat okumamı sağladı. Bir çırpıda okuyup bitirdim ve gerçekten etkiledi beni Uzaktan Aşk.

Blaye Prensi Jaufre Rudel eğlence yaşamından sıkılmış, uzak bir sevdanın özlemini duyuyor, o uzaktaki kadını şiirlerine konu ediyor, Rudel böyle bir kadının olmadığına da kendini inandırıyor aynı zamanda. Oysa uzaklardan gelen bir Gezgin, böyle bir kadının var olduğunu ve onu gördüğünü söylüyor. Jaufre'nin tek düşündüğü bu kadın oluyor artık. Uzaklardaki kontes Clemence de kendisine aşık, şiirler okuyan bu ozanın Jaufre'nin varlığını öğreniyor Gezgin'den ve oda seviyor Jaufre'yi görmeden..

"Acı vermiyor mu size, sevgilinizden bunca uzak olmak?
Bakışının neye benzediğini bile bilmemek acı vermiyor mu?
Acı vermiyor mu, size sarılan ve göğsüne bastıran kollarını duyumsayıp gözlerinizi kapatamamak?"

Kadınlar korosunun kontes Clemence'ye yönelttikleri bu sorularına karşılık onun güzel cevabından birkaç dize şunlar oluyor:

"Hayır, acı çekmiyorum
Ama sanırım çekerdim, bekleseydim bu adamı ve gelmeseydi.
Ama beklemiyorum onu.
Orada, yurdumda, bir adamın beni düşündüğünü bildiğimde
Ansızın çocukluğumun topraklarına yakın hissediyorum kendimi."

Uzakta olunca, düşlediğin gibi güzel, eşsiz olunca mı daha değerli, anlamlı oluyordu aşk, daha masum, daha heyecanlı, daha içten.. Clemence'ye, aşkına kavuşmak için yola çıkan Jaufre'nin aklını da karıştırıyor bu düşünceler. Sevgilisine kavuşup onu görmeyi mi istiyor yoksa uzaktan aşkının türküsünü söyleyip onu düşlemeyi mi.. Bırakmalı orda uzakta mı kalmalıydı sevgisilisi..

"Adem'dim ben ve uzaklık, yeryüzü cennetimdi benim
Ne gereği vardı ağaca doğru yürümenin?
Ne gereği vardı elimi meyvaya doğru uzatmanın?
Ne gereği vardı o akkor yıldıza yaklaşmanın?"

Aşkın dokunaklı, güzel ve etkili hikayesini okuyoruz Uzaktan Aşk'ta. Öyle süslü cümlelerle de değil, gayet anlaşılır, sade, duru ama okunduğunda da yüreğe dokunan, sizi alıp götüren ve hikayeyi yaşatan harika bir anlatım ile.
87 syf.
·7/10
Uzaktan seviyorum seni 
Kokunu alamadan, 
Boynuna sarılamadan 
Yüzüne dokunamadan 
Sadece seviyorum

Öyle uzaktan seviyorum seni
Elini tutmadan
Yüreğine dokunmadan
Gözlerinde dalıp dalıp gitmeden
Su üç günlük sevdalara inat
Serserice değil adam gibi seviyorum

Cemal Süreya şiiriyle başlamadan geçemedim kitabın adı 'Uzaktan Aşk' olunca. Amîn Maalouf'un 'libretto'su yani bir operanın sözleri. 2000'de ilk kez sahnelenmiş ve 2002'de Yky tarafından basılmış.

Gelelim uzak aşıklarımıza; bir Prens ve Ozan olan Jaufre Rudel ve Kontes Clemence.

Jaufre hiç görmediği varlığından bile emin olmadığı bir kadına aşıktır ve onun için şiirler yazar şarkılar besteler, Batı'da yaşar, gündelik hayattan sıkılmış ve aşkına sığınmıştır.

Clemence ise güzelliği ile herkesi büyüler, Doğu'da olmasına rağmen doğduğu toprakları Batı'yı arar, Jaufre'den bir haber yaşar.

