Puan vermedi·408 syf.····Okunma: 25 Mart 2022 01:26 Auschwitz’i bilmeyenler için kısaca bahsetmek gerekirse; Naziler tarafından 2. Dünya savaşında Polonya’da kurulmuş en büyük Yahudi toplama kampı. Fakat sadece toplama kampı olarak bahsetmek yanlış olur. Aynı zamanda; zorunlu çalışma, düzenli olarak yapılan katliam ve imha kampı olarak da tarihe geçmiş bir kamptır. Diğer bir adı ise; Ölüm Kampı.
Düşünün; hastasınız, çalışmaya elverişsizsiniz. Bu kampta gideceğiniz yer, temizlenme bahanesiyle sokulacağınız gaz odasında ölüm. Göz göze geldiğiniz onlarca insanla aynı odada, çıplak bir şekilde sırf daha kolay ve masrafsız ve kansız diye öldürülen onlarca İnsan. Öldünüz ama ölünüz bile rahat bırakılmıyor. Deriniz, saçınız bir nevi her noktanızdan yararlanmaya devam ediyor Naziler. Düşünmeye devam edin. İkiziniz var. Ve birlikte olmaktan güç alacağınızı düşünüyorsunuz. Fakat, hasta ruhlu Doktor Mengele tarafından canlı canlı üzerinizde deneyler yapılıyor. Sırf ikiz olduğunuz için geninizi araştırıyor. Açsınız. Yemek ya çıkıyor ya çıkmıyor. Bir lokma yiyecek midenize düşmesi için yapmayacağınız şey yok. Tuvalet yok. Banyo yok. Ve daha nice mide bulandırıcı, insanlık dışı, akıl almayan şey varken böyle bir ortamda Nilüfer çiçeği gibi bataklığı güzelleştiren bir kütüphane fikri bir umut ışığı olmaz mıydı? Ya da tutunacak bir dal.
Zorluklarla, korkularla baş etmeye çalışmanın yanında, 31. Blok mahkumlarının kendi aralarında kurdukları okulda gizlice içeri soktukları kitaplardan Dita sorumludur. Bunun yanında gezici kitaplar dedikleri, kitap anlatıcıları da yer almaktadır. Bu berbat ortamda kitapların nasıl hayatlarını bir nebze güzelleştirdiğini, umutlarını beslediklerini, tutunacak bir dal aradıklarını anlatıyor.
Genel olarak yaşanılanları ne kadar okusakta yaşananın verdiği gerçekliği hissettirmeyecektir. Bu katliam keşke bir kurgu olarak karşımıza çıksaydı. Gerçek yaşamdan alıntı olması yürek dağlarken kitap olarak eleştirim olaylar arasındaki geçişleri sağlayamamış olması. Her olay çok hızlı değişiyor ve o berbat duyguları okuyucuya aktaramıyor. Duygular üzerinde pek durulmamış. Bazı hassas noktalarda okuyucu olarak tam hissedemedim maalesef. Yinede tavsiyedir. Okuyun.