Adem'den Âdem'e
9/10
·145 syf.··
2022 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2022 18:30
"Çölde aradığın şey çölde bulduğun şeydir." Yok oluyoruz! Var olmaya dair tüm bilgilerimizi yitirdik.Bedenimize hiçlik cübbesi giydirip ruhumuzu da aynı süratle boşalttık.Merhamete,aşka olan inancımızı körelttikçe göğsümüzde koca bir yarık oluştu ve biz o yarığa alemi yerleştirsek de dolduramaz olduk.Çünkü arzularımızın küreğiyle taşıdığımız her dünya ancak yokluğumuza yokluk katabildi.Ve şimdi "Var olmak" bu yoklukta nisyanların serzenişinde hatra düşmeyi bekleyen bir anı gibi...      Sevmeyi unuttuk ilkin.Aşkı kendimizin dışında aradığımız müddetçe de daima benliğimizin gurbetinde gezindik.Benliğimizden uzaklaştıkça prangalar vuruldu ayaklarımıza da biz yine hududu zorladık ve en nihayetinde kendimizi kaybettik.Kendini kaybeden hakikate erişebilir mi hiç?Bu sefer de menfaatlerimize hakikat gömleği diktik.Attığımız her dikişte hakikat kendini hatırlatsa da ihtiraslarımız usanmadan unutturdu bize.Beceriksiz bir terzi çırağı gibi ellerimizi iğneleye iğneleye diktik lakin deryaları damlalara,sonsuzluğu faniliğe sığdırabilmek ne mümkün!İlk yırtığı vicdan açtı.Ardından ahlak,akıl, merhamet,aşk...Biz bedbahtlarsa zulüm , riya,nifak kumaşlarıyla yamalamaya kalkıştık yırtıkları.Varlığın yırtığını yoklukla yamalamak gibi beyhude bir gaye edinip ömrümüzü bu uğurda hoyratça tükettik . Üstelik asıl terzinin biz olmadığını bile bile.        Oysa ömrümüzü var olmanın ilmekleriyle dokumak lazımdı.Kıyamet günü yaratıcıya sunacağımız en kıymetlimiz yaşama güzellikler nakşederken nasır tutan ellerimiz olabilirdi ancak.Sermest fikriyatların uykusundan uyanan ve kendisine inat var olan bir ömür...İnsanın kendine  yaptığından daha güzel olan bir şey daha var mıydı ki hem? Bu yüzden var olmak da akside bizim irademizin kullarıydı.Peki biz nasıl bir kulduk?Camilerde ,kiliselerde,cemevlerindeydik ama kulluğun neresindeydik?Bilmiyoruz.İşte müphemlerle bezenmiş fani yeryüzünde aydınlık gökyüzündeki yerimizi ancak nasır tutmuş ellere talip olarak ,yani gerçek mânada yaşayarak tayin edebiliriz.      Yaşamak öğretilmedi bize.Hepimiz kendi arayışlarımızın dürbünüyle seyrettik kainatı.İçimizdeki dengesizlik dünyaya ne denli tecelli etmiş olacak ki hiç kimse aynı pencereden seyredemedi.Henüz kendini fethedemeyen ölü ruhlar cihanı fethetmeye meylettiler .Menfaatlerinin aksine hareket edenlere meşru zulümler uydurdular.İnancı kalabalıkları uyutacak bir zehre devşirdiler.İnsanlar ve kâinat arasındaki tüm münasebetler çürük ipe  dizilen boncuklar misali her geçen gün sona biraz daha yaklaştı.Mâna inceliğe dönüşe dönüşe yok oldu.Saygı,nefsin gururuna körüklük eden iki hoş(!) kelama sığdırıldı.Zavallı dünyanın biçare insanları, kurtarılmak ümidiyle çıktıkları her yolda gerek kahramanları gerekse aciz benlikleri yüzünden yokluğu adımlayıp durdular.Her yere gittiler ama hiçbir yere varamadılar.İşte onlar yaşamayanlardı.Bir müddet yeryüzünü mesken edinecek ve sonra göçüp gideceklerdi.Onların yaşamadığına kendi benlikleri dahil tüm kainat şahitti.Onlar ne güneşin doğuşundan feyz aldılar ne  bir yetimin başını okşayıp yüreklerindeki merhameti uyandırdılar ne de kalabalığın uyumuna inat yalnızlığı tercih ettiler.Belki bedenen  vardılar  lakin ruhlarının cürmü incir çekirdeğini dolduramayacak kadar yoktu.Bedenleri kabirlerinde,ruhları yoklukta çürüyüp gitti. Onlar yok oladursun bir de tüm bu yokluğa rağmen varlığın kadim çilesini yorgun omuzlarına yüklenenler vardı.Kendilerini fethetmek uğruna sevgiye ,aşka , sonsuzluğa mahkûm olanlar.İnançları,aklın aciz muhakemesinden uzak,tüm bu âlemlerin ötesinde meydana gelenler.İşte günahın içindeki affı,imtihanların gölgesindeki huzuru ancak onlar görebilirdi.Yaşamın aslında içimizdeki aşkın bir iz düşümü olduğunu kabullenen ve dünyanın ancak ömrümüze gerilen yaşam ipinde irade ve kalp arasında kuracağımız dengeyle değişeceğine kanaat getirenler giyebilirdi var olmanın ateşten gömleğini .Zaten ızdırabın derinliklerindeki aşkı tatmayanlar,ilim cevherini dilenmeyenlerin harcı da değildi varlığı bürünmek .Evvela kendini bilmek lazımdı.Kendinde Rabbini görmek ve varlık âlemini içimizdeki yokluk aynasıyla seyredebilimek lazımdı.Hiçbir vakit âhlaklarının saltanatında bencilliğin, riyâkarlığın fetvasını vermemeleri ve ruhlarını aşkla terbiye etmeleri lazımdı.Velhasıl yaşamak için ölmek ,var olmak için sık sık yok olmak lazımdı.Böylelikle ruhları,âleme doğru genişlerken bir o kadar da benliğine derinleşen koca bir "var" olacaktı.Bundan sonraysa bedenlerinin çürüyüşüne ne denirse densindi ,onları hiç alâkadar etmezdi.      Kolay değildi elbet nisyanların serzenişindeki "var olmak"ı hatırlamak.İnsan nisyan ile malüldü sonunda.Unutmak en dertsiz,zahmetsiz olanıydı ama zahmetsiz olunur muydu?Dertsiz katedilen yol menziline ulaşır mıydı hiç?Ulaşmazdı.Bu yüzden dertlenmek , ağlamak,acı çekmek ve en nihayetinde bin bir sancıyla doğmak biçilmişti ruhlarımıza .Aksi bizi aşardı.Ezeli ebedi bilinmezdi lakin bize düşen aşikârdı : Var olamak.        Var olalım ,vesselam...
Var OlmakNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 20184,812 okunma
··
1 +1'leme
·
1.534 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Güzel Aslımm... ne de güzel yazmıştın öylee, bana ilk attığın o gün kalemine bir kez daha hayran kalarak okumuştum... Veee bugün sonunda emeklerinin meyvelerini aldın.. 🎉❤. Hayalimizi gerçekleştirememiş olsak da yine de bizim için çok güzel bir serüven oldu, o hayal er ya geç gerçekleştirilecek söz verdik.. Senin de deyiminle akrep sözü 🦂:) Başarın daim olsun arkadaşım.. 💞😇
Aslı
Gönderi Sahibi
♥️♾️