Atwood bir söyleşisinde, ABD’deki muhafazakârların söylemlerinin mantıksal sonuçlarını yazdığını dile getiriyor. Kadınların sadece damızlık olarak kullanıldığı, bunun için bir tür ikna sürecini de içeren eğitim aldığı, serbest bir hayat yaşamalarını engelleyecek ciddi bir baskı altında tutulduğu bir toplum anlatılıyor. Hoş, kitabın konusunu kaba hatlarıyla böyle kelimelere dökünce, sanki çok da orijinal bir şey değilmiş geldi. Bütün distopyalar gibi, tam da Atwood’un belirttiği üzere, denetim ve disipline ilişkin iddiaların en nihayetinde nereye varabileceğini tartışmaya açıyor Damızlık Kızın Öyküsü.