#okudumbitti
#CharlotteBronte
#JaneEyre
#626sayfa
#MayısAyı4cükitap
"Siz bu sübyanların midesine dibini tutmuş lapa yerine peynir ekmek verdiğimiz zaman belki günahkar, ölümlü bedenlerini besleyebilirsiniz. Ama ölümsüz ruhlarını nasıl aç bıraktığınızı bir düşünsenize"
Hani derler ya bunca şerefsiz varken küfür etmeden nasıl durayım diye, işte Mr. Brocklehurst ile tanışınca tamda bu ruh haline bürünmemeniz mümkün değil. Küçücük bedenleri açlıkla terbiye etmek?? Ve bunu dini temeller üzerine oturtmaya çalışmak??
Kitap ilerledikçe Mr. Brocklehurst ile vedalaşıyoruz. Biran kitabın ana karakteri olmasından da korkmadım değil. Gerçi ilerleyen sayfalarda karşımıza çıkan St. John'da bir o kadar sinir bozucu bir tip.
Aşk ve evlilik üzerine yazılmış en güzel kitaplardan biri olsa gerek Jane Eyre. Kitapta altını çizdiğim cümleler bir hayli fazla elbette ama beni işte tamda bu dedirten bir cümle oldu. Vakti zamanında "birgün evlenirsem sırf çocuğum olsun diye evlenirim" diyen birinin kadına bakış açısını özetleyen bir cümle bana göre. Bir tek o alıntıyı paylaşacağım kitaptan ve mutlaka okunması gereken bir klasik demeden de geçemiycem.
" Şu var ki, bana sorarsan, aşk için yaratılmamışsam, evlilik için de yaratılmadım demektir. Tuhaf olmaz mı, Diana.. insana salt işe yarar gözüyle bakan bir erkeğe bir ömür boyunca bağanmak?"
Yanlış anlaşılsın istemem kitapta kadına salt doğurganlığı esas alınarak hikaye oluşturulmuş değil. Hatta alakası bile yok. Sadece alıntıdaki işe yararlılıkla, sırf çocuk sahibi olmak için evlenmeyi düşünen birinin kadına sırf bu anlamda değer biçmesi aynı şey değil de nedir?
Neyse ki hikayemiz bize saf ve temiz aşklarında olabileceğini bağıra bağıra anlatıyor. İyi ki okudum. Zamanlaması yine muhteşem oldu.