Puan vermedi·382 syf.····Okunma: 21 Nisan 2022 04:56 Kitaba dair düşüncelerime geçmeden önce belirtmek istediğim şey şu, 30 yaşındayım ve bu kitabı şu an okuduğum için kendime kızıyorum. İlkokulda, lisede "cumhuriyet döneminin ilk sembolik eserlerinden biri" bilgisiyle adeta sloganvari bir şekilde kitabın önemi ezberlettirildi bana ve bir çok kişiye. Ancak açıp okuduğumuzda bizi ne denli renkli ve derinlikli bir anlatımın beklediğini kimse anlatmadı..
Kitabın genelinde mizah unsurları çokça kullanılmış. Bir yandan doğunun kadim medeniyetlerine dayanan engin bir kültür, tarih ve buna göre şekillenmiş yaşam pratikleri diğer yandan tüm gücüyle, tekniğiyle, modernleşme vaadiyle yakalanmadığı her saniye adeta daha da ilerleyen batı medeniyeti arasında yalpalayan ve sıkışan toplumun genel ahvalini "izahı olmayan şeyin mizahı olur" düsturu ile aktarmış Tanpınar.
Kitabın kahramanı Hayri İrdal Osmanlı'nın son dönemindeki toplumsal yapıyı temsil ediyor ve doktoru tarafından psikanalizle bağdaştırılabilecek bir rüya göremediği takdirde iyileşemeyeceğine inandırılıyor. Hastalığın adı manidardır, "Baba kompleksi!". Burada bir parantez açmak istiyorum. Tanpınar'ın zaman algısı bir yönüyle kuşaklar arası aktarma dayanır. Bu da sürekliliği sağlar. Ancak doktor ona babasını yenmesi gerektiğini söyler. Baba bütün haşmetiyle orda duran tarihsel mirastır. Tanpınar için bunu yenmek ve yerine başka birşey koymak bu sürekliliğin kopmasına belki de son bulmasına neden olacaktır. Oysa zaman onun düşüncesinde parçalanmaz bir bütündür.
Neyse ki Hayri İrdal uzun uğraşlar sonucu bir rüya görür. Rüyasında gördüğü arslan simgesi üzerine Dr. Ramiz’in “o arslana kendinizi yedirtecektiniz (…) Yahut öldürüp postuna girmeliydiniz. Hulâsa onda kaybolmalıydınız ve yine ondan doğmalıydınız. O zaman her şey hallolurdu. Masallarda dikkat etmediniz mi? Hep kaybolurlar... Kaybolmak, yani ölmek, sonra tekrar dirilmek... Bir kompleksten kurtulmak için bundan daha emin çare yoktur. Fakat yapamadınız... Yapamadınız. Bu fırsatı kaçırdınız!”. Rüya görmeye zorlanmak, rüya görme hayali kurmak, aslanı yenip onun postuna bürünmek imgeleriyle toplumun tepeden inme bir anlayışla, sorgulanmadan adeta sipariş usulü modernleşme serüvenine atlamasını eleştirmektedir. Bunu yaparken de psikanalizi adeta yerden yere vurur. "Psikanaliz çıktığından beri hemen herkes hastadır."
Yazar sadece hastalık, tedavi, rüya gibi soyut imgelemelerle anlatımını sürdürmekle kalmaz bir de karakterlerle bunu destekler. Hiç yaşamamış olan Ahmet Zamani, Pakize, Halit Ayarcı, Dr. Ramiz, Selma hanım.. Hemen hemen hepsi çevremizde benzerlerini kolaylıkla görebileceğimiz insanlar. Bu karakterlerin S.A.E açılmadan önceki ve sonraki halleri, geçirdikleri dönüşüm aslında toplumun geçirdiği dönüşümle aynı.. Sembolik öğelerle bezenmiş bir roman olması her okuyanın kendi deneyimleri ve düşünce dünyasına göre yeniden yorumlamasına olanak veriyor.
Ben okumakta biraz geç kaldım, siz zaman kaybetmeden başlayım derim..