Yazarın kaleminden okuduğum ilk kitaptı ve eminim ki son olmayacak. Tek kelimeyle bayıldım, hatta kitaba aşık oldum diyebilirim. Okul ve dersler sebebiyle kitaplardan biraz uzaklaştığım bir dönemde okudum ve bir gün gibi kısa bir sürede bitiriverdim. Gerçekten bazı sahnelerde sayfaların elinizden kaydığını hissediyorsunuz, o kadar akıcı ve iyi kurgulanmış bir kitaptı ki yazarın zekasına hayran kalmamak elde değil. Kitabın başında da katilin kimliğinin ortaya çıkmaması için çok uğraştığını belirtmiş kendisi. Yine de aklımdan geçmedi desem yalan olur. Ufak bir spoiler: Hiç tahmin etmediğiniz biri :)) Kitabın konusu, tıpkı Agatha Christie gibi beni de büyüledi. Öykümüz, 8 kişinin Bay ve Bayan Owen tarafından çeşitli sebeplerle bir adada bulunan lüks bir eve davet edilmesiyle başlıyor. Üstelik tüm masraflar bizzat Bay Owen tarafından karşılanacak. Fakat aslına bakarsanız konuklarımızın hiçbiri kendilerini davet eden bu insanların tam olarak kim olduğunu bilmiyor. Ancak teklif o kadar cazip geliyor ki hepsi hiç sorgulamadan kabul ediyor. Böylece 8 konuk ve 2 hizmetli, bu malikanede bir araya geliyorlar. Başlangıçta herşey normal gibi görünüyor, ta ki aralından biri gizemli bir şekilde ölene kadar... 10 küçük asker -ya da zenci, ne derseniz deyin- kendilerini büyük bir tehlikenin içinde buluyorlar. Ve emin oldukları tek bir şey var: Aralarından biri takıntılı, ruh sağlığı bozuk, acımasız katilin teki. Amacı ise günlük hayatta karşılaşmaya alışık olduğumuz, ama aslında hiç de masum olmayan bu 10 kişinin cezasını kendi elleriyle kesmek. Kitap gerçekten çok güzeldi, uzun zamandır bu kadar etkileyici bir sonu olan bir kitapla karşılaşmamıştım. Ölüler Konuşamaz'ın sonunu okuduktan sonra ilaç gibi geldi diyebilirim. Sadece alın ve okuyun, çok seveceğinizi garanti edebilirim.