Puan vermedi·384 syf.····Okunma: 05 Mayıs 2022 01:43 Ütopyalar ve distopyalar. Böylesi metinlerin ortaya çıkma sebeplerini araştırmak yerinde olacaktır diye dusunuyourm. Bir insan ne diye ütopya ya da distopya yazsin ki. Genel itibariyle böylesi metinlerin toplumlarin çatışma hallerinde olduğu dönemlerde yazıldığını düşünüyorum. Yazılmasa bile yazılmasına en büyük vesilelerden biri olsa gerek. Kurulu sosyal düzenin bozulması ister istemez insan psikolojisi üzerinde büyük hasarlar yaratabilmekte. Hal böyle iken kişi belki de zorunlu olarak çıkış yolları arar. Bir kedinin kapana sıkışması durumunda olduğu gibi. Thorndikenin deneme yanılmasi gibi insan da kendi içince düşüncelere dalar da durur. Söz konusu esere baktığımızda yazarın eseri oluştururken soğuk savaş döneminden etkilendiğini görmekteyiz. Ki bunu bizzat kendisi dile getiriyor. II.Dunya savaşı yıllarıni konu edinen salo ya da sodomda 120 gün adlı filmle basdastirdim eseri açıkçası. Böylesi dönemlerde otorite merci keyfi uygulamalarla esas itibariyle kendi utopyalarini uygulamaya sokmaktadır. Adalet tamamen otoriter mercinin tekelinde olup keyfi uygulamalar diz boyudur.
Eser Gilead diye bir yerde geçer. Ya da Gilead hükumeti. Bu hükumet özgürlük anlayışına sahip olan kişileri baskı altına alıp türün devamını sağlama adına kadınları kendilerince kullanmaktadır. Ana kahraman Gilead hukumetimde esir olup orda yer alırken aynı zamanda çıkış yolları da aramaktadır. Kahramanın belli olmaması çok ince bir durum kanaatimce. İsimsiz kahramanlar devrim yolunda önemli kişilerdir siyasi alanda. Dolayısıyla yazarın kahramanın adını net olarak bize söylememesi belki de bunu çağrıştırmak içindir. O isimsiz kahraman siz de olabilirsiniz dercesine.
Eser feminist duyguları da içerisinde barındırıyor aynı zamanla lakin saf feminizm demek de yanlış olmaz. Çünkü Gilead hükumeti, ülkesi dışında yaşayanlar arasında erkekler de olup Gilead hükumetine karşı tavır sergilerler. Ama bizzat Gilead hükumeti içinde olan durum feminist özellikler barındırıyor. Çünkü baş kaldıran bir kadın kahramandır ve bu kadın kahraman kadın onurunu zedeleyen şeylerden zamanla tiksinti duyar hale gelmiş ve buna karşı tedbirlerle beraber çıkış yolları aramaya koyulmustur.
İlginç bir konusunun olduğu aşikar. Kadınlar Gilead hükumetine sadece doğurganlık özelliği için alınırlar. Az biraz da olsun geri hizmet de var tabi. Doğurgan kadınlara iyi davranılir doğurgan olmayanlar ise kim bilir nereye götürülüyor( unuttum nereye götürüldüklerini)
Egemenliğin kaynakları vardır siyasi literatürde. Misal eski Türklerde kut anlayışı gibi. Ya da halk ya da oligarşi vs vs. Eserde Gilead cumhuriyetinin egemenlik kaynağının da Tanrı ve klise olduğunu görüyoruz. Egemenlik kaynağının din üzerine kurulu olması da çok ince bir ayrıntı olmuş bence. Çünküsü tarih boyunca din adına kadınların köle olarak kullanılmasından tutun da canlı canlı gömülmelerine kadar birçok uygulama olmuştur. Yazarin bu şekilde ele alması din eleştirisi olur mu bilmem. Çünkü egemenliğin kaynağı konusunda bir seçim yapmasi lazımdı ve o da dini ele almış. Yanisi bu sadece bir seçim olabilir. Bu kitap her ne kadar ütopik ya da distopik bir eser olsa bile ince ince siyaset işlenmiş. Siyasetin işlendiği en güzel anekdotlardan biri de 'halka rağmen halk için' anlayışının çok iyi işlenmiş olması. Halka rağmen halk için anlayışı nedir diye soracak olursanız şöyledir. Otorite biseyler yapar ama halk avam olduğu için bunu anlamaz. O dönemde uygulanan politika halka zarar verecek olsa dahi politika uygulanmaya devam eder. Çünkü kısa vadede bize zarar veren uygulama uzun vadede geleceği kurtarır anlayışı barındırır. Ve bunu ancak ve ancak otorite bilir. Uzun vadede halk kazanacağı için de döneminde uygulananan ve halka zarar veren politika halka rağmen halk için anlayışı barındırır. Biraz karışık gibi oldu sanırım ama somutlastirmak isterim. Çünkü bence önemli bir durum. Kurtuluş Savaşı dönemini aklımıza getirelim. Ülke isgal altındadir. Bağımsızlik ise yok olmak üzeredir. Topyekun savaş kararı alınır ve savaşa girişilir. Savaşa girmeden önce Mustafa Kemal Atatürk tekalif-i milliye emirlerini uygulamaya sokar. Bu emirler aşağı yukarı şöyledir. Her aile askerin kullanabileceği çorabı ayakkabıyı akaryakıti binek hayvanını silahı aracı orduya teslim etmelidir vs vs. Şimdi o dönemde bu emirlerle bu ihtiyaçlar halktan zorla alınmıştır. Zorla alındığı için döneminde halka zarar vermiştir. Lakin bu emirlerle halktan zorla alınan araç gereç komple ihtiyaçlar kurtuluş savaşının kazanılmasinda ve uzun vadede halkın çıkarına olmuştur. Bağımsızlık elde edilmiştir. İşte Mustafa Kemal Atatürk'ün tekalif-i milliye emirleri de bizzat halka rağmen halk için anlayışını bize gösterir. Esere dönecek olursak eserde bu durumun ele alındığını görürüz. Zaman içinde üreme artacak nüfus artacak ve kadınlar da şu anda olduğu gibi damızlık olarak kullanılmaktansa damızlık olmayarak hayatlarını yaşayacaklardir..
Eserde betimlemeler baya vardı. Yer yer kopuyor, odaklanma problemi yasayabilirsiniz. Pek sevmedim ben kitabı. Monoton bir şeyler vardı kitapta anlamadım gitti. Eser filme uyarlanmış filmi daha çok beğendim. Duyduğuma göre diziye de uyarlanmış seyretmedim daha. Umarım dizide daha güzel ele alınmıştır.
İyi okumalar /Esenlikle