·528 syf.····Okunma: 06 Mayıs 2022 01:47 Evliliklerin, hatta kısaca yaşantının statü çemberi etrafında konumlandığı, inancın bağnazlığa alet edildiği yapay bir toplumun yapay toplum ahlakı. Evet, Victoria döneminden bahsediyorum.
Yazarın bulunduğu dönemi de göz önünde bulundurursak; Thomas Hardy toplumun iki yüzlü ahlakçılığı ile yaşamak istedikleri arasında kalan genç kızın hislerini, düşüncelerini ve çaresizliğini daha iyi anlatamazdı sanırım. Ki kendisi Victoria dönemine aykırı olan bu tavırlarıyla 19.yy romanında radikal bir yeniliğin de öncüsü olmuş aynı zamanda.
Sadece kitabı bitirdiğim ilk anda itiraf etmeliyim ki sonunu bir tragedya için bile fazla bulmuştum; ancak sistemin çirkinliğine bir vurgu olabilir şeklinde düşünmeye başladıktan sonra daha makul geldi gözüme. Hatta oldukça nükteli...
Bir ailenin önemli bir soya mensup olduğunu öğrenmesiyle, evin büyük kızının değişen hayatına ve mücadelenin, iyiliğin, kötülüğün, aşkın, sınıfsal yaşantının her türlüsüne yakından tanık oluyorsunuz.
(Yazar bir yerde değişim karşısında değişen aşk hakkındaki fikrini de Shakespeare'in 116. Sonesinden gönderme yaparak belirtmişti, okuyanlar anlayacaktır, ben de kesinlikle katılıyorum vurgusuna.)
Ayrıca o dönemde dogmalara karşı duruş da baskıdan dolayı öyle kolay kolay dik sergilenebilecek bir şey değil, yazarın dogmadan kaçışı da dogmaya hapsoluşu da sorgulayıcı bir karaktere yedirmesi çok başarılı ve de takdir edilesi.
Pastoral anlatının da baskın olduğu bu kitabı çok çok beğendim...