..
‘’Gördüğünüz gibi her şey bir hikayedir ‘’ dedim ve nereye kadar gerçek olduğunu bilmemize imkan yoktur. İnsanlar birbirine durmadan yalan söyler.’’
Az önce bitirmiş olduğum bu kitabın incelemesini, heyecanım ve şaşkınlığım hâlâ üzerimdeyken yazmak istedim. Livaneli'nin rastgele seçip okuduğum bir kitabıydı ama tek kelimeyle bayıldım. Şaşkınım evet çünkü kitap asla bekledigim bir şekilde bitmedi. Sonlara doğru, Ne? Nasıl olur? Yok artık ya diye diye bitirdim kitabı. Ah Ahmet (Mehmet) beni nasıl şaşırttın bir bilsen. Kitabı okumuş olanlar ne demek istediğimi anladı bile ,okumayanlar da lütfen alın okuyun.
Olaylar Podima köyünde gerçekleşen bir cinayetle başlıyor. Daha sonrada asıl kahramanımız Ahmet Arslan ve gazeteci bir kız üzerinden ilerliyor.
Ben okurken maktulenin katilinin kim olduğuna dair pek çok tahminde bulundum ama hiçbiri tutmadı. Aslında katilin kim olduğundan çok Mehmet'in yani Ahmet karakterinin hayatındaki iç çekişmeler daha çok dikkati mı çekti. Her karakteri öyle güzel yaşatmış ki Livaneli kitabı elimden bırakamadım ve sonunu merak etmeme rağmen bitmesini de hiç istemedim. Uzun zamandır bir kitaptan bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorm doğrusu.
Ludmilla'nın Olga'ya âşık olması, Mehmet'in Olga 'ya olan aşkı yüzünden yaşadıkları ,Arzu'yu öldüren kişinin ....... olması ve Ahmet'in aslında Ahmet olmaması. Yani belki ben bile şu an ben değilimdir:) Yazar kitabı o kadar güzel ve zekice kurgulamış ki kesinlikle okumaya değer bir kitap olarak görüyorum.
Başka bir Livaneli eseriyle görüşmek üzere.Sağlıkla kalın