Gönderi

Muhalif mi? Al aşağı.. Muharrir mi? Vur başına... Türk mü? Sür ölüme.. Rum mu? İste parasını.. Ermeni mi? Kes kafasını... Arap mı? Çek ipe... Kadın mı? Gönder eve. Haydut mu? Buyurun köşeye... Külhanbeyi mi? Gelsin yanıma. Yahudi mi? Sor fikrini.. Kalan kimseye at sopayı.Paraları koy cebine. İşte sizin programınız bu!
Sayfa 57·Kitabı okudu
·
176 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Sena Koçak
Gönderi Sahibi
Mahalle kahvesinden bir adımda sadarete, meyhane peykesinden bir basışta nezarete, tulumbacı koğuşundan bir hamlede vilayete eren bu türediler nereye gidiyorlar? Kendileri kürklere büründüler, milletin derisini soydular.. Kasalarına altın doldurdular, bizim cebimize kâğıt tıktılar; halk seril sefil cami avlularında yatarken çiftlikler aldılar, kaşaneler yaptılar.. Açlıktan ölenlerin lokmasını ağzından çalarak haspalara ziyafet çektiler; susuzluktan bunalanların testisini aşırıp havuzlarını doldurdular, içinde kayık yüzdürdüler.. Han, hamam yıktılar, darağaçları kurdular; hanümanlar söndürüp memleketler yaktılar; bağ aldılar, yağ sattılar, yün çaldılar, pamuk attılar... Ne çocuk dediler ne ihtiyar; ne şah tanıdılar, ne nizam; ne merhamet bildiler ne insaf... Halk açlıktan sokaklarda pösteki kemirirken onlar konaklarında bülbül beyni yediler, kuş sütü içtiler. Anamıza sövdüler, babamızı dövdüler, topraklarımızı söktüler, bacağından yakalayıp bu devleti yerden yere vurdular, paçavraya çevirdiler. İşte milleti artık büsbütün öldürdüklerinden emin olsunlar; zira damarlarımızda bir damla kan, kollarımızda bir zerre kuvvet kalmış olsaydı yakalarından yapisir, öcümüzii alrdık... Halbuki kollarını sallıya sallıya, yüzümüze tiküre tüküre gittiler.