Mel

@Mel5
Puan vermedi·157 syf.··
2022 41. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2022 21:11
İnsanlara "En büyük hayalin nedir?" diye sorduğunuz zaman çok büyük bir kesimin dünyayı gezmek, seyahat etmek olduğunu söylemesi kimseyi şaşırtmaz sanırım. Eğer hayaliniz dünyayı gezmek ise bu kitabı muhakkak okumalısınız. Seyahat etme itkisinin tarihsel gelişimini anlatan oldukça akıcı ve zihinde canlandırması hoş bir yolculuk. Primitif insandan, modern insana doğru gelişen seyahat çizelgesini aktarıyor. Eski zamanlarda seyahat etmek çok külfet ve hayati tehlikesi yüksek bir deneyim olarak görünürmüş. Balta girmemiş ormanları, okyanusları, denizleri, nehirleri, vahşi hayvanlarla dolu doğayı, yolların dahi olmadığı dağları, tepeleri, denizlerdeki korsanları, yeryüzündeki eşkiyaları aşıp bir yerden bir yere varmak. Yolculukların yürüyerek veya at üstünde 8 ay, 1 yıl, 2-3 yıl sürdüğü bir evrende siz bir yerden bir yere seyahat eder miydiniz? Etmişler. Hem de büyük bir tutku ile seyahat etmişler. Maalesef tüm bu dünya sadece erkekler için geçerli, kadınların tek başına dahil olabildiği süreçler olamamış. Ama yine de tüm bu modern şehirleşme ve ulaşım ağını o dönemdeki insanların seyahat etme tutkusuna borçluyuz.  Seyahat etmek ilk olarak besin bulabilmek için başlamış. Yerleşik yaşama geçildikten sonra ticaret için sık sık seyahat edilmiş ama bu durum sayıları çok az olacak şekilde devam etmiş. Ticaret için seyahat edenler bu yolculukta başlarından geçenleri ve gördükleri yerleri o kadar mübalağa aktarmışlar ki, seyahat etmek herkesin tek tutkusu olmaya başlamış. Seyahat eden insanlar en saygın gören insanlar olmaya başlamış. Devletin erkanlarına seyahat edenler getiriliyor. Krallar, kraliçeler yüzlerce atlılardaki lüks yükleri ile seyahat ediyor, farklı iş kollarında çalışmadan önce herkes çıraklarını seyahat etmeye yolluyor. Filozoflar, öğrenciler, hac görevi için seyahat edenler derken, seyahat etmek küçük büyük her kesimin erginleşme aracı haline geliyor. Bu itki katlanarak devam etmiş ta ki ulaşım hızı artana, mesafeler ve seyahat süreleri kısalan kadar. Sanayi ve modernleşme ile birlikte insanların hayalini süsleyen seyahat tutkusu azalmaya ve değişmeye başlıyor. Çünkü o insanlar için  zorlu yolculuklar, tehlikeler, binbir zahmet çekilerek ulaşılan yerlerin insan ruhunu geliştirdiğini düşünürlermiş. Bir şey eliniz altında, her an ulaşabileceğiniz bir şey olduğu zaman o aşinalık tutkuyu öldürüyor. Ulaşımın pratikleştiği o dönemde Goethe'nin dediği gibi "insanlar artık seyahat etmiyor, bir yere varıyordu! "  Ulaşımın ticarileştirilmesinden sonra bugün bizlerin arzuladığı tatil, dünyayı gezmek, seyahat etme fikri oluşturulmaya başlanıyor.  Artık önemli olan gidilen yol değil, varılan yer olmaya başlanmış. Bugün dünyayı gezmek isteyen insanların çoğu da direkt olarak şehir veya ülkeden söz eder. Bizler için mesele gidilen yol değildir artık, varılan yerdir. Modern yaşamın bizlere aşıladığı şey varılmak istenen yerler, gidilen yol değil. Oysa ki eski insanların seyahat etmeye yükledikleri misyon "kendine yolculuk, kendini gerçekleştirme" imiş. Tabii ki modern çağın, teknolojinin kötü olduğunu söylemiyorum ama seyahat etme kavramının içine sıkıştırdığımız anlamın eski insanlardan farklı olarak bu kadar yüzeysel arzulanması fazla düşündürücü. İyi yol-culuklar. 
Seyahatin Kültür TarihiWinfried Löschburg · Kültür Kitaplığı · 20008 okunma
·
65 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.