Bu iki kişi Gezgin isimli kahramanımız olmasa birbirlerini bilmeden görmeden, bir aşka düşmeden yaşayıp giderlerdi. Fakat Gezgin aşıklarımıza birer göz oldu birbirlerini görebilmeleri için, yol oldu birbirlerine varabilmeleri için, söz oldu birbirlerine açılabilmeleri için. Uzaktan severlerken bir aşkın peşine düştüler. Peki mutluluğa da uzak mı kaldılar yoksa kitaplardaki mutsuz sonu yok edip uzakları yakın mı ettiler? 87 sayfalık bu eseri okuyup öğrenebilirsiniz. Ben keyif alarak okudum.
87 syf.
Bir insan; hiç görmediği, varlığından bile emin olmadığı, sadece tatlı bir söylenti üzerine etkilenip, sırılsıklam aşık olabilir mi birisine? Yemeden-içmeden kesilircesine, o’nun için şiirler-şarkılar yazarak, hayalinde-düşlerinde onunla yaşayarak, kavuşmak ümidi beslemeden üstelik, sadece çok severek; karşılık beklemeden ve katıksız aşk ile...

"Ozan, sadece senin dizelerinin aynasında
Güzelim ben."

Günümüzün; herkese boncuk dağıtan günübirlik aşklarından, sosyal medya profil fotosuna göre seçilen ve vatsapta istenilen her açıdan resimlerle de teyit edilen sanal aşklarından, maddiyat odaklı maneviyatsız aşklarından çok farklı olarak...

"Sevdan çıkmıyor aklımdan
Uyanıkken ya da düşte
Ama ben düşü yeğlerim
Düşte yalnız benimsin sen."

Uzaktan Aşk; Maalouf’un, Finlandiyalı müzisyen Kaija Saariaho’nun bestelediği opera için yazdığı ilk librettosudur. Bu operayı da izlerim sanırım.
Bir yolcunun, uzak diyarlardaki bir kadından(Prenses’ten), etkileyici bir şekilde bahsetmesi üzerine, Prens’imizin marazi "uzaktan aşk’ı" başlar. Sonrasını da hem okuyun hem de yaşayın.

"Uzaktan göğün ışığıdır güneş, ama yaklaşınca bir cehennem ateşidir."

"Uzaktan" olmasına karşın bir "aşk" bu kadar güzel işlenebilirdi, gerçekten içime işledi, tüylerimin diken diken olduğu yerler ve duygulandığım dizeler oldu. Çok içten buldum, gözümde her bir kareyi canlandırdım, müzikleri bile. Bir elinize almada bitirmeden bırakmazsınız, denemesi bedava:) Saygılarımla.
87 syf.
·Beğendi·9/10
HEP UZAKTAN UZAĞA / Mürsel DEMİR

('Uzaktan Aşk' adlı kitap üzerine, gönülden dökülenlerin yayımlandığı bir deneme...)





Uzaktadır, her şey uzakta. Uzaklık uzaktadır, yakın bile uzakta. En yakınımızdaki uzaktır bazen bize. Bazen biz uzaklaşırız en yakınımızdakilerden. Ya da sebepler uzaklaştırır bizi sevdiklerimizden. Düşmanlar yakın olur bazen, hüzünler yakın, sevinçler hep uzaktan uzağa…

Ve aşk… O da uzakta… Uzaktan da uzakta… Buralarda değil sanki. Arayıp da bulamadığımız bir şey gibi. Yokluk içinde varlığını hissediyor ve yaşıyoruz ama dokunamıyoruz.

Heybeme tam da bu düşmüştü bu hafta; Amin Maalouf’un “Uzaktan Aşk” adlı piyesi. Okudum ve uzaklara gittim. Kayboldum, boğuldum… Bir ışık aradım kurtulmak için. Bir iz bir nişan… Bir nida bekledim. Aradım ve yandım. Tıpkı Jaufre’nin yandığı gibi.

