hayret verici. hep ortak bir yerde toplaşıyorlar; uygulama satır satır mantık akıyor, bu yüzyılda "kanıtladığımız" şeyler görüyoruz ki çoktandır biliniyor. yani bu insanlar çok düşünmüş, çok görmüş ve her ne kadar dışarıdan bakınca ruhlar muhlar uçuşsa, tatliş romantik falan gözükse de aslında oldukça akılcı, mantıkçılar. fakat tüm bu akıllıca uygulamayı üstlerine kurdukları inancın, aksine hiçbir akılcı dayanağı, ispatı, gerekçesi, işareti yok. yine buna karşın öğretinin dayandırıldığı inancı alıp, başka herhangi bir inancı aynen koy onun yerine; hiçbir şey zarar görmüyor. hinduizm, budizm... hoş, fakat uygulama inancın kendisine ait olmayıp bu kadar bağımsızken, tüm bu "şizofrenik" ruhaniyete atıfın sebebi ne? insanlar sonsuzluğu seziyor, iliklerine kadar. sonsuzluğu seziyoruz, sonsuzluğu istiyoruz, ve herhangi bir şekilde ona dahil olmanın hayaliyle inançlar uyduruyoruz.