·416 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Eylül 2021 12:46 Kitabı nasıl yorumlayacağımı bir türlü bulamadım. Acı, ayrılık, hasret, umut, sevgi, özlem içinde ne ararsanız var. Ve her duygu resmen içinize işliyor okurken. Tahir, Ayşe, Fahriye ve Hasan birbirine sımsıkı bağlı dört kardeş. Anneleri Asiye çocukları için nice zorluklar çekmiş emektar bir anne. Babaları Deli Rıza ise benim nazarımda kendini düşünen bencil bir adam. Ayşe evden bir boğaz eksiksin diye dedesi yaşında biri olan Halit Ağa' ya dördüncü eş olarak gider. Sonrasında gelişen olaylarla sırra kadem basar. Tahir İstanbul'a çalışmaya gider. Orada kazandığı paradan ailesine gönderir ve biraz daha rahat etmelerini sağlar. Orada evlenir. Ayşe ise gönlünü çoban Salih' e kaptırır ve onunla evlenir. Peki herşey istediği gibi gider mi? Hasan vatan sevdası için ast subay olur.
Anlatılacak yazılacak o kadar çok şey var ki.
Her birinin yaşadıkları beni derinden etkiledi. En çok ahh Fahriye diyerek okudum. Beni en çok ağlatan ise fidan gibi bir delikanlı olan Hasan oldu
'Belki de günlerin ne getireceğini bilmeden yaşamak, insanoğluna verilmiş hem en büyük mükafat hem de en büyük cezaydı.'
'İyilik de kötülük de birdir. Kötülük yapan aslında kendine bir ders satın almıştır. Zamanı geldiğinde içindeki kömürü elmasa dönüştürecek bir ders.'
'Asıl marifet, imkansızlıklar içinde verdiğin savaşlardan galip çıkmaktır. Asla vazgeçmemek, her şeye rağmen kaderin yüzüne ben hala buradayım işte diye bağıra bağırabilmek gerçek bir erdemdir. Bu yarım, sevimsiz danteller işte benim için bu yüzden bu kadar önemli.'