Jaufre yanmıştı ve vurulmuştu uzaklara. Aşkın kokusunu almıştı ta uzaklardan. Kendi varlığına yokluk elbisesi giydirip bir tek O’nu var etmişti adeta. Uzaklarda bir sevgili vardı Jaufre için. Hayalini kurduğu fakat bunun gerçekliğine yürekten inandığı bir aşkı keşfetmişti adeta yeni bir kıtayı keşfeder gibi.

Fakat hikayenin ilginç olan kısmı, Jaufre’nin denizleri geçerek yüzünü görmeden özüne vurulduğu sevgiliye giderken, aslında gitmemeyi istemesi, med-cezirler yaşamasıydı. Sevgiliyi görmek mi yoksa görmemek mi? Görerek sevmek mi, görmeden bir ömür boyu aşkından her gün yeni baştan can kesilmek mi? Jaufre bunun tereddüdünü iliklerine kadar yaşıyordu. Belki de korkuyordu, görünce vazgeçeceğinden. Belki de korkuyordu büyünün bozulacağından.

Ve bir de Jaufre’nin sevgilisi olan Clemence’nin endişeleri vardı. Olanları duyup da Jaufre’nin onu görmeye geleceğini öğrenince; “Bu ozan beni tanısaydı, yine bunca coşkuyla şiirler söyler miydi bana? Şiirlerinde seslenir miydi bana, ruhumun derinliklerine inebilir miydi? En güzel giysilerimle çıkıp salınıyorum kilise yolunda ve gidip diz çöküyorum orada, bomboş ruhumla! Ozan, yalnızca senin dizelerinin aynasında güzelim ben.” Clemence’nin bu ifadeleri adeta son noktayı koyar gibi her şeyi özetler mahiyetteydi. İnsanın düşü ile hayattaki gerçeklik hep zıtlaşır birbiriyle. Kişilerin, sevgililerin birbirlerinde mevcut olan tahayyülleri ile hakikatte var olan arasında çok vakit uçurum vardır. Ve burada da o korkuyu iliklerine kadar yaşayan iki aşık… Fakat öncesindeki aşk bembeyaz bir sayfa gibi. Yüzünü görmeden özüne vurulmak sevgilinin. Seven sevdiğini hayalinde öyle güzel bir yere oturtur ki onu devirmek çok zordur. Adeta saltanat kurmuştur sevilen orada, istense de istenmese de. Ama görmek, sevgilinin erişilmez büyüsüne ermek korkusu seveni nasıl da inletiyor: “O’nu gönlümce seyretmek hoş geliyordu, o beni görmediğinde…”

Ve Clemence’nin tespiti Amin Maalouf’un takdiri hakkettiğinin göstergesidir: “Denizler ötesiyim ben Ozan’ın ve Ozan benim denizler ötem.”

Farkında mısınız? Jaufre bir arayışın hengamesinde. “O’na kavuşamamaktan korkuyorum ve O’na kavuşmaktan korkuyorum…” İşte bu kaygı, bu his, bu halet-i ruhiye; varılacak sevgilinin asıl olmamasından ötürüdür. Asıl istenilen şey Vuslat’a özlem… Visali istemez aşık, hep onun hengamesinde olmayı ister.

Yukarıda da ifade ettiğim gibi görmeden sevmek, varlığını bilmek fakat duymamak… Ve Maalouf’un takdire şayan bu kitabı, arayışı çok güzel dile getiriyor. Arayış, bulma ve visal… ve bulduğu an kaybediş…

İnsanın doğan güneşi batan güneşi olur mu hiç? Ya da batan güneşi bir gün gelir de yeniden doğar mı hiç? Kim bilebilir ki…

Âşık Jaufre güzelliğin ta kendisinin maşuku olduğunu ifade ediyor, kendisinin ise onun yansıması hatta bu yansımanın bir katresi olduğunu ifade ediyor. Aslında bu fevkalade bir tespit. Maşuku yüceltmek onu hiç olmadığı kadar, belki de olmasını istediği o sınırsız hayallerin sınırsız gerçekliği kadar alabildiğine yüceltmek ve öylece her gün yeniden aşık olmaktır.

