·384 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Mayıs 2022 00:00 Debbie Macomber'ın yazmış olduğu her kitap çok hoş, ama bu Gül Limanı Oteli serisi kitapları gerçekten harika. Okurken insan bambaşka duygulara bürünüyor, keşke Jo Marie'nin yerinde biz olsak da o otelde otele gelen herkes gibi şifa bulsak ve o muazzam manzaraya karşı kahvemizi yudumlayabilsek her sabah... :)
Jo Marie, bu sefer Emily'yi konuk ediyor ve Emily de bu sefer diğer misafirlerden farklı olarak otelde çok uzun bir süre konaklama yapıyor. Bu sayede hem otelin etrafında kendine uygun bir ev arayışı süreci devam etmiş olurken bir yandan da Jo Marie'ye otel işlerinde yardımcılık yapmış oluyor. Bir gün otelin çevresinde koşu yaparken, eski ve büyük bir eve denk geliyor, bu evde acaba yaşayabilir miyim düşüncesi ile hayaller kurarken, evin bulunduğu arazinin sahibi Nick onu ilk başta kovalıyor arazime yaklaşmayın diyerek. Nick de kardeşinin trafik kazası sonucu ölümünden kendini sorumlu tutuyor, bunun vicdan azabını çekerken , bir yandan da münzevi bir yaşam ile insanlardan uzak asosyal bir şekilde hayatını devam ettiriyor. Emily ilk başlarda Nick'in bu tutumundan rahatsız olsa da sonradan Nick'in de ona karşı yumuşadığını görüyor ve ikili bir anda önce arkadaş sonra dost ve sonra da adım adım mutlu bir birlikteliğe doğru yol alırken, Emily de Nick'e kendi sağlık sorunlarından bahsediyor. Nick'in de diğer iki sevgilisi gibi onu yarı yolda bırakacağını ve sağlık sorunlarından ötürü kendisini ilelebet sevmeyeceğini söylüyor kalbi kırık bir şekilde. Oysa Nick Emily'yi ailesi ile bile tanıştırmak ve hayatına yön vermek istemektedir. Nick ve Emily'nin başından geçen duygu yüklü anları karakterlerin kendi ağızlarından okuyunca kitabın kalbinizi yavaş yavaş fethettiğini görüyor olacaksınız.
Gül Limanı Oteli'nin sahibi Jo Marie'den de bahsetmemek olmaz heralde, 5 kitaptır birbirinden farklı ve renkli insanları otelinde misafir etmiş biri olarak, bu bölümde uzun süreli konuğu olan Emily'ye yer yer otelin anahtarını veriyor ve onun yardımları sayesinde de aradığı aşkı, Mark'ı, tam 1 yıl sonra Irak'taki çatışmalardan kurtulmuş ama yaralı olarak buluyor, artık Mark'ın da eski eşi Paul gibi Ortadoğu'dan dönemeyeceğini ve öleceğini düşünerek, yavaş yavaş başka yelkenlere yol almak istediğini, hayatında eksik giden sevgiyi tamamlama arzusunu ve aile kurma isteğini gözlemliyoruz bu kitapta da, fakat hala kalbinin anahtarının Mark'a ait olduğunu, Mark'a denk geldiği anda anlıyoruz. Mark yaralı olarak döndüğünden yüreği ağzına gelmiş olup, Mark'ın bir an evvel sağlığına kavuşması için dua ediyor.
Çok hoş, sıcacık bir seri olan Gül Limanı Oteli serisini mutlaka okumanızı tavsiye ederim, ben çok sevdim. Epsilon Yayınevi'nin fiyatları çok arttığından özellikle Debbie Macomber gibi yabancı yazarların kitapları bir hayli pahalanmış, artık çok zor alınır... O yüzden iyi ki almışım ve seriyi tamamlayıp okumuşum diyebilirim bu sebepten ötürü, paranız varsa mutlaka okuyun, sürükleyici bir anlatım, sade bir dil, harika betimlemeler ve olağan üstü kurgusu ile bu seriyi "geleceğin neler göstereceğini görmek için sabırsızlanıyorum" diyerek incelememi bitiriyorum, iyi okumalar dilerim, sevgiyle kalın :)