Mühim Bir Mesele;
Puan vermedi·264 syf.··
2022 3. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2022 20:31
Bu incelemede birtakım samimi itiraflarda bulunacağım. Ben küçüklüğümden beri ulusal ve etnik mensubiyetim konusunda bir karmaşa içinde kaldım. Evde, okulda, çarşıda, sokakta, mahallede vs büyük çoğunlukla Türkçe konuşuyorduk. Sadece köyde Kürtçe konuşma fazlaydı ama biz köyde yaşamadığımız ve ancak bir mevsimde birkaç kere köyü ziyaret edebildiğimiz için Kürtçeyi çok az öğrenebildim. Ama konuşmaya konuşmaya zamanla bu öğrendiğimin büyük kısmını da unuttum. Siyasal anlamda ise evimizde ve çevremizde bir ikilik vardı. Çevremin büyük çoğunluğu Ak Parti ve sağ-muhafazakar partilere destek veriyordu. Ama BDP'ye destek verenlerin sayısı da gün geçtikçe artıyordu. Açılımdı Çözüm süreciydi derken BDP güçlendi ve bölgemizdeki belediyeleri yönetmeye başladı. Bu arada Kürtçe tv kanalları da etkinliklerini oldukça arttırdılar. Artık aklımın ermeye başladığı zamanlarda çevremizde bir Kürt hareketi halelenmişti. Doğal olarak bizde bundan etkilendik. Diyarbakır'ı görmem gibi vakıalarda bende bir Kürt olma hissiyatı uyandırdı. Bu süreçten sonraki iki yılda ben apolitikleştim. Dolayısıyla bölgede olanlar dikkatimi çekmedi. Kürtçe konuşmayı ve siyasetle ilgili şeyler dinlemeyi tercih etmiyordum. Aslında iyi yapıyordum. Keşke hep öyle devam etseydim. Daha sonra liseye başlarken üstad Said Nursi ve eserleriyle tanıştım. Kendimi bir Nur talebesi olarak görüyordum. Siyasette ise İttihad-ı İslam'ı savunuyordum. Ve doğuştan gelen yeteneğim sayesinde ülkede cereyan eden olayları iyi anlıyorum. 7 Haziran 2015'te PKK ve Apoculuk yörüngesinde kurulmuş bir parti olan HDP zafer kazandığında bu partinin seküler-feminist bir çizgide olduğunu biliyordum ve hiç sevinmemiştim. Zaten ondan önce 6-8 Ekim olayları olmuş ve bu grup bize kabus gibi günler yaşatmıştı. 7 Haziran'dan sonra Kasım seçimleri, Hendek olayları ve 15 Temmuz gibi vakalar oldu. Hendekler sırasında lisemize Yüksekova'dan öğrenciler geldi. Bunların çoğu Feminist, Ateist ve Sosyalist gençlerdi. Dolayısıyla onlardan da HDPnin ne olduğunu çok iyi gördüm. Bütün bu olaylardan sonra Kürtçülerle arama mesafe koyup İslamcılığa yöneldim. Fakat 2017 IKBY bağımsızlık referandumu sırasında okulda propaganda yapan ve benden de destek bekleyen bir grup Kürtçü öğrenciyle aramızda tartışma oldu. Ben Türkiye'nin tavrını savundum. Ve onlar beni kodladılar. İş fiziki kavgaya ve mahkemeye kadar gitti. Aynı zamanda o sıralar sınıfımızdaki HDP üyesi Kürtçü öğrencilerde dine olan düşmanlıklarından sürekli bana sataşıyorlardı. 1 yıl böyle geçti. Fakat sonra dindar Kürt bir tanıdığım vasıtasıyla Kürt sorununa bakış açım değişti. HDPyi halen tasvip etmiyordum ama genel olarak Kürtlere karşı menfi tavrım düzelmişti. Ama çoğu zaman Kürt merkezli bir ideolojik anlayışa kaymaktan da uzak durdum. Yani ne Kürtlüğü benimsedim ne de Türk milliyetçileri gibi Kürtlüğü yargıladım. Ondan sonra felsefe, Sosyalizm, kaos filan derken hiçbir gruba dahil olamadım ve fikirsel arayışlarım bireysel bir düzeyde kaldı. Ve halen ulusal statüm konusunda kafam karışık. Kitabın içeriğine gelince yazar Said Nursi'nin bir makalede Kürtlere "Hamal" diye hitap etmesinden yola çıkarak kitaba böyle bir isim koymuş. Yazara göre Kürtlerin ulusal bir statüleri olmadığı için onlar bir hamal mesabesindeler. Bu durumdan kurtulmak için ulusal bir birlik kurmalı, kendi dillerinde eğitim görmeli ve kimlikte Kürt olarak tanımlanmalılar. Türk-İslam camiası Kürtlere karşı ulusalcı bir tavır takındığı için Müslüman Kürtler onlardan ayrı olmalılar vesaire. Kürtler haklarını silahla değil demokratik yollarla elde etmeliler. PKK ve Öcalan Kürtleri yanlış bir yolda kanalize etmektedir. Kürtler Sol veya Ümmetçi değil milliyetçi bir çizgide siyaset izlemeliler. Benim fikrime gelirsek ben Kürt milliyetçiliğini de HDP çizgisini de benimsemiyorum. Bana göre modern milliyetçilik ve devlet anlayışı tüm modern anlayışlar gibi sıkıntılıdır. Yapmamız gereken İttihad-ı İslam'ı kurmaktır. Bizler birbirimizi etnik kimliklerle tanımlamayı terk edince dünya düzelecektir.
Edebiyat
Hamal KürtMücahit Bilici · Avesta Yayınları · 2022258 okunma
·
1.608 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
eksik yada yanlış gördüğüm terimlere değineceğim. HDP'li ve Kürdçü aynı kategoride değerlendirmezsiniz. Zira Kürdçü bir HDP 'li demek HDP'yi anlamamaktur. Bilmediğinizden değil dışarıya yansıtma tarzınızdan ekledim. Hem HDP'liyim hem Kürdçüyüm gibi bir terim kullanilamaz. Ve yazarı uzun zamandır takip ettiğim için muhafazakar-milliyetçi bir Kürd imajını takınıyor. bu milliyetçilik Türkler'in yada diğer ulusların benimsediği ırkçılık çizelgesi değil. Tamamıyla Kürt halkının kendi öz değerlerine, kültürlerine sarılmaları ve korumaları ile kendi varlığına dönerek özgürleşecekkerini savunan bir ideoloji. Kendi öz değerlerine dönüşü bütün milletler için geçerli. En kısa zamanda okumayı düşündüğüm bir kitap fakat yazarın çizgisinden de anlayabileceğim üzere bahsettiğiniz milliyetçilik kendi özümüze ve değerlerimize sahip çıkma milliyetçiliğidir. Yoksa yazar ırkçı bir kişiliğe sahip değil. Bunu açıkladım çünkü milliyetçilik demek Türkiyede ırkçılık demek. Bunu hep böyle gördük.
Güneş
Gönderi Sahibi
Temel sebebi tabanın Kürt aidiyetlerini temsil eden tek parti olarak HDPyi görmesi ve bu yüzden ona destek vermesidir.
Güneş
Gönderi Sahibi
Not; Bundan sonra Kürt sorununu merkeze değil arka hatlara çekmenin daha mantıklı bir tutum olacağı kanaatindeyim.