Ve visalin daha yolculunda henüz gözler birbirine değmeden aşığı maşuka yaklaştıran her adımda, aşık biraz daha ölüme yaklaşmakta, bu âlemde tek yakınlık olan ölüme adeta bile bile gitmektedir. Ve visal anı gelmeden düşmüştür ölüm döşeğine âşık. Maşukun aşkıyla sarhoş olmamış, bu yüksek dozla adeta intihara teşebbüste bulunmuş, ölüme düçâr olmuştur. Uzanırken boylu boyuna âşık, maşuku ile göz göze gelişi adeta ölüm fermanını imzalayışı ama bir yandan da gerçek özgürlüğe kavuşur gibi ya da amansız bir hastalıktan kurtulur gibi… Zira maşuku görüşü hem doğuşu hem ölüşüdür aşığın.

Doğmuştur gördüğü an ve ölmüştür âşık. Sonra şunu da farkına vardım aslında tıpkı ‘Gezgin’in dediği gibi; “Ama ölüm bu kadar yakın olmasaydı Jaufre, sevdiğin kadın şuanda yanında olmazdı, sarılmazdı sana, o güzel kokusu duyulmazdı soluduğun havada. Ve ‘seni seviyorum Jaufre’ demezdi sana.” Ayrılıklar sevgiyi körüklüyor bir nevi. Ya da ayrılacağını bilmek insana sevmeyi, katışıksız, saf, temiz ve samimice sevmeyi öğretiyor.

Bakın sonunda Clemence’nin varış noktası ne oluyor: “Bir gelinliğin beyaz ipliklerini dokuduğumu sanırdım, oysa bir kefenin ipliğini dokuyormuşum bilmeden!” Allah’ım bu nasıl bir fark ediş bu nasıl bir serzeniş…

Ve Aşk-ı asla ulaşır gibi oluyor bu son demde. Başta isyana kaçsa da sonradan kullandığı ifadeler çift anlamlı olarak algılanmakta, aşığına mı yoksa onu var edene mi ithaf etiği muğlakta kalmaktadır. Lakin netice itibariyle alanın veren olduğu, var edenin de maşuklar maşuku olduğu anlaşılmaktadır.

Bazen âşık olur insan, kavuşamayınca kahrolur. Bazen âşık olur insan, kavuşunca kül olur. Visalin ateş olduğunu anlayamaz bazen. Ve aramanın, asıl arayışın, vuslatın ve Mahbub’un bulduğu olmadığını fark edemez insan. Zira ‘hayat olmaktır’ der, şair. Ve olmaksa eğer hayat; olmak O’nu bulmaktır, diye bitirir.

Ve uzaklık-yakınlık derken, alemde her şey uzaklara kaçmakta, bir tek şey hariç. O şey ise her geçen gün yaklaşmaktadır tüm çıplaklığıyla.

Şair Ahmet Muhip Dıranas’ın ifadesiyle;



“Uzaktadır her şey; gökyüzü, deniz,

Her an peşimizden koşan gölgemiz,

Özlenen limanlar yanan yıldızlar,

Uzaktadır her şey; anneler, kızlar…

Uzaktadır her şey; hep... yalnız ölüm,

Her yerde, her an yakınımız, ölüm.
87 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Soylu bir ozan, eğlenceli yaşamından bıkmış, kusursuz bir kadının hayalini kurup, aşkını anlatıyor dizelerinde
Ve bir gün gezgin bu hayalinin yaşadığını haber veriyor ona, çılgına dönen Ozanın " uzaktan aşkı" böyle başlıyor.
Denizler ötesine, görmeden, duymadan, dokunmadan yaşanılan bir aşk...

