Tanpınar'ın fevkalade üslubunu ve tespitlerini layıkıyla izah imkansızdır. Behemehal, hislerimi ifade etmek isterim.
Cemal'in İstanbul'da geçen çocukluğunu ve Sabiha'yı yazarın kelimeleriyle okuyunca, her ikisi de eşsiz bir hal alıyor. Mahallelerindeki ceviz ve erik ağaçlarının bile orada yaşayan insanlara etkisini, hayatlarındaki yerini öğreniyoruz. Sabiha'yı ise hem içeriden hem dışarıdan tanıyoruz, konuşurken yaptığı kendine has mimikleri ve el ifadeleri Cemal'in bakış açısıyla daha da sevimlileşiyor ve yüceliyor.
İnsanı en derinliklerine kadar inceleyebilen, hayatın örtülü yönlerini kelimelere dökerek aşikar hale getiren Tanpınar'ın bu kitapta ayrıca toplumsal meselelere dokunma şekliyle de karşılaşıyoruz. Anadolu'daki mücadelenin İstanbul'daki etkisini, insanları analiz etme ustalığıyla karmakarışık bir şehri ve toplumu da analiz ettiğini görüyoruz.
Kitap biraz yarıda kalmış hissi verse ve araya bizi çok uzaktan alakadar eden karakterlerin hikayeleri girmiş olsa da bu eksi yönlerin bile karakterin hayatı yaşayışına, belirsizliğine uygun olduğunu düşünüyorum, en güzel kitabı olmasa da Tanpınar'a hayranlığım devam ediyor.