Puan vermedi·100 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Mayıs 2022 23:15 Atomun en kısa tarifi olarak, “Maddenin yapı taşı” denir hep. Bu kısa tanım, bir
anlamda var oluşun en küçük manifestosudur. Mevcut her şey daha küçük
bloklardan oluşmuştur ve buna, her ne kadar onlara en küçük yapı taşı desek
de atomlar da dahildir. Diğer bir deyişle maddenin yapı taşı olsa da atomun
da yapı taşları vardır. Son yüz yıl içinde atom hakkındaki bilgimiz ciddi şekilde arttı. Bunu
temelde pek çok şeye borçluyuz ama atomları görüntüleyebilmek, bugüne kadar bilimin
ortaya koyduğu en önemli gelişmelerden biri. Gerçi bilimin en üst seviyesi diyebileceğimiz
bu kategorideki olayların her biri insanın aklını başından alacak kadar şaşırtıcı: Kara delik
fotoğrafı ve kütle çekim dalgalarının gözlemlenmesi, bunlar arasında aklıma ilk gelenler.
Fakat beni bunlardan daha fazla şaşırtan bir şey var: Tüm bu bilimsel deneylerin hayata
geçmeden önce insan zihninde şekillenerek matematikle yoğrulması ve aslında bu
düşünce kısmının, keşif-icat fitilini ateşliyor olması. Kısaca, mantığımız bu fenomenlerin
var olması gerektiği sonucunu çıkardıktan sonra bunların dünya üzerindeki
karşılığını aramaya koyuluyoruz. Nitekim yüzlerce keşif ve icat
arasında gerçek anlamda tesadüfen bulunanların sayısı çok az
(ve evet, Penisilin de böyle bulundu). Örneğin CERN’de parçacıklar
çarpıştırılırken tesadüfen ortaya çıkan bazı izlerle keşifler yapıldıysa
da çoğunlukla mevcut teoriler ışığında ortaya çıkması beklenen
bazı sonuçlar üzerinde çalışıldı. Bu sonuçların en ünlüsü ise
bildiğiniz üzere Higgs bozonu, nam-ı diğer Tanrı Parçacığı oldu.
Kısaca, bir atomun videosunu çekebilmek ya da 55 milyon ışıkyılı
uzaktaki bir kara delik görüntüsü elde edebilmek elbette
büyüleyici. Fakat insanlık, bu fenomenleri tanımlamak
için henüz ortada 100 milyon kez büyütebilen
taramalı tünelleme mikroskobu ya da gezegen
boyutunda radyo teleskobu dizisi yokken çok daha
gelişmiş bir aygıtı kullanmıştı: Zekâsını! Zihinsel
potansiyelimizi etkili bir şekilde kullanınca,
başarabileceklerimizin gerçekten de sınırı yok