Bu kitabı okurken ilk aklıma gelen Halil Cibran'ın sözü oldu "İnsan hayatında iki kişiye aşık olur biri hayallerinde yaşattığı biri de hiç doğmamış olandır."
Belki bu iki aşık kavuşabilselerdi.
aşk, aşk olmazdı.
87 syf.
·8/10
I'amour de loin... libretto, 80 sayfalık bir kitap.(Aynı zamanda 5 perdeden oluşan bir oyun.)Bir çırpıda derler ya öyle okursunuz ama hazmetmesi o kadar kolay olmuyor... İnsana olan aşk? Yüce yaratıcıya olan aşk? Engel bazen şartlar bazen gerçekler olsa da aslolan aşkın kendisi değil midir?

''Tanrı güzelliği size vermiş kontes,ama başkalarının gözleri için'' incesini barındırır.
87 syf.
Şarkıları, okşamalardan öte bir şey, ve bilmiyorum sever miyim erkeği, ozanı sevdiğim gibi. Sever miyim sesini, müziğini sevdiğim kadar.Hayır yüce İsa adına acı çekmiyorum. Ama sanırım çekerdim bekleseydim bu adamı ve gelmeseydi. Ama beklemiyorum onu. Orada yurdumda bir adamın beni düşündüğünü bildiğimde
Ansızın çocukluğumun topraklarına yakın hissediyorum kendimi.
87 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Edebiyat ince ince işlenmiş dizelere .. Tiyatro olan bu eser bizi Edebiyata doyuruyor. Ben cok begendim sizlere de öneririm.. Aşkın güzelliği ve acımasızlığını anlatan bu kitapta Batı’dan Doğu’ya uzanan Uzak Aşk’la ilgili.
87 syf.
·8/10
Öncelikle hayatımda ilk defa bir opera okudum bunu söylemeliyim.
İkinci olarak da çok beğendiğimi belirteyim.
Schopenhauer ,Nietzche gibi filozofların müzik için söylediklerini okuduktan sonra her türlü müzik benim kulağıma daha farklı gelmeye başladı .
Bu operayı müzik olarak duymasam bile, kafamda çok iyi canlandırabildim.
Hikaye çok güzel seçilmiş . Uzaktan aşk birbirini görmeyen iki insanın aşkı , eşsiz duygular ...Ve her büyük aşk gibi hazin son ...
Kitabı okurken güzel bir saat geçirdim.
87 syf.
·8/10
Amin Maalouf-Uzaktan aşk


#alıntı
“İşte düşüyor şu ozanın ağlarına
Onun şarkılarını söylüyor, gururu okşanıyor.
Ama ne meyva verebilir ki uzaktan bir aşk?
Ne iyi bir arkadaşlık, ne tatlı sarılmalar,
Ne düğün dernek, ne toprak, ne çocuklar,
Ne meyva verebilir ki böyle uzaktan bir aşk?”


“Adem’dim ben ve uzaklık, yeryüzü cennetimdi benim
Ne gereği vardı ağaca doğru yürümenin?
Ne gereği vardı elimi meyvaya doğru uzatmanın?
Ne gereği vardı o akkor yıldıza yaklaşmanın ?


Günlük ilişkilerden, hep aynı kadınlardan sıkılmış bir adam. Artık gerçek ve farklı bir aşk düşlüyor. Kendine ondan çok uzakta bir kadın, bir aşık buluyor. Henüz görmeden sadece varlığını hissederek deli gibi aşık oluyor kadına.. Aracılarla aşığına aşkını ilan ediyor güzel şiirleriyle.. Ve meğer bu kadında sanki onu bekliyormuş gibi yıllardır hem şaşırıyor hem güzel şiirler karşısında gururlanıyor. Peki aşk böyle uzaktan yaşanır mı ? Bir kere bile görmeden, sesini duymadan ?


