Gül Limanı Oteli serisinin son kitabı da diğerleri kadar etkileyiciydi. Okumayı bitirdiğimde içimde bir şeyler yeniden filizlendi. Huzur dolu, samimi bir kitaptı
Selamlar;
Yine güzel bir Debbie teyze kitabı okudum .Bu aralar o kadar çok ihtiyacımız var ki bu deprem sebebi ile mutlu yarınlara.. İhtimaller çok uzun süreli de olsa en kısa zaman da toparlanmak dileğim ile...
Anaokulu öğretmeni olan Emily'nin ikinci nişanlısından da ayrılınca yeni bir başlangıç yapmak için Sedir Koyu’na gider. Bu muhteşem koydan hayallerindeki gibi bir ev satın alıncaya kadar birkaç ay Gül Limanı Oteli’nde kalır .Bu süre için de Jo Marie ile ıyı bır arkadaş olur.. Gül Limanı Oteline gelip te iyleşmeden gitmeyen yoktur :))) ben de mi gitsem acaba
Jo Marie nin de Mark'ın gidişi yeni bir partner bulması da ayrı bir heyecandı.. bu ıkılının bu kıtap da umutlarının yitirmiş iki kadının umutlarına ortak olmak ıstersenız tavsıyemdır.
Bitti !!!
Gül Limanı Oteli serisi 5. Kitap
Gül limanı oteli sahibi Joe Marie eşinin ölümünden sonra Mark’ın aşkıyla yeniden hayata bağlanmıştı. Ama Mark onu hiç beklenmedik bir anda terk edip gitti. Joe Marie onunla birlikte olmak için can atan yeni tanıştığı Greg ile hayatına devam mı edecek, yoksa gelmeyeceğini bilse de Mark’ı beklemeye devam mı edecek ?
Anaokulu öğretmeni Emily, Joe Marie’nin otelinde kalmak için geldiğinde bu otelin gerçekten mucizevi bir şekilde insanları iyileştirme özelliğine tanık olacak mı ? Hayatına giren Nick ile derin yaralarını sarabilecek mi ?
Debbie ne yazık ki bize bu kitabın serinin son kitabını olduğunu daha en başından söylüyor. Buna üzüldüm çünkü ben Jo Marie’yi ve Gül Limanı otelini çok sevmiştim. Her zamanki gibi harika bir kitaptı. Kesinlikle tavsiye ederim.
Sedir Koyu serisinin son kitabı..
Debbie, bu seriyi pek kısa tutmuş. Söylediğine göre sonrasında yazmak istediklerini daha fazla ertelemeyi düşünmediğiydi.. Haklı olduğunu düşünüyorum. Fakat tüm seriler ve kitaplar bir yana, Sedir Koyu bir yana..
Bu kitapta yine zaman, mekan ve kahramanlardan oluşan olay örgüsü şahaneydi.. Biraz, farklı toplum farklı kültürel değer kısmında sıkışıp kalmış olduğumu hissettim.. Ben, demek tehlikeli bir düşünce halidir.. Saçmalar insan ve saçmaları toparlamak kolay olmayacaktır.. bu ince detay dışında;
Emily, çok iyi bir karakterdi.. Ve Nick.. Mark, ilginçti hep. Korkunç bir enerji hissettim hep. Debbie, biraz ürkünç göstermişti ilk satırlarda. Mark’ı sevmekte güçlük çektiğini de söylediğini anımsıyorum. Yazar sevemediyse okur neylesin..
Bir de sonunda biraz zayıf bulduğum kapanış vardı.. Neden çifte düğün olmadı.. Bence yazara bunun İçin mektup yazmalıyım. Sıradakiler acele ettirmiş olabilirler ama bir düğünü eksik bırakmamalıydı..
Jo Mary, güçlüydü. O ince detay durumuna katılmadığımı gözardı etmeyerek..
Bu seriyi okurken hep tatildeymişim gibi hissettim.. Belki de konuklardan biri. Bu kadar keyifli..
