Onun Şeytanları
Kitaplarda genelde ana karakterimiz her açıdan mükemmel birisi oluyor. En güzel, en zeki, en başarılı, en yetenekli vs vs. Lakin bu kitapları okurken aklım hep yan karakterlerde kalır, onlara haksızlık yapılmış gibi gelirdi. "Yazmaya değmeyecek karakterler mi bunlar?" diye düşünürdüm. Daha sonra bir söz çıktı karşıma "Her insan kendi hayatının başrolünde oynuyor..." ve bu sözle aslında her insanın ne kadar değerli olduğu ve her insanın kendi hikayesi olduğu aklıma geldi.
Neyse yaptığım edebiyat sonrası kitap yorumuna geçiyorum. Normalde görmeme rağmen bakmadan geçtiğim bir kitaptı çünkü diğerleri ile aynı gibi gelmişti daha sonra konusuna rastladım ve çok merak ettim, iyi ki etmişim. Yan karakterin açısından olayları görüyoruz, onun dünyasından yaşıyoruz ve bunu çok güzel bir biçimde anlatmış yazarımız. Kötü diyip, sinirlendiğimiz, yargıladığımız o karakteri tanıyoruz.
Yaşanan olaylar oldukça heyecan verici olmasına rağmen buram buram ergenlik var. Hele parti bölümlerini 'ağhhhh' diyerek okudum desem yeridir. Dakika başı öpüşmelerini de ergenliğe bağlayıp konuyu uzatmıyorum. Son olarak asıl erkek karakterimizin, o en masum kız karakterimize aşık olduğu şekilde okumayı çok isterdim ama yine de bu hali içimi rahatlamadı değil, diğer türlü okuduğum tüm kitaplarda asıl kızımıza halihazırda gıcık olurken bu iyice kötü bir hal alırdı. Farklı bir kitap olmuş okumanızı tavsiye ederim