·272 syf.····Okunma: 22 Mayıs 2022 23:00 Düşük beklentiyle okumaya başlamanın getirisiyle kitap, bende hayranlıkla ya da düş kırıklığı olarak tesir etmedi.Gelgelelim konuya; sadece kitabın başında ve sonunda ismi geçen Walto'nun gemisiyle denize açılması ve kuzeye yaptığı yolculuk sırasında buz dağları arasında mahsur kaldıkları sırada kaderin karşısına çıkardığı V. Frankenstein'i gemiye alması ve esrarengiz öyküsünü dinleyip bu yabancının öyküsünü kız kardeşine mektuplar şeklinde anlatmasından ibaret. Ben de herkes gibi canavarımızın yaratıcısı olan Cenevreli bilim insanı Frankenstein'i, bizzat canavarın kendisi zannetme yanılgısına düştüm. Tüm kitap boyunca canavarın bir ismi olmayışını da saçma buldum. Onun dışında bilimkurguyla harmanlanmış etik, varoluş, tanrı sorunu gibi kavramların yazarca yorumlanışını da zevkle okudum. Özellikle kitabın başlarında simyanın üstündeki tozlu çarşafları kaldırılması, amaçsız ve bilimden uzak bir uğraş olduğu yanılgısının da belirtilmesi çok hoş. Devamında akıcı ilerleyen, ağdalı bir dili olmayan bi kitaptı. Zaman zaman iblis ve Victor arasındaki davanın haklı tarafını bulamamak ve her ikisiyle de ayrı empati kurma durumu da oldu. Keza sonu da tam olması gerektiği gibiydi. Bende derin anlamlar bırakan bir kitap olmadı ama hiç de fena değildi.