Seriyi tamamlamak isteyeceğinden eminim takip eden okurların.. keyif alınacaktır.
Debbie Macomber'ın yazmış olduğu her kitap çok hoş, ama bu Gül Limanı Oteli serisi kitapları gerçekten harika. Okurken insan bambaşka duygulara bürünüyor, keşke Jo Marie'nin yerinde biz olsak da o otelde otele gelen herkes gibi şifa bulsak ve o muazzam manzaraya karşı kahvemizi yudumlayabilsek her sabah... :)
Jo Marie, bu sefer Emily'yi konuk ediyor ve Emily de bu sefer diğer misafirlerden farklı olarak otelde çok uzun bir süre konaklama yapıyor. Bu sayede hem otelin etrafında kendine uygun bir ev arayışı süreci devam etmiş olurken bir yandan da Jo Marie'ye otel işlerinde yardımcılık yapmış oluyor. Bir gün otelin çevresinde koşu yaparken, eski ve büyük bir eve denk geliyor, bu evde acaba yaşayabilir miyim düşüncesi ile hayaller kurarken, evin bulunduğu arazinin sahibi Nick onu ilk başta kovalıyor arazime yaklaşmayın diyerek. Nick de kardeşinin trafik kazası sonucu ölümünden kendini sorumlu tutuyor, bunun vicdan azabını çekerken , bir yandan da münzevi bir yaşam ile insanlardan uzak asosyal bir şekilde hayatını devam ettiriyor. Emily ilk başlarda Nick'in bu tutumundan rahatsız olsa da sonradan Nick'in de ona karşı yumuşadığını görüyor ve ikili bir anda önce arkadaş sonra dost ve sonra da adım adım mutlu bir birlikteliğe doğru yol alırken, Emily de Nick'e kendi sağlık sorunlarından bahsediyor. Nick'in de diğer iki sevgilisi gibi onu yarı yolda bırakacağını ve sağlık sorunlarından ötürü kendisini ilelebet sevmeyeceğini söylüyor kalbi kırık bir şekilde. Oysa Nick Emily'yi ailesi ile bile tanıştırmak ve hayatına yön vermek istemektedir. Nick ve Emily'nin başından geçen duygu yüklü anları karakterlerin kendi ağızlarından okuyunca kitabın kalbinizi yavaş yavaş fethettiğini görüyor olacaksınız.
Gül Limanı Oteli'nin sahibi Jo Marie'den de bahsetmemek olmaz heralde, 5
Serinin son kitabında Jo Marie'nin gel gitleri beni biraz sinir etsede konusu ve karakterleri beni içine çekti. Em ve Nick ile tanıştığıma çok sevindim. Onların hikayeleri de yer edindi hayatımda. Bir serinin sonuna gelmiş bulunuyorum. Tavsiye ederim okumanızı.
#güllimanıoteli serisinin son kitabı Mutlu Yarınlar yine muhteşemdi. Ben bu kadının hastasıyım 🤩
Mark gideli bir yıl olmuş ve Jo Marie artık ölmeye düşündüğünü başlamışken bir mucize olur. Bu mucizenin sonu biraz sıkıntı yaşatsa da olması gerektiği gibidir.
Otele kiracı olarak gelen Emily otelin şifa gücüne inanmak istemez. Oysa ki şifa ona Nick'i getirir.
Bence her kitap sever Debbie Macomber kitaplarıyla tanışmalı, okuyun gönülden tavsiyemdir.
Gül liman oteli serisinin final kitabıymış. Bilmiyordum. Benim için sondan başa doğru bir başlama olmuş oldu. Debbie Mocamber'in sıcak samimi kalemini çook uzun aradan sonra bir kez daha hissettim. Bayağı ara vermiştim. Bu sıcaklığa hasret kalmışım. Güzel akıcı kitap. Şöyle kitap okusam ama beni çok sıkmasa dediğiniz zamanlarda okusanız tadından yenmez. Özellikle şu yaz aylarında kitap başına ğeçemedeğimiz dönemde hoş olur.
