·288 syf.····Okunma: 18 Mayıs 2022 00:48 Iris Murdoch 15 Temmuz 1919 yılında Dublin'de doğdu ki yine 1Dublinli yı çokça sevmiş hatta gittikçe hayranlığım artmış olabilir :))) Çocukluğu Londra'da geçti. Öğrenimini Oxford Somerville College'de tamamlayan Murdoch 1930'larda Komünist Parti üyeliğinde de bulundu. 1944'de UNRRA'a (Birlesmiş Milletler Yardım ve Rehabilitasyon Örgütü) katılarak Belçika ve Avusturya'da göçmenler için çalıştı. Varoluşçulukla tanıştığı bu dönem, sonraki yaşamını ve düşüncesini belirlemesi açısından çok önemlidir. 1948'de Oxford Üniversite'sinde Felsefe Kürsüsüne öğretim görevlisi oldu. 1970'de Irlanda Akademisi'ne, 1975'de American Academy of Arts and Let ters onur üyeliğine seçildi. Murdoch yapıtların da, polisiye kurgu tekniğiyle ahlak anlayışlarını, evlilik ve aile kurumunu, cinselliği, din ve inançlar üzerine sorgulamalar yapar.
Çan İris Murdoch'un erken dönem romanlarından en iyisi olarak kabul edilir ki hiç1şey bile olmasa giriş paragrafı okumaya değer olduğunu gösteriyor,
~~~Dora Greenfield kocasını terk etti, çünkü ondan korkuyordu. Altı ay sonra ona dönmeye yine aynı nedenle karar verdi. Paul, ettiği telefonlarla, yolladıği mektuplar ve merdivenlerdeki hayali ayak sesleriyle gitgide daha büyük 1işkence olmaya başlamıştı. Dora kendini suçlu hissediyordu, suçluluk duygusu korkuyu getirdi. Sonunda Paul'ün yokluğunun işkencesini değil de, varlığının işkencesini seçti~~~ şu cümledeki psikoloji başka hiç 1sekilde ifade edilemezdi resmen deha ürünü 1giriş paragrafı bence, yokluğundaki o korku işkencesi!!! uzun süre okuyamadım düşünmekten bu paragrafı okuyunca...
Benediktin Manastırı lmber Court'ta inzivaya çekilmiş 1grup insan arasındaki gergin, mutsuz ilişkileri anlatır. Bu insanlar burada, dışarıdaki dünyada kendilerini üzen sorunları çözmeyi ummaktadır. Ruhani gereksinimleri yüzünden çevrelerindeki insanlarla kaynaşamayan ancak hayata olan açlıkları nedeniyle de dünyadan kopuk, içe dönük 1hayatı benimseyemeyen zayıf ve kafası karışık insanlığın 1kesitini temsil ederler. Ana karakterden Michael Meade, eşcinselliğini bastırmaya çalışan ve suçlulukla hayal kırıklığı karışımı duyguları altında ezilen eski 1rahip ve öğretmendir. Okuduğum ilk kitap olan Melekler Zamanından kesitler de zihnimi yokladı, o kısımda da yine rahip üzerinden kurgu vardı. Olay örgüsü, kırık 1çanı onarma planı etrafında gelişir fakat bu, sonu gelmeyen nafile 1çabadan başka 1sey değildir. Bağları zayıf olan topluluk, yabancıların gelmesiyle çözülmeye başlar. Dora, Abbey'de bazı belgeler üzerinde inceleme yapan ve evliliklerini sürdürmek konusunda kararsızlık yaşayan araştırmacı Paul'un mutsuz karısıdır.Toby ise hem Dora'ya hem de Michael'a ilgi duyan 1genç adamdır. Toby, Dora ve Michael arasındaki durumlarla Çan, iris Murdoch'ı İngiliz Edebiyatı'nın önde gelen isimlerinden 1i haline getirmiştir.
1yandan kendi gereksinim ve arzularıyla başkalarınınki arasında denge kurma diğer yandan da hayatın ne ölçüde dinsel ülkülere göre yaşanması gerektiğini ya da yaşanabileceğini öğrenme gereksinimi duyan 1grup insanın trajik etkileşimini etkili biçimde irdeleyen ""Çan"" ölmeden önce okunması gereken 1001kitap arasında olup, iyi ve kötü arasındaki mücadele ve insan kırılganlığının ifadesidir. Çokça severek okudum, hatta şuana kadar yazardan okuduğum en güzel kitaptı diyebilirim kendi adıma, 1001kulliyatinda son kitabı ve elimdeki diğer kitabını okumak için sabırsızlanıyorum, herkese sağlıklı mutlu huzurlu keyifli okumalar dilerim...