Gönderi

İhtiyâre, gitmiş oğlunun hücresine; bakıyor ki oğlu bir parça kuru ve siyah ekmek yiyor. 0 riyâzâttan zafiyetiyle vâlidesinin şefkatini celbetmiş. Ona acımış. Sonra Hazret-i Gavs'ın yanına şekvâ için gitmiş. Bakmış ki Hazret-i Gavs kızartılmış bir tavuk yiyor. Nazdarlığından demiş: "Yâ Üstâd! Benim oğlum açlıktan ölüyor. Sen tavuk yersin!" Hazret-i Gavs tavuğa demiş: قم باذن الله! O pişmiş tavuğun kemikleri toplanıp tavuk olarak yemek kabından dışarı atıldığını, mu'temed ve mevsûk çok zâtlardan Hazret-i Gavs gibi kerâmât-ı harikaya mazhariyeti dünyâca meşhûr bir zâtın bir kerâmeti olarak ma'nevî tevâtürle nakledilmiş. Hazret-i Gavs demiş: "Ne vakit senin oğlun da bu dereceye gelirse o zaman o da tavuk yesin." İşte Hazret-i Gavs'ın bu emrinin ma'nâsı şudur ki: Ne vakit senin oğlun da ruhu cesedine, kalbi nefsine, aklı midesine hâkim olsa ve lezzeti şükür için istese o vakit leziz şeyler yiyebilir...
·
502 Gösterim
1 Yorum
Lezzeti şükür için istemek!
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.