Debbie hanım dostluk, aile bağları, sadakat, evlat hasreti, aşk,minnet duygularının ön planda tutmuş, akıcı şekilde işlemiş, eee bize de okumak düşmüş.
Kitapla kalın
Sonuna kadar Greg'çiydim !
Yine muhteşem bir debbie kitabıydi, bu kadının umut veren kitaplarına bayılıyorum.Okudugum her sayfasında dünya daha kolay , daha sakin ve umutlu gibi geliyor.Bu hiç bir kitabın vermediği/ veremeyeceği bir boyutta . Keşke tüm kitapları cevrilse .
Bunu da tüm kitapları da okumanızı öneririm.
Gul limani oteli'nde hayat devam ediyor. Marie oteli isletmeye ve mark'in yolunu gozlemeye devam ediyor. Bu arada da hayatini devam ettirmek icin yeni insanlarla tanisiyor. O sirada otelin yeni kiracisi emily ile guzel bor dostluk olusturuyor. Otelin sifasina inanan Marie buraya gelen herkesin yaralarinin iyilesecegine tum kalbiyle inaniyor.
Olaylar biraz duragan ve sikici geldi bu sefer.... sadece son sayfalarda bir onceki kitabin dokunuslari ile guzeldi.
Amerikalı aşk romanları ve çağdaş kadın kurgu yazarıdır. 6 romanı TV filmine, Cedar Cove roman serisi ise yine aynı adlı bir televizyon dizisine uyarlandı.
Disleksik olan Macomber sadece lise mezunudur. İlk yazıları kiralık bir daktiloda evinin mutfağında yazdı. Bir taraftan beş çocuğunu büyütürken yazar olmaya karar verdi. Yazdıklarını yayıncılar defalarca reddetti en sonunda serbest zamanlı bir magazin işi buldu.
Katıldığı bir yazar konferansında yazdığı yazılarından biri Harlequin Enterprises'ın bir editörü tarafından toplum önünde eleştirilmek üzere seçildi. Editör romanını yırttı ve ona da fırlatıp atmasını tavsiye etti. Macomber ilk fırsatta Heartsong adlı aynı romanı Harlequin'in rakibi Silhouette Books'a gönderdi. Silhouette romanı olan kitabı satın aldı ve bu kitabı Publishers Weekly tarafından incelenen ilk aşk romanı oldu.
Starlight, şimdi Harlequin'e ait olan Silhouette Special Edition romantizm serisinin bir parçası olarak yayınlanan romanlarından ilkiydi. Macomber, Silhouette ve daha sonra da Harlequin için aşk romanları yazmaya devam etti. 1988'de Harlequin, Macomber'dan Donanma serisi olarak bilinen bir dizi birbirine bağlı hikaye yazmasını istedi. Çok geçmeden, yılda iki veya üç roman yazmaya başladı. 1994 yılına gelindiğinde, Macomber tek başlıklı romanlar yayınlamaya başladı. İlk ciltli kapağı 2001 yılında piyasaya çıktı.
2002 yılında Macomber, daha çok kadınlara ve onların arkadaşlıklarına odaklanan kitaplar yazmak istediğini fark etti. Thursdays at Eight, geleneksel aşk romanından çağdaş kadın kurgusuna ilk çıkışıydı.
Macomber'in romanları hikayenin mesajını iletmeye odaklanır ve ayrıntılı betimleyici pasajlar içermez. Kadın kahramanları iyimser olma eğilimindedir ve "hikayeler, okuyucuda bir umut duygusu ve mutlu bir beklenti bırakacak şekilde çözülür." Macomber, Hristiyan inançları nedeniyle kitaplarında cinsellik içeren ayrıntılara yer vermese de, şehvet barındırır.
Kitapları dünya çapında 170 milyon kopyadan fazla satmıştır.