Kitap tiyatro tarzında yani benim en sevdiğim tarz. Ben kitabı okurken kendimi Shakespeare okuyormuş gibi hissettim. O yüzden anlatım tarzını ve bende bıraktığı duyguyu sevdim. Türü sevenler için kesinlikle tavsiyemdir. Keyifli okumalar dilerim ️ Uzaktan Aşk Amin Maalouf
87 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Uzaktan aşk, uzaktaki aşk... Ne çok şey anlatıyor değil mi? Hiç görülmemiş, duyulmamış, bilinmemiş aşklar... Belki bunların hepsi manasız geliyor çoğu kimseye, 'uzaktan aşk mı olurmuş?' diyenler bile vardır belki aranızda. Size çok şey sormak istiyorum ama tek bir soru sormam yeterli olacaktır:
Siz hiç Uzaktaki güneşi sevebildiniz mi? Görmeden, duymadan, bilmeden... Sevebildiniz mi? Yüreğinizin tahtına oturtabildiniz mi?
Yüreğimizin tahtına padişah ettiğimiz gibi bu kitap da yüreğimize padişahtır. Ne kadar ki 'ölüm' ü ama olarak karşılarına çıkarmışsa da...
"Dur, bekle, adını söyleme!
Daha değil!
Önce gözlerinin rengini söyle bana."
Amin Maalouf
Sayfa 21 - Yapı Kredi Yayınları
Ne zaman bir gemi yanaşsa rıhtıma
Ve bir bırakılmışlık duygusu salıyor içime,
Kıyıdan uzaklaşıp giden her yelkenli.
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uzaktan Aşk
Baskı tarihi:
Ekim 2018
Sayfa sayısı:
87
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750803590
Kitabın türü:
Orijinal adı:
L'amour De Loin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
XII. yüzyılda, Akitanya'dayız... Soylu bir ozan, Jeufré Rudel, zevk ve eğlenceye doymuş, böylesi bir yaşam sürmekten bıkmış; uzak, arı ve sonsuz bir aşkı düşlüyor... Kusursuz, düşsel bir kadını anlatıyor dizelerinde. Ve günün birinde, denizler ötesinden gelen Gezgin, bu imgenin gerçekten yaşadığını haber veriyor ona. Çılgına dönen ozanın "uzaktan aşk"ını arayışı böyle başlıyor.

Kaija Saariaho'nun bestelediği Uzaktan Aşk operasının ilk gösterimi, 2000 yılı Ağustos ayında Salzbourg'da, Peter Sellars'ın sahnelemesi, Kent Nagano'nun müziksel yönetimi ve Georges Tsypin'in dekorlarıyla gerçekleştirildi. Clémence rolünü Dawn Upshaw, Jaufré Rudel'i Dwayne Croft, Gezgin rolünüyse Dagmar Peckova üstlendi.

Gérard Mortier yönetimindeki Salzbourg Festivali'nin, Jean-Pierre Brossmann yönetimindeki Théâtre du Châtelet'nin ve Santa Fe Operası'nın ortak yapımı olan opera, 2001 Ekim ayında Fransa'da sahnelendi; 2002 Temmuz'unda da ABD'de izlenebilecek.

Uzaktan Aşk operasının librettosunda, Maalouf, amacına ulaşamadan yitip giden bir sanatçı yaşamının eğretilemesini sunarken, yolculuk, sürgün, Tanrı, kimlik ve aidiyet izlekleri çevresinde biçimlenen ve yine Batı'dan Doğu'ya uzanan o dokunaklı aşk ve ölüm masallarından birini anlatıyor.

Kitabı okuyanlar 544 okur

  • εчʟüʟ
  • Berfin Akalan
  • İrem Bekpınar
  • Sinan bektaş
  • Elif Parlakçı
  • Mesut
  • Filiz Karcı
  • Atakan Gündoğdu
  • Esen
  • Merve Damla Mungan 8k

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3
14-17 Yaş
%2.3
18-24 Yaş
%15.9
25-34 Yaş
%40.2
35-44 Yaş
%25.8
45-54 Yaş
%11.4
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.7
Erkek
%34.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.9 (26)
9
%19.3 (28)
8
%26.9 (39)
7
%19.3 (28)
6
%9.7 (14)
5
%3.4 (5)
4
%0.7 (1)
3
%1.4 (2)
2
%0.7 (1)
1
%0.7 (1)