MUHİT
İlk olarak derginin içeriği ve işleyişinden biraz bahsetmek istiyorum. "Muhit" edebiyat ve fikir temelli, genellikle "din-tasavvuf" konuları üzerinde duran; aylık olarak yayımlanan bir edebiyat dergisi. İçerisinde yoğunlukla fikir yazıları, şiirler, söyleşi ve dosya barındırıyor. Eğer "dosya" nedir? diyorsanız #164114620 incelememde detaylı bir şekilde anlattım, oraya göz atabilirsiniz.
Bu dergideki "dosya" konumuz ise "kuşlar".. Dosya kısmı dergimizin son sayfalarında yer alıyor ben de bu yüzden incelememin sonunda yer vermek istiyorum. "Muhit" şiirleri ile başlıyor, yorumuma da şiirler ile başlayayım.
Şiir konusunda biraz sıkıntılı bir okurum gerçekten zor beğenirim, haliyle de şiirlerini okuduğum şair sayısı bir elin parmağını geçmez. Dergideki şiirler de beni mutlu etmedi açıkçası, fazla kelime ve akıl almaz devrik cümlelerle iyi şiirler ortaya çıkmaz bana göre. Ne yazık ki dergideki şairlerimiz de benim aksi görüşümde anlaşılan..
Mehmet Tepe'nin kaleme aldığı "Muhammed Salah'a İlk Dize" dışındaki 12 şiir de fazla kasıntıydı bana göre, bu durumda beğendiğim tek şiir de "o" oluyor.
Dergide bulunan tek öykü -dosya dışında kalan- "Korkarım yâr gelmeye" ortalamanın üstü, güzel ve beklenmedikti.
Derginin neredeyse yarısını kaplayan "fikir yazıları" olarak adlandırabileceğim bölüm ise ağır konuları içeren ama çok kaliteli olduğuna inandığım bir kısımdı; özellikle "Neden bazı saatler alaturka vakitlere ayarlı" çok başarılıydı. Genel olarak bu bölümde alıntılayabileceğiniz birçok paragraf vardı, benim için okuması verimli bir süreçti.
Söyleşi ise "Melek Arslanbenzer" ile yapılmıştı. Ne yazık ki daha önce duymadığım bir isimdi. Kişiliği ve şair profili hakkında bilgiler edinebileceğim kadar kısa ve öz bir parçaydı.
Gelelim dergideki açık ara favorim olan "Kuşlar Dosyası"na. Açıkçası dergiye başlamadan önce "yaklaşık 50 sayfalık ne yazılmış olabilir ki kuşlar hakkında" diye bir yargım vardı, kuşlara fazla merakı olan bir kişilik de değilim bu durumda beni okurken sıkılacağım uzun bir sürecin beklediğini düşünmüştüm ama o kadar yanılmışım ki. Düşüncelerimin aksine dergide en kolay okuduğum ve okurken gerçekten zevk aldığımı hissettiğim kısımdı. "Kuşlar"ın; geçmişimizde, edebiyatımızda, sanatımızda, dinimizde, geleneklerimizde hatta geleceğimizde bile o kadar çok yer kapladığını gördüm ki.
"Dosya" kısmına giriş Mustafa Özel'in "Kur'an-ı Kerim'de kuşlar" adlı yazısı ile yapılmıştı, bana göre her anlamda çok başarılıydı; diğer yazılarda da bu konunun izlerini görüyorduk; kıssalar, ayetler üzerinden "kuşlar"ı okuduk. Dosya kısmında en sevdiğim yazı "bu" oldu. Keza "Kuşlar Dosyası"ndaki bütün yazılar benim için fazlasıyla yeterli ve keyifliydi ama şunu söylemeden de edemeyeceğim keşke "Der-sıfat-ı bâğ u bahâr" mesnevisini de günümüz Türkçesine elinizden geldiği kadar uyarlamış olsaydınız, artık bu da tuzu biberi diyorum.
Yorumumu genel olarak toparlarsam şiirleri ve ufak tefek birkaç kusuru dışında benim nezdimde başarılıydı, bu günden sonra derginin diğer sayılarını takip etmek ister miyim? Evet yüksek ihtimalle bunu ister ve yaparım.
-------------------------------------------------
"Zamanı ezan vakitlerine göre algılayan bir insan ve toplum, hayatını da ibadete göre dizayn etmiş olur. Bizi Müslüman kimliğimizle diri tutacak, var kılacak, kendi olmaklığımızı, özgürlüğümüzü, özü gürlüğümüzü haykıracak bir hayat."