Bozkurtların Ölümü, kısmını bitirdim.
Milli duyguları kabartan, milli değerleri yücelten enfes bir roman. Atsız, tasvip etmediğim ırkçı yanından nefis bir eser çıkarmış. Ve Türklerin gerçek dinini, gerçek atalarını bizlere anlatmış.
Kendimce bulduğum en büyük kusur, dildi. Aslında Atsız’ın Çinlileri anlatırken onlardan sürekli olarak meşum sözcüklerle tanımlamasını ırkçılığından kaynaklı. Fakat iftira atmıyor.
Örneğin: ‘‘Şu alçak Çinliler ne de liyakatlidir yalan ve ticarette!’’
Alçak kısmını çıkardığımızda, Atsız, sırf ırkçılığından dolayı Çinlilere iyi yalancı demiş diyebilir miyiz? Bence söyleyemeyiz. Türklerin, atalarımızın meziyeti savaşçılıkta ve avcılıkta eşsiz niteliklere sahip olmasıdır. Çinlilerin meziyeti de siyasette ve ticarette başarılı olmasıdır.
Atsız’ın dilini beğenmedim. Hatta okuduğum en özensiz dil kullanımına sahip. Oldukça Türkçe terim barınıyor, fakat genele baktığımızda basit ve özensiz bir yazım olduğu gözle görülüyor. Bence sade değil, basit bir dil kullanmış. Atsız’ı dil konusunda başarısız buldum. Neil Gaiman’ın dili de basittir, fakat Atsız kadar özensiz kullanmıyor. Dil sadeliği konusunda Robin Hobb’ın eline su dökebilecek bir yazarla karşılaşmadım.
Atsız’ın dili de beni bu yönden oldukça rahatsız etti. Tasvirden yoksun, özensiz bir anlatıma sahip. Sayfalar ilerledikçe de bu özensiz dil daha da belirginleşiyor. Dergi köşesine yazılmış olduğunu da bu yönden açıkça belli ediyor. Atsız biraz tembellik edip, dili sadece vurucu kısımlarda özenli kullanmış.
İlk kısım fazlasıyla gereksiz POV barındırıyor. Ben öyle hissettim.
Genel olarak okurken insanı coşkuyla kıpraştıran, atalarına karşı hayranlık uyandıran bir eser.
Bozkır’ı müthiş tasvir ettiği yönünden Cengiz Aytmatov’a katılmıyorum. Atsız, Wikipedia gibi bozkır tanımlamış. Bu yönden biraz sert eleştirmek istemezdim. Kendisi de sert bir eleştirmendir zaten. Alınacağını sanmıyorum.
Şunu da söylemek gerekir: Türkün, kendisini Türk hissedenin ‘bilinçli’ bir şekilde okumasının gerektiği bir kitap. Bilinçli okunmazsa oldukça çirkin düşüncelere sevk edebilir. Özellikle de Türkleri, Arap gibi görenlerin okuması gerektiği bir kitap. Kim okursa okusun, bu kitapta yalan yok. Atsız destansı kurgusunun yanında bizlere tarih de anlatmış. Türkleri yüceltmemiş. Irkımızı, atalarımızı pohpohlamamış. Türkleri olduğu gibi anlatmış. Bir yabancı okursa romanın abartılmadığına muhtemelen asla inanmayacaktır. Çünkü ırkımız, sahiden de hayranlık uyandıran meziyetlerle bezeli